İstanbul Küçükçekmece'de önceki gün sabah saatlerinde kendiliğinden çöken bir kişinin öldüğü, 8 kişinin yaralandığı 4 katlı bina belediye ekiplerince kontrollü şekilde yıkıldı. Yanındaki bina da tedbir amaçlı tahliye edildi. Enkaz kaldırma çalışmalarının ardından cadde dün sabah saatlerinde trafiğe açıldı.
3 YARALI TABURCU EDİLDİ
Binanın kaçak olan en üst katında yaşayan Türkmenistanlı bir kişi enkazda kalarak hayatını kaybetti. 8 kişi ile 6 aylık bir bebek yaralı olarak kurtarıldı. Yaralılardan 3'ü tedavilerinin ardından taburcu edilirken 6 aylık bebeğin annesi Seyitgül Babajanowa'nın durumunun ağır olduğu öğrenildi.
'BİNALAR HEP ÇÜRÜK'
Mahalle sakinleri ise şoku hâlâ atlatamadı. Son derecede tedirgin olan komşular, aynı şeyin kendi başlarına gelmesinden korkuyor. Yıkılan binaya yakın bir apartmanda oturan mahalle sakini Ayşe Buldu, "Bunlar aslında mesajdır, yaşayacağımız şeyler. Her an bizim de başımıza gelebilir diyerek önlem alınması gerekiyor. Evler hep çürük, aynısı başımıza gelecek. Oturduk bekliyoruz, bir şey yapamıyoruz. Devlet ve belediye yardımcı olsun istiyoruz, evlerimiz yenilensin istiyoruz. Her gün mezarımıza girip çıkıyoruz. Biz de devletle beraber çalışalım, yenilenelim. Yardımcı olsunlar" dedi.
'MAHALLEDEN ÇIKAMAYIZ'
Yan binada gürültüyü duyup dışarı çıktıklarını belirten mahalle sakinleri Erdal Yavuz ile Taner Kılıç ise bölgenin kentsel dönüşüme sokulması gerektiğini söyledi:
"Bu çevrede, mahallemizde eski bina sayısı fazla. Evlerin çok büyük kısmı riskli. Deprem olsa kurtulamayız. Şu çevremizdeki diğer birkaç bina daha yıkılsa mahalleden bile çıkamayız. İmar sorunu var, herkesin maddi imkânı da yetmiyor. Devlet büyüklerinin konuyla ilgilenmesi ve artık sokakların kentsel dönüşüme sokulması lazım."
'ÜFLESEN YIKILACAKLAR'
Binaların deprem olmadan yıkıldığını söyleyen Hasan Gül de "Bir an önce kentsel dönüşüme girilmesi gerekiyor, bakın bu binaların hepsi riskli ve sarsıntı olmadan, üflesen yıkılacak durumdalar. Burada 1 bina çöktü kaosu gördünüz, 10 bina çökse ne olacak? İstanbul'da binalar öncelikli konu olmalı" diye konuştu.
BİNA SAHİBİ TUTUKLANDI
Hürriyet'te yer alan habere göre, Çökmeden sonra gözaltına alınan bina sahibi Hacı Murat Gençtürk, "taksirle ölüme neden olma" suçundan tutuklandı. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, olayla ilgili bilirkişi ön incelemesinde Gençtürk'ün zemin katta bulunan iş yeri sahiplerinin binanın sallandığına ilişkin beyanlarına rağmen resmi mercilere başvuruda bulunmadığı, güçlendirilmesi için herhangi bir özel şirketle de görüşmediği belirlendi.
Binanın resmi planlarında zemin kat üzerinde 3 kat gözükmesine rağmen fiilen zemin katın üzerinde 4 kat olduğunun görüldüğü ve bu hususun mülk sahibi tarafından da bilindiği, bilinmesine rağmen bu konu hakkında da inceleme veya imarı konusunda resmi mercilere herhangi bir başvuruda bulunmadığı belirtildi. Bu eylemleriyle mülkü olan binanın yıkılmasında ve içerisinde yaşayanların ölmesinde ve yaralanmasında kusurlu olduğu ifade edildi.
BİNA SAHİBİNİN İFADESİ
Emniyet işlemlerinin ardından Küçükçekmece Adliyesi'ne getirilen bina sahibi Hacı Murat Gençtürk ifadesinde herhangi kusurunun olmadığını iddia ederken, 'Binayı ben yaptırmadım babamdan veraset yolu ile kaldı. Binada herhangi çatlak veya bir sıkıntı yoktu. Bina sallanıyordu ama sürekli önünden hafriyat kamyonları geçiyordu. O yüzden bir başvuruda bulunmadım.' dedi.
