Sapkın LGBT teröründe yeni skandal: ABD’deki Müslüman aileler isyan etti! Kirli ortaklık: Türkiye'de CHP-HDP-FETÖ propagandasını yapıyor

Son dakika haberi! Sapkın LGBT lobisine karşı dünya çapında tepkiler yükselmeye devam ediyor. ABD’nin California eyaletinde Ermeni-Amerikanlar, okul-aile toplantısında ilkokul çağındaki çocuklarına sapkın LGBT ve trans eğitimi dayatıldığı için tepki gösterdi. Yine ABD'de bir okulda Müslüman aileler insan fıtratına aykırı LGBT ve trans eğitim dayatmasına karşı protesto düzenledi. Aileler, "çocuklarımızı koruyun” diye bağırırken sapkın LGBT'liler ise bayrakları sallayarak “seküler okullar” diye bağırdı. ABD'de bir başka skandal ise devlet eliyle yapıldı. ABD Hava Kuvvetleri, sapkın askerlerin sözde "Onur Ayı"nı kutladı. Öte yandan dünyada ve sosyal medyada bu gelişmeler yaşanırken ülkemizde de sapkın LGBT terörü, siyasi partiler tarafından destekleniyor. Bilindiği gibi Türkiye'de CHP'nin başını çektiği muhalifler belediyelerinde sapkınlığın propagandasını yapıyor. LGBT terörü Türkiye'de TİP, HDPKK ve FETÖ tarafından destekleniyor.

Giriş Tarihi 07 Haziran 2023, 22:41 Güncelleme 08 Haziran 2023, 20:29
Sapkın LGBT teröründe yeni skandal: ABD’deki Müslüman aileler isyan etti! Kirli ortaklık: Türkiye’de CHP-HDP-FETÖ propagandasını yapıyor

ABD'nin California eyaletinde, okullarda haziranın sapkın eşcinsellere yönelik "onur ayı" olarak kabul edilmesinin görüşüldüğü toplantı sırasında karşıt gruplar arasında kavga çıktı.

SAPKIN LGBT TERÖRÜNDE YENİ SKANDAL: AİLELERE SALDIRDILAR | VİDEO İZLE

Glendale'deki okul yönetimi toplantısı, eşcinsel destekçisi grup ile eşcinselliğe karşı çıkan yüzlerce kişiyi bir araya getirdi.

Okul toplantısında, California'da haziranın sapkın eşcinselleri tanıyan "onur ayı" olarak kabul edilmesi tasarısı görüşülürken, bina dışında toplanan karşıt grup protesto gösterisi düzenledi.

Sapkın LGBT destekçisi gruplar, ellerinde gökkuşağı sembolleri ile tasarıya destek verirken, aileler ise "çocuklarımızı rahat bırakın" yazılı pankart ve tişörtlerle tasarıyı protesto etti.

3 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI
Gruplar arasındaki gerginlik ve sözlü sataşma, zaman zaman yumruklu kavgaya dönüştü. Çevrede yoğun güvenlik önlemi alan polis, karşıt grupların kavgasına müdahale ederek 3 kişiyi gözaltına aldı.

MÜSLÜMAN AİLELER HAREKETE GEÇTİ
Yine ABD'de bir okulda Müslüman aileler sapkın LGBT ve trans eğitim dayatmasına karşı protesto düzenledi.

ABD'DE MÜSLÜMAN AİLELER LGBT İÇİN HAREKETE GEÇTİ I VİDEO İZLE

Aileler, "çocuklarımızı koruyun" diye bağırırken sapkın LGBT'liler ise bayrakları sallayarak "seküler okullar" diye bağırdı.

DEVLET ELİYLE SAPKINLIK
ABD'de bir başka skandal ise devlet eliyle yapıldı. ABD Hava Kuvvetleri, sapkın askerlerin sözde "Onur Ayı"nı kutladı. Atılan mesajda, "ABD Hava Kuvvetleri, nesiller boyu LGBTQI+ hizmet üyelerini ve onların hava kuvvetlerimize katkılarını gururla takdir ediyor ve kutluyor." ifadelerine yer verildi.

