Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'den engelli öğretmenlere atama müjdesi | Gözler Cumhurbaşkanı Erdoğan'da

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Turkuvaz dijital ortak yayınında milyonlarca kişinin merak ettiği "Engelli öğretmen atama var mı? Özel okullardaki fahiş fiyatlar için denetim nasıl?" gibi sorulara yanıt verdi.

Giriş Tarihi :28 Ocak 2025 , 19:35 Güncelleme Tarihi :28 Ocak 2025 , 22:15
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’den engelli öğretmenlere atama müjdesi | Gözler Cumhurbaşkanı Erdoğan’da

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e en çok sorulan soru "Engelli öğretmen atama var mı? Özel okullardaki fahiş fiyatlar için denetim nasıl?" oldu.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Turkuvaz dijital ortak yayınında konuştu Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Turkuvaz dijital ortak yayınında konuştu

Engelli ataması için "Sayı teklifimiz var" diyen Bakan Tekin şu ifadeleri kullandı:

Engellilerle ilgili olarak da biz yine onun Cumhurbaşkanlığı Strateji Başkanlığımızla Cumhurbaşkanlığı Personel Başkanlığıyla görüşüyoruz. Mutlaka bir engelli öğretmen atamasını yapacağız.

Sayı bizim teklifimiz var, onlarla görüşüyoruz. Sayı da yakın bir zamanda Sayın Cumhurbaşkanımız açıklayacaktır diye tahmin ediyorum.

Takvim Foto ArşivTakvim Foto Arşiv

Bir diğer merak edilen soru ise velilerden geldi. Biliyorsunuz ki özel okullardaki fahiş fiyatlar velilerin belini bükmüş durumda. Bu konuda soruşturma başlatıldığı açıklanmıştı, denetim mekanizmasında ağır cezalar olduğunu söyleyen Bakan Tekin, "Usulsüzlükler varsa, mevzuata aykırı davranan, fahiş fiyat uygulaması yaparlarsa bizimle paylaşsınlar, biz gereğini yapacağız." dedi.

Tekin şu ifadeleri kullandı:

Bu özel okul meselesinde biraz farklı algı oluşturuluyor bunlarla ilgili. Şimdi ben bu konularla ilgili ayrıntılı raporlamalar yapıyorum. Bizim gazetelerde işte belli rakamlar verdi, bir milyon liraya okul var gibi.

12 bin okuldan 22 tanesini sadece şu kadar ücret alıyorlar diye söylemek biraz hani örnekleme açısından baktığımızda da çok doğru değil. Bu bir. İkincisi, şu algı oluşturuluyor. Sanki özel okula giden, özel okulu tercih eden çocuklara biz kamusal sorumluluğumuzun gereği olarak bir okul imkanı sunmamışız gibi bir algı oluşturuluyor. Hayır, biz ilkokula başlayan her çocuk, zorunlu eğitime başlayan her çocuk için adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre çocuklarımızı bir okula kaydettiriyoruz. Ortaokula geldiğinde bir kayıt, yani bir okul imkanı sunuyoruz ve bir ayrımcılık da yapmıyoruz burada. Yani evine en yakın adres bölgesindeki okula kaydını yapıyoruz. Şimdi velilerimiz bunu istemiyorlar. Ben illa özel okula göndereceğim diyorlar. Takdir kendilerinin tabii, yani biz bu imkanı sunuyoruz. Özel okula gönderdiğinde de özel okullar farklı hizmet standartları var doğal olarak. İşte mesela bir özel okul düşünün. Yaz aylarında çocuklara meyve bahçelerinin içerisinde meyve toplatıyor yani uygulamalı böyle. Kocaman bir arazi var veyahut çok farklı sportif imkanların sunulduğu okullar var. Şimdi bu imkanı sunarken doğal olarak bunu eğitim öğretim ücretine de yansıtıyor. Şimdi ben çocuğumu hem böyle bir okula göndereceğim, hem de ortalama bir ücret vereceğim. Bu da çok doğru değil. Şimdi özel okullarda bizim görüşmelerimiz, sürekli birliklerle görüşüyoruz biz.

Onlarla yaptığımız şey şu, çocuklarını okulunuza kaydeden öğrencinin bir sonraki yıl eğitim öğretim ücretinin ne olacağı belli zaten. Enflasyon artı yüzde beş. Bundan fazla para isteyen okullar oluyor. Bizim denetlediğimiz yer burası. Burayı denetliyoruz. Geçen yıl haklı olarak kamuoyunda şöyle bir eleştiri ortaya çıktı.