KOLON KESİLDİ Mİ?
Öte yandan bilirkişi incelemesine göre binanın yıkılmasında kolon kesilmediği belirtildi. Çökmede binada bulunan baz istasyonun etkisi olup olmadığı ise detaylı inceleme sonrası belli olacak.
DÖNERCİLER SERBEST
Döner lokantasını 2021'de tadilat yaparak faaliyete geçiren Özcan Kayar ise adli kontrol kararı verilerek serbest bırakıldı. Döner lokantasının yeni işletmecileri olan Dinçer çifti de savcılık ifadeleri sonrası serbest bırakıldı. Binanın altındaki dönercide kolon kesilmiş olabileceği iddiaları ise henüz kesinlik kazanmadı. Soruşturma kapsamında enkazda yapılan ilk bilirkişi incelemelerine göre bu aşamada kolon veya kiriş kesme yapılmadığı, buna ilişkin incelemelerin devam ettiği öğrenildi.
ÇATI KATINDA 7 KİŞİ YAŞIYORLARDI: ÇOCUĞUNU GÖREMEDİ
1988'de yapılan, üzerine sonradan kaçak kat eklenen, inşasında deniz kumu kullanılan, beton parçalarından deniz kabukları çıkan ve büyük bir gürültüyle hiç sallanmadan kendi kendine yıkılan 4 katlı binanın çatı katında 7 kişilik Türkmenistan uyruklu aile yaşıyordu.
Türkiye'ye 7 yıl önce gelen ve 4 yıl önce binaya yerleşen tekstil firması çalışanı Dovletyar Charyyev, 6 akrabasıyla yaşadığı binanın çatı katında enkaz altında kalarak hayatını kaybetti. Talihsiz adamın 1 çocuğuyla birlikte Türkmenistan'da yaşayan eşinin ikinci çocuklarına hamile olduğu öğrenildi. Cenazesi Adli Tıp Kurumu'na getirilen Charyyev, buradaki işlemlerinin ardından defnedilmek üzere ülkesi Türkmenistan'a götürülecek.
'YARIM SAATLE KURTULDUM'
Bina çökmeden yarım saat önce işe gitmek için evden çıkan Dovletyar'ın kız kardeşi Arzu Charyyev, "Alttaki dükkân telefon mağazasıyken dönerci oldu, kolon kesildi mi bilgim yok. Yarım saat önce işe gitmek için evden çıktım, binanın çöktüğünü öğrenince geri döndüm" dedi.
KUKİ'SİYLE BULUŞTU
Önceki gün meydana gelen çökme sonrası enkazdan kendi imkânlarıyla yaralı olarak kurtulan Korkut Yılmaz Akay, öldü sanılan ama 12 saat sonra Sar Akay Arama Kurtarma ekipleri tarafından çıkarılan Kuki isimli köpeği ile birlikte mutluluk fotoğrafı çektirdi. Korkut Yılmaz Akay, yaşadıklarını şöyle anlattı:
"3. kattaydım, deprem olduğunu düşünüp yatakla dolap arasında önceden planladığım yaşam üçgenine kendimi bıraktım ve kendi imkânlarımla kurtuldum. Kentsel dönüşüm konusunda vatandaşlara yardım edilmesini ve riskli binaların yenilenmesini istiyoruz."
'DENİZ KUMU KULLANILMASI ANA ETKEN DEĞİL'
KENTSEV Başkan Vekili Dr. Haldun Ersen'e göre, Türkiye'de her an kendiliğinden çökebilecek 318 yapı bulunuyor. Buna bağlı olarak yapıların uygun şekilde inşa edilmemiş olması önemli sorunları beraberinde getiriyor. Son olarak 1988'de yapılan ve inşasından 36 yıl sonra 1 kişiye mezar olan Küçükçekmece'deki yapıda da deniz kumu kullanıldığı ortaya çıkmıştı. Deniz kumuyla yapılan binaların dayanıklılığı konusunda ise pek çok kişi endişe ediyor. Deniz kumunun nasıl kullanıldığına bağlı olarak bu durumun değişebileceğinden bahseden Doç. Dr. Çağatay Belgin, Küçükçekmece'deki binanın hangi sebeplerle çökmüş olabileceğini değerlendirdi.