SAPKIN LGBT TERÖRÜNE KARŞI DÜNYADA TOPYEKÜN MÜCADELE
Özellikle son zamalarda sapkın LGBT'lilere karşı dünya genelinde artan eylemler sonrası azgın azınlık farklı yollarla Müslümanları ve inanç sahibi diğer insanları baskı altına almaya çalışıyor.

Bunun sonra örneği ise Amerikalı yazar ve yorumcu Matth Walsh'ın 2022 yılında yayınladığı 'Kadın nedir?' isimli belgesel oldu. Belgesel LGBT lobilerinin hedefi oldu. Belgeselin yayınlandığı haber sitesi The Daily Wire, yıl dönümünde içeriği Twitter'dan da yayınlama kararı aldı. Belgeselde; Amerika'da çalışan çalışmayan, kadın erkek, genç yaşlı ve LGBT'lilere yöneltilen 'Kadın Nedir?' sorusuna cevap bulunamadı. Walsh, bu kez bilinen soruyu Afrika'da ilk kabilelerin soyundan olduğu iddia edilen Masai kabilesinin üyelerine sordu. Belgeselde oldukça ilginç anlar kayda alındı.

Söz konusu içerik yayına hazır olduğu günden bugüne tanıtım videoları dışında YouTube'un kısıtlama politikasıyla karşı karşıya kaldı. Belgeselin tamamı Netflix gibi YouTube'da da yayınlanamadı.

LGBT LOBİSİ TWİTTER'I DA ESİR ALDI
Twitter'da ise son günlerde 'Kadın Nedir?' belgeseli gündeme geldi. The Daily Wire haber sitesinin Twitter hesabı üzerinden yıl dönümünde yayınlanan belgesel tartışmalara sebep oldu. Süresi bir buçuk saat olan belgeselin yayınlanabilmesi için Twitter yetkilileri ile yapılan görüşmeler, yetkililerin belgeselin içeriğinden haberdar olana kadar oldukça olumlu ilerlerken, belgeselin verdiği mesaja dair bilgi sahibi olunduktan sonra sürecin tersine döndüğü öğrenildi.

The Daily Wire CEO'su Jeremy Boreing belgeselin Twitter tarafından sansürlendiğini ileri sürerek Elon Musk'a şikayette bulundu. Boreing, kullanıcıların içeriği izleyemediklerini, paylaşamadıklarını ve bir başka kişiyi etiketleyemediklerini belirtti.

BUNU KİM YAPTIYSA KOVULMALI
Amerikalı yönetmen Robby Starbuck ise Elon Musk'ı videonun erişimini sınırlamaya karışan herkese karşı önlem almaya çağırdı. Starbuck, "Bunu kim yaptıysa kovulmalı" dedi.

MUSK'IN CESUR KARARI: 'BUNU HER EBEVEYN İZLEMELİ'
Twitter'ın sahibi Elon Musk, 2 Haziran'da yayınlanan belgesele Twitter tarafından sansür uygulanmasının ardından başlangıçta gelen şikayetlere karşı tepkisiz kalmayı tercih ederken, cuma günü belgeseli alıntılayarak, 'Bunu her ebeveyn izlemeli' dedi ve içeriğe uygulanan erişim engeline dair tüm sansürleri kaldırdı.

TWİTTER'IN İÇERİK GÜVENLİĞİNDEN SORUMLU ŞEFİ ELLA IRWİN VE AJ BROWN İSTİFA ETTİ
Musk'ın bu paylaşımı sapkın LGBT'liler tarafından hedef gösterilirken, aile birliğinin korunmasını ve çocuklarına karşı LGBT propagandasının önüne geçilmesini önemseyen yüz binlerce kişi tarafından da desteklendi. Musk'ın sansürü kaldırtmasının ve yaklaşık 145 milyon takipçili hesabından belgesele verdiği desteğin ardından Twitter'ın içerik güvenliğinden sorumlu şefi Ella Irwin ve AJ Brown istifa etti.

170 MİLYON KİŞİ İZLEDİ
Belgesel 1 saat 35 dakika olmasına rağmen The Daily Wire tarafından paylaşıldı ve yayınlandığı dakikadan bugüne 170 milyonu aşkın kişi tarafından izlendi.


