İstanbul, sinema dünyasında dikkat çeken bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor. NUN Eğitim ve Kültür Vakfı ile Enstitü Sosyal iş birliğiyle hazırlanan "Dünya Dekolonizasyon Forumu", özel film gösterimleriyle tarihi Atlas Sineması'nda başladı.
Sömürgeciliğin sinema perdesindeki izlerinin masaya yatırıldığı etkinlikte, zihinlerin sömürgeden arındırılması ve küresel sinemaya İstanbul merkezli yeni bir bakış kazandırılması hedeflendi.
Foruma NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Esra Albayrak, dünyaca ünlü yönetmenler, yapımcılar ve sanat camiasının önde gelen isimleri katıldı.

ESRA ALBAYRAK: "HEDEFİMİZ İSTANBUL MERKEZLİ BİR PERSPEKTİF"
Dünya dekolonizasyon meselesini sinema üzerinden yeniden gündeme taşıyan NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Esra Albayrak, etkinliğin küresel sinema sektörüne alternatif bir soluk getireceğini belirtti.
Albayrak, sömürgecilik meselesinin farklı yönleriyle ele alınmaya devam edeceğini vurgulayarak, sinemada tek merkezli anlatıların yerine çok sesli ve çok merkezli bir yaklaşımın güçlenmesi gerektiğini söyledi.

Esra Albayrak, "Bugün itibarıyla tartışacak çok konumuz var. Sömürgecilik konusu farklı yönleriyle konuşulmaya ve tartışılmaya devam edecek. Biz buna 'İstanbul Perspektifi' diyoruz. Sinemada da umut ederim ki İstanbul perspektifiyle çok sesli ve çok merkezli bir yaklaşım hakim olur. Beyaz adamın yüküne karşı, insanın yükünü kucaklayabildiğimiz bir çıkışın İstanbul'dan olmasını temenni ediyoruz," ifadelerini kullandı.
SİNEMADA SÖMÜRGECİ ANLATILARA KARŞI YENİ ARAYIŞ
Forumda, sinemanın yalnızca bir sanat alanı değil, aynı zamanda hafıza, kimlik ve kültürel direniş zemini olduğu vurgulandı.
Sömürgeciliğe karşı küresel farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen program kapsamında, yönetmen Faysal Soysal'ın moderatörlüğünde "Ekranı Sömürgecilikten Arındırmak" başlıklı panel gerçekleştirildi.
Panelde konuşan yapımcı Mehmet Bozdağ, yerli ve milli değerlerin sinemadaki taşıyıcı rolüne dikkat çekti.
Bozdağ, "Kültürümüzü doğru anlatmanın önemi büyük. Dünya çapında başarı yakalayan projeler ancak kendi medeniyet değerlerinden beslendiği sürece kalıcı olabilir," ifadelerini kullandı.
İranlı ünlü yönetmen Majid Majidi ise Türkiye ve İran'ın ortak kültürel mirasına işaret etti.
Majidi, "Türk ve İran kültürleri köklü ve güçlü bir mirasa sahip. Bu zenginliğin mutlaka korunması ve sinema aracılığıyla dünyaya doğru yansıtılması gerekiyor," sözleriyle kültürel direnişin önemini anlattı.