Doç. Dr. Çağatay Belgin, "Burada tek problem deniz kumu değil. Mühendislik hizmeti görmemiş olması ve kaçak kat çıkılmış olması statik anlamda binanın dayanımı düşüyor. 2000'lerde yapı denetimi yapılmaya başlandı. Ancak binaların yapı denetim kontrolüne girmesi 2008'de başladı. Havuz sistemi ile tam denetim ise çok daha yeni, 2018 gibi başladı. Geçmişte yapılan binalarda beton elle döküldüğü için bir yerin dayanımı 5 çıkar, başka bir yer 10. Bina 5 olan yerden kırılır. Elle dökülen beton bu nedenle sakıncalıdır. Deniz kumu kullanmak kötü bir şey değil aslında. Ancak deniz kumuyla gelen tuz ve organik maddeler betonu bozar ve demiri paslandırır. Deniz kumunun agrega çapları düzgün dağılımlı beton oluşturmaya elverişli değil. Deniz kumu direkt alınıp kullanılırsa kalitesiz beton elde edilir. Bunun için kullanılacak malzemenin tuz ve organik maddeden arındırılması gerek. Daha sonra, arada boşluk kalmayacak şekilde başka agregalarla karıştırılarak hazırlanması gerekiyor. Bu bina özelinde mühendislik hizmeti almamış, kötü beton kullanılmış, kaçak kat çıkılmış, yapı denetimi yapılmamış olması önemli birer unsur. Muhtemelen düz demir kullandı. Yapı kurallarına da uyulmamış olabilir, demirler belli miktarda, belirli aralıklar ve etriye uçları belirli açılarla koyulmalı. Biz normalde yapıları maruz kalacağından daha yüksek kuvvetlere dayanacak şekilde tasarlıyoruz. Ancak bir şekilde dış ortamdan beton ve demir için zararlı maddeler zamanla betona sızarak betonu ve demiri bozmaktadır. Bu da betonun ve demirin dayanımını düşürerek nihayetinde yapının çökmesine neden oluyor" diye konuştu.
'HESAPSIZ SONRADAN ASMA TAVAN BİLE EKLENEMEZ'
Prof. Dr. Füsun Demirel, kendi tecrübelerine yer vererek, yapıların tasarım ve inşa sürecini yurt dışından örnekler vererek açıkladı. Küçükçekmece'de çöken yapının statik problemler nedeniyle çökmüş olması ihtimali değerlendirildiğinde 1 buçuk katın kaçak olarak sonradan eklenmesi, yapıyı büyük bir risk altına sokmuştu. Milliyet'te yer alan habere göre, Prof. Dr. Demirel, asma tavanların dahi yapıya sonradan eklenmesi durumunda statik hesapların yeniden yapılması gerektiğine de dikkat çekti.
Prof. Dr. Füsun Demirel, "Tüm kurallara uygun olarak yapılan bir binaya dahi herhangi bir ekstra yük yüklenmesi durumunda, binanın dayanımının olumsuz etkileneceği çok açıktır. İç mekân çalışmaları kapsamında akustik veya yangın denetimi için yaptığımız asma tavanlar için bile statik uzmanları, bütün bu ekstra yükleri önceden bilerek ve hesaplarına ekleyerek tasarımlarını yaparlar. Aksi takdirde, binanın statik dayanımını olumsuz etkilememesi için mevcut bir yapıya sonradan bir asma tavan ilavesine dahi izin verilmez" dedi. Kendisinin tasarladığı bir projeden de bahseden Prof. Dr. Demirel, yurt dışından örnekler vererek sözlerini şöyle sürdürdü:
'ZEMİNDEN KAYNAKLI DEĞİL DİYEMEYİZ'
Yapıların inşa sürecinde en önemli noktalardan biri de zemin etüdü ve çıkan raporlara uygun şekilde inşa tekniğinin benimsenmesi. Ancak bu adım pek çok zaman es geçilen ya da yeterli özen gösterilmeyen noktalardan biri. Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Hüseyin Alan, yaptığı açıklamada belediyelerin ve yapı denetim şirketlerinin bu konuda daha hassas olması gerektiğine dikkat çekti.