ARAMA MOTORU GOOGLE DESTEK VERİYOR
Teknoloji devi Twiter'ın aksine Google, sapkın LGBT'yi destekliyor ve sayfasında adeta festival gibi kutluyor. Google aramasına "LGBT" yazıldığı anda adeta sözde onu ayını kutlamak için rengarenk konfetiler patlatılıyor.



LGBT'YE KARŞI KURTULUŞUN YOLU İSLAM'DA
İslam'a yolculuğunu ve LGBT'ye karşı bakışını YouTube sayfasında paylaşan İngiliz Müslüman Paul Williams, sapkınlıktan kurtuluşun Müslümanlıkla mümkün olabileceğini sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımla duyurdu.



Dünyada ve sosyal medyada bu gelişmeler yaşanırken ülkemizde de sapkın LGBT terörü, siyasi partiler tarafından destekleniyor. Bilindiği gibi Türkiye'de CHP'nin başını çektiği muhalifler belediyelerinde sapkınlığın propagandasını yapıyor. LGBT terörü Türkiye'de TİP, HDPKK ve FETÖ tarafından destekleniyor.

HDPKK'DAN SAPKIN LGBT'YE DESTEK
Geçtiğimiz yıl İstanbul'da çocuklar için iğrenç bir tezgah kurulduğu ortaya çıkmıştı. İstanbul'da 'Uğur Özkan Çocuk Kültür Evi' adlı derneğin arkasında HDP'nin bulunduğu belirlenmişti. Dernekte, çocuk hakları adı altında PKK ve LGBT propagandası yapılıyor. Dernekte sözde eğitim verenler arasında HDP üyeleri ve DHKP-C sempatizanları var.

FETÖ ABD'DEKİ OKULU LGBT PİLOT EĞİTİMİ İÇİN GÖNÜLLÜ OLDU
ABD'nin New Jersey eyaletinde 2019 yılında kanunlaşan ve 2020 yılında pilot uygulamasına başlanan LGBT müfredatı eğitimi için FETÖ ile irtibatlı olduğu bilinen Bergen Art and Science Academy de başvuru yapan okullar arasında yer almıştı.

FETÖ'NÜN İLEARN SCHOOLS ŞİRKETİNE BAĞLI
Bergen Arts & Science Charter School, Kuzey New Jersey'de FETÖ tarafından işletilen iLearn Schools Inc. isimli şirkete bağlı olarak faaliyet gösteriyor.

Kuruluşun İLearnschools.org isimli resmi web sayfasında Bergen Arts & Science Academy ile birlikte, aynı isim altında, Kuzey New Nersey'de 4 (Bergen, Passaic, Paterson, Hudson) ve New York City'nin Bronx şehrinde 1 tane olmak üzere toplam 5 ayrı Charter School işletmesine sahip olduğu görülüyor.

New Jersey eyaletinde faaliyet gösteren Amerikan gazetelerinde önceki yıllarda, iLearn okullarının FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ile ilişkisi olduğu üzerine yazı dizileri çıkmış, ayrıca, yine bu okul zincirine bağlı Paterson Art & Science Charter School Direktörü Danny Necimo (Doğan Neciomoğlu) hakkında, okulda çalışan bir kadına cinsel tacizde bulunduğu iddiası ile dava açıldığı haberleri yayılmıştı.



CHP'DEN ONUR HAFTASI KUTLAMALARI
2019 yılında CHP'li belediyeler, eşcinsellerin "Onur Haftası" adı altında düzenledikleri etkinlikleri kutlama yarışına girmişti. Aralarında İstanbul, Mersin, İzmir, Eskişehir Büyükşehir Belediyelerinin bulunduğu 33 belediyenin resmi sosyal medya hesaplarında destek mesajları yayınlanmıştı.



KILIÇDAROĞLU: LGBT AİLE YAPISINI BOZMAZ
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bir tv kanalında kendisine sorulan bir soruyu yanıtlayarak "LGBT'nin aile yapısını bozmadığını" ifade etmişti.



LGBT'DEN KILIÇDAROĞLU'NA TEŞEKKÜR
Bunun üzerine bir grup LGBT üyesi CHP önüne geldi ve bir basın açıklaması yaptı. Pankartlarında "Başta CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu olmak üzere bize destek olan herkese teşekkür ediyoruz" ifadeleri kullanılıyordu.