"BANKACILIK ÜZERİNDEN ÖDEYİN"

Bazı özel okullar bu ücrete ilave olarak ders kitabı ya da benzeri isimler de, fahiş rakamlar da ücret tarafından. Bu yıl oturduk. Onları da konuştuk. Yönetmeliği de koyduk. Böyle bir ücret alamayacaklarını. Orayı da denetliyoruz. Şimdi bir tane konu kaldı geriye. Bu konularda bizim denetleme yapabilmemiz için velinin okula ödediği ücreti resmi hale dönüştürmesi lazım, yani cebinden para ödüyorsa, sisteme girmiyorsa, bizim şimdi yönetmeliğe koyduk aldığımız ücreti bankacılık işlemleri üzerinden.

Şimdi veli gidiyor, cebinden nakit, biz onu sistemimizde göremediğimiz için bir önceki yılla karşılaştıramıyoruz.

Benim isteğim şu, bu konuda sıkıntı olan, fahiş fiyat uyguladığını düşündükleri okullarla ilgili, bizim İl İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerimize, Bakanlığımıza ulaştırırlarsa biz direkt okullarla ilgili soruşturma sürecini yürütüyoruz. Cezai yaptırımlarımız da oldukça ağır. Bakın bunun altını çizerek söylüyorum. İlk iki yaptırımımız asgari ücrete endeksli para cezası. Üçüncü tekrarında ise kapatma cezası veriyoruz. Bu çok büyük bir ceza ve özel okullarımızın büyük çoğunluğu da bizimle bu anlamda uyumlu çalışıyorlar. Şimdi oluşturulan algı bambaşka bir algı. Bu algı hep beraber yenebiliriz. Usulsüzlükler varsa, mevzuata aykırı davranan, fahiş fiyat uygulaması yaparlarsa bizimle paylaşsınlar, biz gereğini yapacağız.

Hatta bu özel hukuk birlikleri kendileri söylüyorlar. Biz de hani haberimiz olursa biz de onunla ilgili, aramızda kendi içimizde, onu dışlayalım, onunla ilgili yaptırımlar, biz de uygulayalım diye. Onlar da çok yakıcı bir tavır içerisindeler. Ben tekrar şunun altını ısrarla çizeyim. Biz bu sene bu konuda çok ciddi tedbirler aldık. Devlet okullarında olduğu gibi özel okullarda da okutulacak ders kitaplarına bakanlık olarak basıp gönderiyoruz. Dolayısıyla herhangi bir özel okulun veliden ders kitabı için para istemesini gerektirecek bir durum yok. Bunu istiyorlarsa direkt bize bildirsinler. Yani böyle bir ders kitabı parası istiyorsa bir okul, bu legal değil, yönetmeliğimize daha yakın zaten bir ders kitabını gönderiyoruz. Başka tür kitaplar ders kitap dışında kitap satıyorlar ise orada da şunu söyleyeyim ben bu tamamen veliyle okul arasındaki ilişki ben velilerimize şunu söylüyorum bakın biz merkez sistem sınavlarını biz yapıyoruz. Yani çocuklarımızın liseye girişi ve üniversiteye girişleriyle ilgili sınavlar. Bizim kitaplarımız ve bizim programlarımızdan çıkacak. Çocuklarımızın başka bir şeye ihtiyaçları yok. O yüzden başka kitaplar almalarına da gerçekten gerek yok. Ders kitabı zaten bizim kitaplarımız. Onun dışında başka kitaplar satmak istiyorlarsa da onları da almamalarını tavsiye ederim.

Öğretmenler Odası Konsepti (AA)Öğretmenler Odası Konsepti (AA)

"ÖĞRETMENLER ODASINDA KONSTEPTİNDE GELEN FİKİRLERİ BAKANLIK OLARAK FAALİYETE GEÇİRİYORUZ"

Öğretmenler Odası konseptinde öğretmenlerin taleplerini ve sıkıntılarını dinlediğini, bazı zamanlarda ise öğretmenlerden gelen fikirleri bakanlık faaliyetlerine koyduğunu anlatan Bakan Tekin, "Bu projelerin içerisinden, Türkiye çapında hayata geçireceğimiz projeler, geçirdiğimiz projeler oldu" dedi.