Hüseyin Alan, "Bir binanın çökmesi için 3 ana neden sayılabilir. Biri, zemin koşullarının yetersiz olması ve aşırı oturmalar kaydedilmesidir. Bundan kaynaklı yapı çökebilir. 2'nci neden, taşıyıcı sistem yapısının yetersiz olması, örneğin 2 katlı olarak tasarlanan binaya kat çıkılmasıdır. Projesi yetersiz olabilir ve bunun yanında kaçak kat çıkılması bu maddede sayılabilir. Son olarak, binada kullanılan malzeme kalitesi çok kötü olabilir. Bu 3 olasılık çerçevesinde çöken bina değerlendirilmeli. 1980'li yıllarda Zeytinburnu ve Küçükçekmece çok az yapı stoku olan gecekondu mahalleleri olan yerlerdi. 1985'te çıkan İmar Kanunu kapsamında gecekondular yıkıldı ve yerlerine 5-7 katlı binalar inşa edildi. Biz olası depremde en büyük hasarın Zeytinburnu'da olacağını düşünüyoruz. O günden bu güne ise yapı denetim süreçlerinde yeterli gelişim gösterilmedi. 6 Şubat gösterdi ki milyonlarca liraya satılan rezidanslar insanlara mezar oldu. Aynısının İstanbul'da yaşanmayacağının bir garantisi var mı? İstanbul'da her an deprem bekliyoruz. Ancak hiçbir yapının zemini yerinde denetimle araştırılmıyor. Hem belediyeler ve yapı denetim kuruluşlarının bu yapıları inşa sürecinde yerinde denetlemesi gerekiyor. Bunu aynı kaçak kata benzetebiliriz. Kimse yerinde inceleyip tutanak tutmuyor. Bu yeni yapılan binalar için de geçerli, hiçbir yapı denetim kuruluşu zemin ve temel etüdünü yerinde denetlemiyor. Bu nedenle Küçükçekmece'de yaşananlar için, 'Zeminden kaynaklı değil' diyemeyiz" dedi.
BİN 378 BİNA ÜFLESEN YIKILACAK
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Deprem ve Zemin İnceleme Müdürlüğü'nün Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi'yle birlikte hazırladığı "Küçükçekmece Olası Deprem Kayıp Tahmini" raporuna göre ilçedeki yapıların yüzde 70'i deprem yönetmeliklerinin öncesinde yapılmış. İlçedeki binaların yüzde 51'i yani 20 bin 621'i 1980-2000 yılları arasında inşa edilirken, 7 bin 535 bina (yüzde 19) 1980 öncesinde yapılmış. Rapora göre depremde bin 240 bina "çok ağır", 2 bin 616 bina ise "ağır" hasar alacak, ilçede bin 500'den fazla insan hayatını kaybedecek. İlçede en çok ağır hasar beklenen yapılara sahip mahalleler ise Kanarya, Cumhuriyet, İnönü ve Cennet mahalleleri.
İstanbul genelinde ise 2000 ve öncesinde yapılmış bina sayısı 818 bin 339. Bu yapıların 555 bini 1980-2000 arasında, 264 bini ise 1980 öncesinde yapılmış. 2000 ve öncesi binaların en çok olduğu ilçelerin başını 39 bin 786 bina ile Fatih çekiyor. Bu binaların 31 bin 899'u 1980'den öncesine ait.
35 BİN ANALİZ
İBB'nin yapı stokunun tespiti ve kentsel dönüşümü hızlandırma amacıyla başlattığı ücretsiz hızlı tarama testlerinde bugüne kadar yüksek riskli ve çok yüksek riskli bin 556 bina tespit edildiği öğrenildi. Hızlı tarama testini yaptırmak için 160 bin talep alınırken, bugüne kadar 35 bin yapı analiz edildi. Bu konutların yüzde 50'si, "yüksek" ve "çok yüksek" riskli çıktı. Kendi yükünü dahi taşıyamayacak durumdaki bin 556 yapıdan 178'inin yıkımı gerçekleştirildi. Kalan binaların da sahipleri ve bulunduğu ilçenin belediyeleri bilgilendirildi.
İSTANBUL'DA KAÇ BİNA RİSK ALTINDA?
İstanbul'da yaklaşık 1.2 milyon yapı bulunduğunu kaydeden İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün, bu yapıların 800 bininin 2000 yılı öncesine ait olduğunu belirtti.
Olası bir depremde yaklaşık 200 bin civarında yapının kullanılamaz hale geleceğini öngördüklerini aktaran Akgün, "Bu binalarda 1.3 milyon hane bulunuyor" dedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki de daha önce yaptığı açıklamada "600 bin kadar konut çok riskli görünüyor ve bir an önce dönüşmesi gerekiyor" demişti. İnşaatçılar Derneği Genel Başkanı Engin Keçeli de "300 bin yorgun bina var. Bu yapılarda yaşama ısrarı, büyük risk. Bunu insanların rızasına bırakmak doğru değil. Yasal düzenleme yapılmalı" ifadelerini kullanmıştı.