İMAMOĞLU DA DESTEK VERDİ
CHP'li İmamoğlu, "eşcinsellerin yaşam kalitesini korumakla sorumlu olduğunu" belirtti. Sözlerinin devamında eşcinsel evliliği onayladığını ancak toplumun buna hazır olmadığını ifade etti.



HDPKK'DAN LGBT'Lİ VEKİL ADAYI
Terör örgütü PKK'nın siyasi uzantısı HDP'nin adayları sosyal medyada tartışma konusu oldu. Semyani Perizade, HDP-Yeşil Sol Parti aday adayı olarak tanıtılmıştı. Şarkıcı Perizade'nin sapkın LGBT üyesi olduğu ortaya çıkmıştı.

Sapkın LGBT'li kendini biseksüel olarak tanımlıyor. Suçu erkeklere atan Perizade, "Yani uzun süreli ve duygusal ilişkilerim hep karşı cinsle gelişti. Kadınlarla küçük çaplı romantik ilişkiler yaşamıştım. Fakat son iki yıldır hayatımda bir kadın var. "Sanırım bu bölgenin erkeklerinin düzelmeyeceğine ikna olacak kadar dilim yandı. Çok ilişki deneyimlediğimden değil daha çok uzun süren ve bitirdiğim bir evlilik sonrasında deneyimlediğim hetoronormatif ilişki ikna etti." diyerek adeta sapkınlığı itiraf etmişti.



HDP'Lİ SANCAR'DAN LGBT AÇIKLAMASI
HDP'li Mithat Sancar, Meclis'te grup toplantısında konuştuğu sırada açıkça LGBT'yi destekleyeceklerini dile getirmişti. Sancar, "Bu topraklarda yaşayan bütün halkların, inançların, kimliklerin, kültürlerin, cinsel yönelimlerin adayını arıyoruz adayını tartışıyoruz'' dedi.

TÜRKİYE'DE LGBT'NİN AYAK SESLERİ
Öte yandan Lacivert dergisi Kasım 2022'de kaleme aldığı 'Türkiye'de LGBT'nin ayak sesleri: Kirli güçleri yüksek bütçe propangada ve bütçe' başlıklı yazıda küresel terör haline gelen LGBT'nin Türkiye'nin başına nasıl sarıldığını çok çarpıcı şekilde anlatmıştı.

Söz konusu yazıda şu ifadeler yer almıştı:


TÜRKİYE'DE LGBT TARİHİ VE GEZİ EYLEMLERİYLE YÜKSELEN LGBT AKTİVİZMİ
Türkiye'de Gezi Parkı olaylarından sonra LGBT'nin ivme kazandığı herkesin malumu. Son yıllarda artan LGBT hareketi ve sosyal medyanın LGBT yanlısı içerikleri öne çıkarma ve koruma politikası aileleri endişelendirmeye devam ediyor. Peki, Türkiye'de LGBT nasıl ortaya çıktı ve hangi odaklar LGBT'yi gündemimize dayattı?

1980 askeri darbesinin ardından 19 Mart 1981 tarihinde İçişleri Bakanlığı, erkeklerin kadın kıyafetiyle gece kulüplerinde sahneye çıkmasını yasaklıyordu. 1987'de polis baskınları ile trans "seks işçileri"nin yanı sıra kimi lezbiyen ve geylerin önderliğinde kolektif bir protesto hareketi başladı. 1987'de 37 trans, lezbiyen ve gey, İstanbul'daki Gezi Parkı'nda açlık grevi yaparak kamuoyu oluşturmaya çalıştı. Protestocuları bazı sanatçılar ve aydınlar da destekliyordu. Bu on günlük açlık grevi, günümüz Türkiye "queer" (zenne) hareketi tarafından bir dönüm noktası olarak anılıyor.