Tekin'in açıklamaları şu şekilde:

Şimdi önce şunu söyleyeyim, yani bu bakanlıkta yeni değilim, yani daha önce beş buçuk yıla yakın bir müsteşarlık geçmişim var. Buraya bakan olarak başladığım gün de, o zaman müsteşar olarak yaptığımız bir şeyi bakan olarak yapmaya başladım.

Ne yapıyorum? O zaman müsteşarken tabii çok bu yaptığımız şeyler duyulmuyordu. Çünkü bürokrat olarak çalışıyorsunuz ama şimdi bu yaptığımız anında kamuoyuyla da paylaşmış olduğu herkes de haberdar oluyor. Yaptığımız şey şu, bir, her ay ilk cumartesi günü bakanlığımızın bilgi işlem birimimizden genele açık randevu takvimi oluşturuyoruz. Mesela bu ayın ilk cumartesi neredeyiz?

Ankara'da, İstanbul'da, Balıkesir'de, Bursa'da her neredeysek oradaki İl Müdürlüğümüzle konuşuyoruz, bir salon organize ediyoruz. Sonra buradan randevu takvimini açıyoruz. Türkiye'nin neresinden olursa olsun, sıkıntısı olan, bana söylemek istediğim şeyi olan öğretmen arkadaşımız orada randevu oluşturuyor kendisine ve salona geliyor oturuyoruz. Ucu açık arkadaşlarımız bizimle paylaşıyorlar dertlerini.

Karşı karşıya olduğumuz zaman, bu toplantılarda gördüğümüz bir bireysel sorunlarını aktarım arkadaşlarımız oldu.

Takvim Foto ArşivTakvim Foto Arşiv

İki, Milli Eğitimle ilgili genel anlamda önerileri olanlar oldu. Üçüncüsü de benim en çok zevk aldığım, en çok hoşuma gidenlerden bir tanesi, kendi okulunda, kendi ilçesinde, kendi ilimde bir proje uygulayan ve bu projesini heyecanla anlatan öğretmen arkadaşlarımıza, projelerinin ülke genelinde uygulanabileceği, imkanlar sunabileceğimizi, orada işte kısa, kısa süre içerisinde bize anlatabildikleri oluyor. Anlatamadıkları için randevu veriyoruz, burada geliyorlar, burada konuşuyoruz. Bir heyecanla geliyor arkadaşlarımız, çok mutlu oluyorum.

Bu projelerin içerisinden, Türkiye çapında hayata geçireceğimiz projeler, geçirdiğimiz projeler oldu.

İkincisi, buralarda öğretmen arkadaşlarımızın gerek mevzuatla ilgili, gerekse de uygulamayla ilgili eleştiri ve önerileri oldu. Ben hepsini not alıyorum ve buradan cidden beslendik açıkçası. Mesela bir sürü örnek var ama bir tanesini söyleyeyim.

Bu yaz, 2024-2025 eğitim öğretim başlarken, hayata geçilmiş uygulamalardan bir tanesi buradaki arkadaşlarımızın önerisiyle oldu. Neydi?

Sınıf öğretmenlerimiz ilkokullarda, ortaokullarda da şube tercihlerinde, öğretmen arkadaşlarımız üzerinde çok ciddi bir baskı oluyor.

Değişik sebeplerle bazı öğretmenler bölgedeki veliler ya da öğrendiler tarafından çok fazla isteniyor. Okul müdürlerimiz zan altında kalıyor,

Öğretmenlerimiz zan altında kalıyor. Şöyle düşünün, yani bir ilkokulda birinci sınıf, bu ilk defa okutacak dört tane öğretmen arkadaşımız var. Bir tanesi, herkes diyor ki benim çocuğumu Fatma Öğretmen'e yazdırın. Peki diğer üç öğretmen, yani onların düştüğü ruh hali, onların demoralize durumlarını düşündüğümüzde, bir de baskılar, okunduğunda baskı, öğretmene baskı, benim çocuğumu illa bu öğretmene yazdıracaksın vesaire.

Arkadaşlarımız, öğretmenler odasında dediler ki ya bizi bundan kurtarın. Biz de bu yaz tuttuk. Bunu belli parametreler oluşturduk.

Takvim Foto ArşivTakvim Foto Arşiv

İşte sınıfta hepsi erkek olmasın, hepsi kız olmasın, okula başlangıç yaşları itibariyle bir anomali durumu olmasın ve benzeri gibi parametreler oluşturduk. Bu parametrelere göre sınıfları kurayla belirledik.

