Bugünkü
Takvim
  • Sosyal Medya
  • 11.04.2013

Aklımız tuvalette gelir

Aklımız tuvalette gelir
Hani derler ya "Türk'ün aklı tuvalette gelir" diye. Neden acaba ilginç fikirlere tuvalette imza atılıyor.
Orada oyalanacak, hipnoz etkisi olacak herhangi bir şey olmadığından, zorunluluktan düşünür insan... Boynuna televizyon, bilgisayar asılmış gibi yaşayan ve "Asla düşünme, biz senin yerine düşünürüz, alman gereken şeyleri söyleriz, asıl (!) işin tüketme işini sakın aksatma" diyen bir sistemde ya tuvalet arası ya da uykuya beş kala yastık arası özüne döner insan. Tuvalet tam bir arınma yeri olarak işine yaramayan şeylerden kurtulma imkanı sağlayan bir mekan oluyor ününe yaraşır bir şekilde... Bu eylem işyerinde gerçekleştiriliyorsa son derece normaldir. Zira çoğu çalışan için tuvalet kabini gün içinde tek başına olunabilen yegane yerdir. Eğer kurumsal bir yerde çalışıyorsanız, açık ofisteyseniz ve devamlı insanların gözü üzerinizde ise sadece tek başınıza kalmak için bile tuvalete kaçabilirsiniz. Ya da Türk insanının tuvalet dışında hiçbir eylemi yalnız yapamadığından kaynaklıyor olsa gerek. Anne karışır, baba karışır, dayı hala karışır, arkadaşlar karışır, müdür karışır, karı-koca karışır, tek başına televizyon seyrederken bile ekrandan milletvekili karışır, bakan karışır. Adama hiçbir durumda bir rahat verilip düzgün düşünmesine izin verilmediğinden aklının tek başına tuvaletteyken düzgün çalışmaya başlaması normaldir.
İnsanlar tuvalete girerken yanlarına okumak için bir şeyler almamışlarsa şayet canları sıkılacak ve önce etraftaki deterjan kutularının üstlerini okumaya başlayacaklardır. (Türkiye'deki su kaynaklarının kireç oranı haritası), daha sonra etraftaki farklı şeylere odaklanabilirler (çamaşır makinesindeki "Makineninizi bu kapağın altından tutarak kaldırmayınız" etiketi vb.) Lakin tuvalet ortamı ne kadar dinamik olabilir bilinmez, o açıdan bir zaman birimi sonunda yapacak bir şey kalmadığından düşünmeye başlanır... Kimi beste yapar, kimi dünya barışını düşünür, kimi de artık ne bileyim başka bir şeyi...
İki durumda da vücut adrenalin salgıladığı için sadece Türkler'e özgü olmadığını düşündüğüm olay. Japonlar'ın ispatladığı, Japonya'nın kalkınmasının sebebi olan durum. Tek sorunumuz yazmamak. Orada aklımıza gelenleri yazıp yapsak Türk mucizesini göstereceğiz dünyaya.

* * *
BİR FIKRA
Batan gemiden kurtulan adam, ıssız bir adaya çıkmıştı. Bu adada tek başına altı yıl geçirmişti. Bir gün denizde bir karaltı gördü.
Yaklaşan karaltı, bir fıçıya sarılmış genç bir kızdı.
Kız karaya çıkar çıkmaz:
- Kaç yıldır buradasınız?
- Altı...
Kız cilveyle: Öyleyse altı yıldır, hasretini çektiğin şeye kavuştun.
Adam: Desenize fıçı, ağzına kadar şarap dolu.



LÜTFİ ALBAYRAK


kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan TAKVİM veya takvim.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Turkuvaz olarak kişisel verilerinizi işliyor, aynı zamanda kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin aydınlatma metnine veri politikası sayfasını ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.