1990'lı yıllarda Batılı STK'larla ilişkiler artmaya başlayarak Gökkuşağı'92 adı altında bir queer grubu kuruldu ancak kısa sürede dağılan grup uluslararası queer inisiyatifleriyle temasa geçti. Almanya'daki "Schwule International" grubunun teşvikiyle 1993'te İstanbul'da "Christop

her Street Days" çerçevesinde bir "Onur Yürüyüşü" yapmak istendi fakat İstanbul Valiliği yürüyüşe izin vermedi. Yürüyüş yapamadıkları için çeşitli queer grupları, "Lambdaİstanbul" adıyla yeni bir inisiyatif altında toplanmaya karar verdi. Türkiye'deki ilk LGBT örgütü Lambdaistanbul 1993'te, İstanbul'da kuruldu. Lambdaİstanbul'dan bir yıl sonra, 1994'te Ankara'da, siyasi çalışmasına bir queer dergiyle başlayan KaosGL inisiyatifi açıldı. Bu gruplar, 1990'lı yılların ikinci yarısında dernekleşme yoluyla kurumsal kimlik kazanmaya başladılar.1994'te Özgürlük ve Dayanışma Partisi, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılığı parti içerisinde yasaklayarak Demet Demir'i yerel seçimlerde İstanbul'dan aday göstererek Türkiye'de ilk kez bir transseksüeli aday gösteren parti oldu.1995 yılında Türkiye'nin ilk lezbiyen inisiyatifi "Venüs'ün Kızları" adıyla kuruldu.

1996 yılında ülkedeki ilk LGBT öğrenci örgütlenmesi olan LEGATO, ODTÜ'de kurularak hızla diğer üniversitelere yayılmaya başladı. 2007 yılında ilk resmi LGBT öğrenci topluluğu Gökkuşağı, İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde toplandı. Haziran 2003'te "LGBT Onur Yürüyüşü" Lambdaistanbul tarafından İstanbul'da İstiklal Caddesi'nde gerçekleştirildi. "İstanbul Pride" adındaki yürüyüş bir hafta süren bir "Onur Haftası"nın son günü düzenlenilmeye başlandı.



LGBT'LİLERİN EYLEME GEÇMESİ VE TEPKİLER
2005 yılına dek tüzel kişiliği olmayan gey ve lezbiyen inisiyatif KaosGL resmi dernek statüsüne erişti. Türkiye'de dernekleşme siyasallaşma yoluna giden bu gruplar ise bu "başarılarını", "hoşgörülü politika"lara değil, tamamen AB katılım sürecinin sonucuna bağlıyorlardı.

Bursa Gökkuşağı LGBTT Derneği Türkiye'nin ilk travesti transeksüel hakları için kurulmuş resmi derneği oldu. Ağustos 2006'da, Bursa'daki Gökkuşağı LGBTT Derneği'nin düzenlemek istediği Türkiye'nin ilk resmi izinli LGBT yürüyüşü halktan gelen tepkiler nedeniyle iptal edildi.

Hükümetin artık haddini aşamaya başlayan queer harekete karşı politika geliştirmesinin ilk örneği, Lambdaİstanbul Derneği'ne açılan 2006 tarihli dava oluşturdu. Öykü Evren Özen aynı zamanda Bursa Gökkuşağı LGBTT Derneğinin de kurucu başkanıydı. 2007 yılında Bursa'dan Öykü Evren Özen bağımsız milletvekili adayı oldu fakat YSK tarafından veto edildi. Cumhuriyet Halk Partisi Özen'i aday adayı olarak açıkladı ancak aday olarak göstermedi.

"Christopher Street Day" kapsamında ve Gezi protestolarının da etkisiyle yaklaşık 100 bin insanın katıldığı hükümet karşıtı ve LGBT destekli "Onur Yürüyüşü" düzenlendi. Böylece Gezi protestoları esnasında ve sonrasında queer ideoloji taraftarlarının siyasi hayata katılımı artış göstermeye başladı. Feminist, antimilitarist, çevreci, Kürt örgütlerle işbirliği derinleşirken, siyasi partilerle temaslar daha da artıyordu.

Bunun başlıca örneklerinden biri CHP milletvekili Mahmut Tanal'ın meclise sunduğu soru önergesi oldu. Tanal kanun değişiklikleri konusunda yürütülen tartışmalarda queer ideoloji taraftarlarının haklarının da göz ardı edilmemesini önceliyordu.