Bu mesela orada arkadaşlarımızın söylediği düzeltilmesini istediği şeylerden bir tanesi. Mesela yine bu yıl başlattığımız, öğretmen arkadaşlarımızın çok yakın takip ettikleri il içi ya da iller arası okul tercihlerinde, yer değişikliğinde okul tercihlerinde sıra tayin dediğimiz bir uygulama vardı önceden. Öğretmen arkadaşlarımız, benim eşim de öğretmen, oradan bakardık işte şu okula gitmek istiyor öğretmen olarak tayininin, sırada kaç kişi bekliyor, onların puanları nasıl, kendi puanları nasıl, bunu görebiliyordu. Biz onu bir daha tekrar, yine öğretmenler odasındaki arkadaşlarımızın o sohbetlerdeki talepleri doğrultusunda onu tekrar hayata geçirdik, sıra tayin usulü. Buna benzer bir sürü, yani yaptığımız şeyden, bazen de şunu yaptık, burada hayata geçireceğimiz şeyleri, öğretmenler odasında öğretmen arkadaşlarımla da paylaştım. Şöyle bir şey yapmak istiyoruz.

Şimdi de var şu anda, gündemimizde olan konular var.

Onları en son ziyaret ettiğimiz öğretmenler odasında arkadaşlarla paylaştım. Yoğun bir destek oldu.

* Örneğini alabilir miyim?

Bunu söylemeyin bunu. Ama bunun gibi örneklerimiz var. Bir şey bu bir, her ay ilk cumartesi yaptığımız kurumsal resmi bir şey. Bir de ben il ziyaretlerimizde, illere gittiğimizde, böyle hani çok resmi, yemekli toplantı vesaire. Bunlara da katılmıyorum. Hatta bazı arkadaşlar da biraz eleştiriyorlar bizim ekipteki arkadaşla, beraber gittiğimiz arkadaşlar. Ya da misafir olduğumuz ildeki valimiz, siyasetçilerimiz, ya bir şey Ben onu yapmıyorum. Ben onun için geçireceğim vaktin tamamını öğretmen odasında geçiyorum. Gittiğimiz her ilde okulda öğretmen arkadaşlarla oturuyoruz. Sohbet ediyoruz. Bu da ayrıca yaptığımız şey. Yani kurumsal herhangi bir ilk cumartesi yaptığımızın dışında il ziyaretlerimizde de her ilde en az iki tane okulda, öğretmenler odasında, öğretmen arkadaşlarımızla, biri en az bir saatlik toplantılar yapıyoruz, sohbetler yapıyoruz.

Takvim Foto ArşivTakvim Foto Arşiv

İşte Bakan Tekin'e yönelttiğimiz sorular ve yanıtları:

Yani sahada aslında aktifsiniz. Orada sizin gördüğünüz ihtiyaçlar ne? Tamam onlar mutlaka öğretmenler, öğretmen adayları, belki velilerle karşılaşıyorsunuz, onlarla konuşuyorsunuz. İhtiyaç olarak ne görüyorsunuz siz?

Şöyle, mesela bir okula gittik. Bunu ismini söylemeyeyim de şimdi. Erzurum'dan Siirt'e gidecektik karayoluyla. Yol üzerinde Bingöl'de bir taşıma merkezi okulumuza gittik. Bingöl'ün Karlıova ilçesinde. Gördüğüm en önemli şey, öğretmen arkadaşlarımız kendilerinin değer verilmesini, kendilerinin bu anlamdaki yaptıklarının, fedakarlıklarının farkında olmasını arzu ediyorlar. Ve ben de bir insan olarak, gerçekten çok mutluyum öğretmen arkadaşlarımız adına. Onları görünce fedakarlıktan, böyle heyecanlarını görünce ben gerçekten çok mutlu oluyorum.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Turkuvaz dijital ortak yayınında konuştu Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Turkuvaz dijital ortak yayınında konuştu

Bence yapmamız gereken şey, Bakanlık Merkez Teşkilatı yani benden başlayıp, en ücra kişilik öğretmenimize kadar hepimiz aynı amaç uğruna, bu ülkeye, bu ülkenin çocuklarına, bu ülkenin geleceğine hizmet edeceğiz. Bu bilinci beraberce farkında olursak, aynı yolda yürürsek başarılı oluruz. Hepimiz başarılı oluruz. Milli Eğitim Bakanlığı başarılı olur. Öğretmenler başarılı olur Öğrencilerimiz başarılı olur. Nihayetinde toplum daha müreffeh, daha demokratik, daha adil, daha katılımcı bir hale dönüşür diye düşünüyorum.

Takvim Foto ArşivTakvim Foto Arşiv

Veliler de bu eğitim sürecinin en büyük paydaşlarından bir tanesi. Onların daha fazla aktif olması için yani neye yapılabilir çalışmalarımız var mı?

Bu yıl eğitim öğretimi başlarken üç tane konuyu merkezi aldık. Dedi ki bu yıl gündem üç konu olacak. Bunlardan bir tanesi de veliler, tüm sürece biraz daha farklı, katılımların sağlanması, meslek teknik eğitim ve Türkiye Yüzyılı Maarif Eğitimi. Bu üç konu gündemimizde.

Velilerle ilgili mevzu şu, şöyle bir durum söz konusu biz de böyle yapıyoruz. Çocuklarımızı okula yazdırıyoruz. Çocuk okula başlıyor. İşte Fatma hanım gibi bir öğretmenimiz var diyelim. Fatma hanıma diyoruz ki ya ben işim çok yoğun, eşimin işi de çok yoğun, yani sen benim çocuğa öğretmenlik yap babalık da yap annelik de yap kardeş de yok ya da kardeşi işte abilik ablalık da yap yani aklımıza gelebilecek bütün toplumsal rolleri öğretmene yüklüyoruz sonra da diyoruz ki öğretmen bu rolleri yapamadı. Bu rollerin zaten bir tanesini biz anne baba olarak kendi rolümüzü sağlıklı yapamıyoruz. Niye öğretmenden bu kadar fazla toplumsal rolü yüklenmesini bekliyoruz? Evet. Burada bir sıkıntı var. Biz şimdi şöyle bir süreç başlattık. Buyur dedik ki, velilerimiz eğitim öğretim süreçlerinin bir parçası olsunlar. Öğretmenimiz öğretmenlik yapsın, veliler de velilik yapsınlar.

O yüzden velilik ne demek? İyi veli olmak, öğretmene bu anlamda yardımcı olmak, çocuklarımıza yardımcı olmak için velilerimiz ne yapmalılar, bunun cevabını verdik. Bir örnek olsun diye sürekli söylediğim şey, şimdi Türkiye'deki öğretmenleri yurtdışındaki başka bir ülkedeki öğretmenle kıyaslıyorlar.

Türkiye'deki eğitim sistemini başka bir ülkedeki eğitim sistemiyle kıyaslıyorlar. Aynı değil tabii ki. Çok basit, yani bir sürü araştırma var, öğrenci verilerinin kitap okuma olanları. Diyor ki velimiz, çocuk kitap okumuyor, ben de şu soruyu soruyorum, sen günde kaç tane kitap okuyorsunuz? Bu sorunun cevabını dedim ki karşılaştırmayı böyle yapalım. Madem bütün komponentleri karşılaştırıyoruz, bunu da karşılaştıralım. Burada velilerin sürece müdahil olmak istedikleri, katkı vermek istediklerinde neler yapmaları gerektiğine dair biz bu yıl bir farkındalık oluşturma adına bazı faaliyetler başlattık. Velivizyon adıyla biz bir portal oluşturduk EBA üzerinde. Bunun içerisinde uluslararası alan da bu konuda yapılmış, yani velilerin çocuklarının eğitiminde üstlenecekleri roller ve bu rollerin çocukların başarısına katkılarıyla ilgili uluslararası alanda yapılmış bilimsel araştırmalar, yazılar, bunları paylaşıyoruz Velivizyonda.

Bir mini dizi yaptık, Ailem ismiyle. Yine orada da veli, "ben çocuğumla, çocuğumun eğitim süreciyle ilgileneceğim, üstüne düşeni yapmak istiyorum" diyen bir velinin nasıl davranması gerektiğine dair sağ olsun çok sevdiğimiz tiyatrocu dostlarımız bunu bizim için yaptılar. Yirmi yedi bölüm mini bir dizi. O da Velivizyon portalının içerisinde.

Bunun dışında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızla şöyle bir şeyi başlattık, biz bu yıl. Çocuklarımız okula başladıkları anı bir bayram havasında yaşasınlar diye, okulun ilk günü Türkiye'nin tamamında bu bayram havasını yaşatacakları Biz diye bir etkinlik yaptık. O da ailelerin yine bu anlam sürece katılım olabilir. Üçüncü bir konu da şu, okullarda rutin veri toplantılarımız var bizim.