Aynı günlerde HDP ve BDP gibi kimi partiler bünyesinde queer grupları kurulmaya başlandı. Gezi protestoları sırasında ve sonrasında Türkiye'nin birçok bölgesinde yeni queer örgütler kurularak faaliyetlerini etkinleştirme yoluna gitmeye başladılar. 7 Haziran 2015 milletvekili seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi Eskişehir'den LGBT hakları aktivisti Barış Sulu'yu milletvekili adayı olarak göstererek bu sürece önemli bir katkıda bulundu. 2022 yılına gelindiğinde ise Taksim'de yapılması planlanan "Onur Yürüyüşü" için LGBT'liler harekete geçmeye başladılar. Bunun üzerine Taksim kapatıldı. Beyazıt Meydanı ve Saraçhane'de ise LGBT harekete karşıt olan aileler ve çocuklar yürüyüşte bulunarak tepkilerini gösterdiler.

LGBT HAREKETİNİ KİMLER FONLUYOR
Türkiye'de LGBT'yi yaymak için saha çalışmaları ve yürüyüşler yapıp paneller düzenleyen dernekler, son yıllarda gündemden düşmeyen Boğaziçi eylemleriyle daha da görünürleşti. Yurt dışından temsilciler ve bazı CHP'li belediyeler de LGBT'li örgütleri finanse ettikleri iddiaları var. "Kaos Gey ve Lezbiyen (KAOS GL) Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği" eşcinsel örgütler için fon rehberi hazırlayarak para alabilecekleri adresleri belirliyor ve buna göre 14 ülkedeki 59 sivil toplum kuruluşu LGBT'lilere sponsor oluyor. Bu STK'ların 22'si ABD, 12'si Hollanda, 8'i İngiltere, 3'ü Almanya ve 2'si Fransa'da. Türkiye'de de 10 büyükelçilik/konsolosluğun fon sağladığı belirtiliyor. Bunlar ABD, Almanya, Danimarka, Fransa, Hollanda, Kanada, Norveç, İngiltere ve İsviçre büyükelçilikleri ile İsveç İstanbul Başkonsolosluğu. Rehberde, fon alınabilecek kurumlar arasında CHP'li Beşiktaş, Kadıköy ve Şişli belediyeleri de sıralanıyor. Soros Fonları tarafından finanse edilen LGBT dernekleri, örgütlenme özgürlüğünü kullanarak yürüyüşler düzenlemeye devam ediyor.

BAŞLICA RACONU: QUEER OLMAK YA DA ÖYLE GÖRÜNMEK
Moda ve medya sektöründe eşcinsellere sempatik görünme konusunda büyük bir gayret var, bu herkesin gördüğü bir realite. Bunun nedenleri çeşitli ama en bariz olanı karmaşık çıkar ilişkileri ile moda ve medya dünyasında eşcinsellerin hatırı sayılır derecede söz sahibi olmaları. Bilinen bir gerçek var ki moda dünyası büyük ölçüde queer bireyi barındırıyor. Hatta queer eğilimlere sahip olmak ya da olmasa bile öyle görünmek moda sektörünün başlıca raconları arasında geliyor. Christian Dior'dan Alexander McQueen'e, Yves Saint Laurent'dan Jil Sander'a dünyanın en büyük tasarımcıları eşcinsel eğilimleriyle ya da LGBT taraftarlıklarıyla tanınıyor.

Moda yüzyıllardır, bu eğilimlerdeki birey ve gruplar için bir ifade ve deneme aracı konumunda. Walter Van Beirendonck gibi tasarımcıların seks yüklü kreasyonları ve moda haftasının podyumlarından taşan androjen bakışlar, cinsellik ile insanların yarattığı tarzın ayrılmaz biçimde birbirine bağlı olduğunu kanıtlamaya yönelik çalışmalar ön planda tutuluyor. Billboardları ve vitrinleri aynı cinsten kadın-kadın, erkek-erkek pozlarla kıyafetleri tanıtan propaganda yüklü reklamlar oluşturuyor. Masum olduğunu söylemek mümkün değil. Rudi Gernreich ise üniseks ve androjen kıyafetlerin, hem erkekler hem de kadınlar için yeni bir özgürlük alanı sağlayabileceğini söylüyor. Açıkçası queer'lik moda olabilir ama masum olduğunu söylemek mümkün değil.

ALTIN PORTAKAL'DA LGBT PROPAGANDASI
Altın Portakal Film Festivali Türkiye'nin en ses getiren sinema sanatı organizasyonlarından biri olarak her sene tartışmaları üzerine çekiyor. 59. Antalya Altın Portakal Film Festivali boyunca program içeriğini adeta söz birliği edilmiş gibi LGBT propagandası, Gezi'ye selam, tutuklu gazetecilere özgürlük gibi tek nefes ve tek dilde iktidara karşı muhalefet oluşturunca festivali takip eden izleyiciler de tepki verdi. Metin Akpınar'ın "Ben necip Türk milletinin kararlarından ödü patlayan bir sanatçıyım. O yüzden onlar seçebiliyorlar. Niye? Eğitim seviyesi ortalama beşinci sınıf" ifadeleri de bu tavra ayrıca tuz biber ekti.

Yönetmen Emin Alper'in Kurak Günler filmi, Cannes Film Festivali'nin "Belirli Bir Bakış" seçkisinde prömiyer yapmış, "Queer Palm" yani LGBT filmlerin gösterildiği bölümde de aday olmuştu. Kültür Bakanlığı destekli diyerek prestij topladığı filmi Cannes'dan ödülsüz dönmüştü. Yönetmeni, bakanlık desteği onayından sonra senaryoyu değiştirdiğini verdiği röportajda itiraf etmişti. Ama LGBT'nin ödülsüz kalmasına bazılarının gönlü dayanamadı ve Kurak Günler Antalya'da dokuz ödül aldı. Yetmezmiş gibi Iguana Tokyo filminde ensest ilişkinin açıktan verilmesi ve oyuncunun 14 yaşında olması da tartışmaları beraberinde getirdi. Açıkçası bu festival sanatsal boyutundan öte, festival boyunca kültür endüstrisinden geçer akçe almak için yaratılan muhalefet rüzgârı ve buna eklemlenen LGBT propagandası ile akıllarda yer edinmeyi başardı.

MUBİ VE NETFLİX'TE LGBT: "YENİ NORMAL" DEDİKLERİ BU OLSA GEREK
En geniş kullanıcıya sahip yayın platformu Netflix'in, televizyon içeriklerinde queer görünürlüğe en çok alan sağlayan kuruluş olması ve içeriklerin tartışmaya kapalı olması bir handikap olmaya devam ediyor. Gençlerin ve aileleri takip ettiği Mubi ve Netflix gibi platformlarda LGBT propagandası sıradan ve alışıldık bir durum haline geldi. Amazon, HBO, Fox, BlueTV, Apple TV, Netflix, MUBI gibi milyar dolarlık şirketler sponsor oldukları dizilerde LGBT temasını zorunlu tutuyor. Bu yüzden en olmadık bir film ya da dizide bile birkaç eşcinsel karakter olmazsa olmuyor. Sadece bu dijital platformlar sektörün yüzde 80'inini oluşturuyor. Bunların yanında bankalar, holdingler ve vakıf sözleşmelerinde LGBT hakları zorunlu maddeler olarak dayatılıyor, çalışanların oluşumlara katılması isteniyor. Eğer uygulamaları kullanıyorsanız zihin dünyanızda LGBT'nin istedikleri gibi normalleşmesinin yolu açılmış demektir.



"WOKE" KÜLTÜRÜ, "CANCEL" KÜLTÜRÜ: "LGBT KARŞITIYSA LİNÇ ET!"
"Cancel culture," yahut "iptal kültürü." Cancel etmek, ya da sosyal medyada yayın haliyle cancel'lamak, kişisel davranışlarda açıkça sistematik ırkçılık ve cinsiyetçilik gibi zorbalıkların kamusal alanda ifşa/işaret edilmesi yoluyla bu davranışları sergileyen kişileri sorumluluğa çağırmak olarak özetleniyor. LGBT'ye herhangi bir şekilde yan gözle bakar olur da eleştirirseniz başınıza gelecek şey özetle: Cancel ya da Woke!