Bakanlığımızın ilgili birimleri bu veri toplantılarında velilerle paylaş neleri paylaşmaları gerekiyor? Yani iyi örnek bulmak adına eksikliklerinin hatırlatılması adına neler yapılması gerekiyorsa onları bir sunum dosyasına dönüştürdük ve hukuk idarecilerimizde dedik ki veri toplantılarında bunu paylaşın. Yani bir veli ben ne yapayım dediğinde biz ona diyoruz ki çocuğumla nitelikli vakit geçirdik. Peki nasıl nitelikli vakit içilebilir? Bununla ilgili örnekler sunacakları bir alan oluşturduk. Bir de bunu basılı bir matbu bir metne dönüştürdük. Bilgilerimizle bunu paylaştık. Bu da çok önemli. Bir de hayat boyu öğrenme yani yaygın eğitim kapsamında Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğümüz bünyesindeki veliler için, yani ebeveynler, yetişkinler için, verdiğimiz eğitim paketinin içerisine, modüllerin içerisine bir de ebeveyn okul diye bir program ekledik. İsteyen velilerimiz, bu çocuklarının eğitim öğretim kademesine göre, yirmişer, otuzar saatlik bu eğitimlere de katılıp o yüzden biz bu yılı böyle velilerin sürecin içerisinde biraz daha katılımlarını artıracak tedbirlerle başladık.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Turkuvaz dijital ortak yayınında konuştu Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Turkuvaz dijital ortak yayınında konuştu

LAİKLİK TARTIŞMALARI: BEN PARTİMLE GURUR DUYUYORUM

Sayın Bakanım şimdi siz bir müfredat değişiklik yapıyorsunuz ve tartışma siyaset bölümünde muhalefette laiklik üzerinden yürüyor. Bu laiklik anlayışı nasıl bir şey? Yani o tarafın nasıl? Siz nasıl bakıyorsunuz?

Şöyle, tartışmayı başka bir konu üzerinden söyleyeyim. Türkiye'de maalesef bir yerleşik, hegemonik yapı var. Yaptırmayız, istemezük. İşlerine gelmediği zaman böyle diyorlar. Ben de diyorum ki bu kavramlara sizin bakışınızla benim baktığım yer arasında fark var. Şimdi başka bir örnek vereyim size. Mesela bir CHP'liye sorarsanız 1946 seçimleri seçimdir der, değil mi? Şimdi o zaman sen 1946 seçimine demokratik bir seçim diyorsan senin demokrasi anlayışınla benim demokrasi anlayışım arasında problem var. Niye? Açık oyu gizli sayısından tutun, bir sürü sorunun olduğu bir seçim. Yani CHP'li yöneticiler bile 1946 seçimlerini şöyle tanımlıyorlar. Seçimler istediğimiz gibi sonuçlanmadığı için milli iradenin tecelli etmediğine kanaat getirdik. Şimdi siz diyorsunuz ki, her şey benim istediğim gibi olsun. Ben de diyorum ki, öyle bir şey yok. O sizin dediğiniz şey, sizin dar baktığınız, kendinize göre tanımladığınız kavramsal, yaptığınız kavramsallaştırmalar. Siz öyle tanımladığınızda demokrasiyi de seçimleri de böyle tanımlıyorsunuz. 1946 seçimlerine seçim diye anlatıyorsunuz. Ben de diyorum ki siz eğer demokrasiye seçim öyle bakıyorsanız, bizim sizinle ayrılmasa da veya aynı perspektifte bakma ihtimalimiz yok. Ben çok demokratik hukuk devleti prensipleriyle bakıyorum mevzuya.

Siz de, siz de benim dediğim olacak mantığıyla bakıyorsunuz. Bunun siyaset bilimi literatüründeki adı totalitalizmdir. Benim görüşümü kabul edeceksin. Ben sana kendi görüşümü dikte edeceğim. Öyle bir dünya kalmadı artık.

O artık İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki faşist dalganın var olduğu dünyada geçerli olan bir argüman. Yani saygı duyuyorum. Onların tartışma hakları var. Onların bunları söyleme hakları var. Benim de bunları dinleyip, doğru bildiğim şeyleri yapma hakkım var. Bu gayet demokratik. Yani hiç gocunmuyorum tartışmalardan. Sadece şu cevap verince çok kızıyorlar. Evet. Yani geçen mecliste söyledim yani sizin geçmişinizde hatırlattığımda kızacağınız çok şey var. Benim mensup bulunduğum siyasi hareketin geçmişinde de yapılan her şeyde ben gurur duyuyorum. Yani bu, bu kadar.