Genelde, benzer sorunlardan mülhem kavram woke, söylemsel/davranışsal politik ve etik sorunları gördüğü yerde tepki gösterenler için verilen isim, diğer adıyla politik doğruculuk olarak literatüre girmiş durumda. Aslında cancel eden kişiler otomatikman woke oluyor. Cancel kelimesinin kaynağını tıpkı woke kelimesinde olduğu gibi Amerikalı Siyah aktivistler oluşturuyor. Siyahlara karşı uygulanan sistematik şiddete karşı mücadelede kullanılmaya başlayan "woke" kelimesi, 2017'de sosyal adalet ve ırksal eşitliğe vurgu yapan bir hareket tanımlanıyor. Ancak ana akım medyada bu kelime hızlı bir değişim yaşadı. Her konuda özgür, eşit ve saygılı söyleme kapı açmazsanız etiketi yiyorsunuz.

Aslında kabul görmeyen eylem ve söylemleri toplumsal cinsiyet adı altında uzun bir süredir sorunsallaştıran feminist ve LGBTI+ gruplar da, özellikle #metoo sonrası Cancel Culture'a eklemlenerek korumacılık zırhını giymiş bulunuyor. Bugün ırkçılık, cinsiyetçilik, gibi normatif dünyanın üzerinde durduğu ayaklardan herhangi birini kımıldattığınız takdirde, "Woke çetesinde cancel (cancel Türkçede linç olarak da karşımıza çıkıyor) yapıyor" şeklinde parmakla işaretlenmeniz an meselesi.

ONA DA, BUNA DA, ŞUNA DA AÇIK İMAMOĞLU TARZI SİYASET
İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu tezatlarla dolu bir profil ama muhafazakar ve ahlaki değerlerden LGBT değerlerine kadar pek çok kitleye hitap etmekten geri durmuyor. Güya özgürlüklere saygı duyan bir başkan olduğunu vurgulayarak "eşcinsel evliliklere toplum hazır değil" diyen İmamoğlu aslında partisinin konu hakkındaki yaklaşımına benzer bakış çizdiğini resmetmiş oldu. Katıldığı canlı yayında: Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın hutbesini de hatırlatan Jülide Ateş'in "Eşcinsel evlilikleri onaylıyor musunuz?" sorusuna cevap veren CHP'li İmamoğlu, "eşcinsellerin yaşam kalitesini korumakla sorumlu olduğunu" belirtti. Sözlerinin devamında eşcinsel evliliği onayladığını ancak toplumun buna hazır olmadığını ifade etti.

KILIÇDAROĞLU'NA LGBT'DEN TAM DESTEK
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, seçim vaatlerine üstü örtülü olarak LGBT'yi de eklemeyi sürdürüyor. "Telafi edeceğiz. Kaybettiğini yerine koyma vakti" sloganı ile seçim vaatlerini billboard'lara taşıyan Kılıçdaroğlu, LGBT lafını kullanmadı ama "cinsel yönelim"in yasayla dezavantaj olmaktan çıkarılacağı ifadesine yer verdi. Kılıçdaroğlu, "Etnik köken, inanç, engellilik, cinsel yönelim yasayla dezavantaj olmaktan çıkarılacak" demişti.

Kılıçdaroğlu'nun "cinsel yönelim" vaadi öncesinde de CHP'li belediyeler LGBT konusunda tepkileri çekmişti. 2019 yılında CHP'li belediyeler, eşcinsellerin "Onur Haftası" adı altında düzenledikleri etkinlikleri kutlama yarışına girmişti. Aralarında İstanbul, Mersin, İzmir, Eskişehir Büyükşehir Belediyelerinin bulunduğu 33 belediyenin resmi sosyal medya hesaplarında destek mesajları yayınlanmıştı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bir tv kanalında kendisine sorulan bir soruyu yanıtlayarak "LGBT'nin aile yapısını bozmadığını" ifade etmişti. Bunun üzerine bir grup LGBT üyesi CHP önüne geldi ve bir basın açıklaması yaptı. Pankartlarında "Başta CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu olmak üzere bize destek olan herkese teşekkür ediyoruz" ifadeleri kullanılıyordu.

TAKVİM UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN