Bugünkü
Takvim

'in çok az bilinen yüzü

İzmirin çok az bilinen yüzü
'nın bir sözü üzerine çıkan tartışma sürüyor. 'i hiç tanımadan bilmeden, İzmir tarihini hiç okumadan klavyesi olan yazıyor. Bir şehri anlamaya çalışanlar için, ömrünü İzmir'de tüketen birisi olarak ben de iki kelam edeyim dedim. Cumhuriyet, İzmir'de nasıl bir yapı devraldı, İzmir'in ticaret ve sermaye yapısı nasıldı?

Bu yapı şehrin kültürünü nasıl etkiledi?
Bunları bilmeden bugünkü İzmir'i de anlayamazsınız. İsmini ilk kez 1984'teki imar affı sırasında duymuştum. İzmir'in şimdi ilçe olan Bayraklı semt sakinlerinin deyişiyle dağın taşın sahibi oydu. Aftan faydalanmak isteyen gecekondu sahipleri arazi sahibi olarak "Yahya Paşa Varisleri" olarak anılan kişilere ödeme yapıyorlardı. Aslen Rizeli olan Yahya Hayati Paşa, 1894-1895 yıllarında İzmir Belediye Başkanı'dır. Hemen hiç bilinmiyor, tanınmıyor ama İzmir tarihinde çok önemli birisi. İzmir'in tarihsel olarak ilk yerleşim bölgesi olan Bayraklı'daki ismini taşıyan, o zaman denizin dibinde olan 30 odalı köşkü, metruk haldeyken 2010 yılında yandı. O köşk, eskiden Ermeni Ptakos'a sonra da Paşa'ya ait olan bahsettiğim Bayraklı dağlarından taşınan taşlarla yedi yılda yapılmış. Mimarı Andon Gavano, bugün İzmir Vali Konağı olarak kullanılan Sivrihisaryan Konağı'nın da mimarıdır. Kısacası Yahya Hayati Paşa çok zengin desek klişe ve yetersiz bir ifade olur. 19. Yüzyıl'ın sonlarının ve 20. Yüzyıl başlarının muhtemelen İzmir'in en zengin Müslüman zatıdır. Çok değil, çok çok zengindir. Aslında anlatmaya çalıştığım bir kişi üzerinden bir devrin siyasi ve iktisadi atmosferidir.

Peki, bu zenginliğinin kaynağı nedir?
Türkiye'de krom madenini bulan İskoç James Borthwick Paterson'dır. Babası da İskoçya'da kömür madenidir ve bu zengin İskoç çok sevdiği İzmir Bornova'ya yerleşir. Evet, İzmir'i bilenler yanılmadı: Bornova'daki muhteşem Paterson Köşkü'nü 1860'da yaptıran kişidir. Zaten Bornova'dan İzmir'e inen demiryolu hattı oradaki Britanyalılar; Buca hattı ise İtalyanlar için, cumartesi günleri Punta'ya (Alsancak'a) inip alışverip yapıp eğlensinler diye yapılmıştır. Madenci Paterson Fethiye, Burdur, Tavşanlı ve Orhaneli'nde krom çıkarmak için imtiyaz sahibi olurken ortakları arasında Yahya Hayati Paşa da vardır.

'ECNEBİLER DEĞİL BİZ YAPALIM'
İzmir Körfezi'nde küçük, teknelerle güvensiz yapılmaktadır ve kurumsallığa ihtiyaç vardır. İlk başvuruyu bugünün düşman kardeşleri olan Göztepe ve Karşıyaka'ya çalışmak üzere diyerek 200 Karşıyakalı yapar. Dilekçede "ecnebiler değil biz yapalım" denmektedir. Başka başvurular da yapılır, üstelik çok daha yüksek fiyatlar da verilir ama vapur işletme imtiyazı 1883'te, 30 yıllığına Tüccar Yahya Hayati Efendi'ye verilir. İzmir Hamidiye Vapur Şirketi'nin ortakları; Baylozzâde Matyos, Karabet, İsayi İsahan, Arnabutoğlu Dimitri, Eskinazi Erdit ve Kazancızâde Hafız Mehmet Efendi'dir. Bu isimlerden bazıları tek başına teklif verip de imtiyaz alamayan kişilerdir. Yine isteklilerden olmasına rağmen imtiyazı alamayan ve bu şirkete de ortak olmayan devrin bir diğer büyük tüccarı Muammer Bey'le de yolları sonradan hısımlık vasıtasıyla pek çok noktada kesişecektir.Yahya Hayati, ayrıca develerle palamut getirip deniz yoluyla ihraç etmektedir. Gelen palamutları depolamak için Palamut Hanı'nın yaptırır. İzmirliler bile bu han nerede diyecektir? Tarihi Kemeraltı'ndaki Halim Ağa Çarşısı'na gittiklerinde Ali Paşa Meydanı'na girişteki kemerin üzerindeki palamut işaretine dikkat etsinler. O işaret Palamut Han'ın orada olduğunun delilidir. Bu ayrıntıya gerek duyduran şey hanın kendisi değil. Yahya Hayati'nin bu hanın yarı mülkiyetini verdiği Salih Ağa'dır. Yahya Hayati'nin dışında dikkat çektiğimiz iki ismi unutmayınız lütfen: Muammer Bey ve Salih Ağa... İzmir deyince aklınıza ne geliyor, şehrin simgesi Saat Kulesi değil mi? O zaman bu isimlerin hepsini, şehrin başlıca randevu yeri olan Saat Kulesi'nin önünde buluşturalım... Yahya Hayati Paşa'nın Belediye Başkanlığı'nın süresi çok kısa dikkatinizi çekmiştir. Bunun nedeni İngiliz konsoloshanesinde çıkan bir yangın esnasında Paşa'nın konsolos görevlisi tulumbacıyı tartaklaması sonucu oluşan diplomatik kriz. Yahya Hayati'nin dört kız evladı olmuş. Üçüncü kızı Mediha Hanım, 'nın büyük oğlu Faik Bey'le evlenir. Ragıp Paşa, Yahya Hayati'den önceki İzmir Belediye Başkanı'dır. Halef-selef başkanlar dünür olur. Ragıp Paşa, 'ün eşi Latife Hanım'ın da dayısıdır. Üstte bahsettiğimiz Muammer Bey de, Latife Hanım'ın babası ve 1924'te İzmir Belediye Başkanı'dır. Mustafa Kemal, Latife Hanım'ı babası yurt dışında olduğu için Ragıp Paşa'dan istemiştir.

ATATÜRK VE RAGIP PAŞA
Ragıp Paşa'nın küçük oğlu Mehmet Ali Bey'in torunu merhum Ragıp Akatürk, İzmir'de bilinen adıyla "Turna Ragıp", Safiye Ayla'nın hayat arkadaşıydı. Ragıp Bey, Safiye Ayla'nın ilk sevgilisi, devrin ünlü gazetecisi Naci Sadullah'ın yeğenidir. İsminin kaynağı dedesi Ragıp Paşa da çok zengin birisidir. Aileyi çok iyi tanıyan İzmirli Gazeteci Yaşar Aksoy, yakın dostu Ragıp Akatürk'ün ölümünden sonra şunu yazmıştı: "Hiç evlenmedi, hiç işte çalışmadı. Çifter Amerikan arabaları, çifter yatları, çifter motorsikletleriyle bohem ve hızlı yaşayan bir aristokrat şövalye idi." Yahya Hayati Paşa'nın küçük kızı Mevhibe Hanım'ın oğlu sanat çevrelerinde çok iyi bilinen merhum Prof. Hayati Görkey'dir. İzmir Saat Kulesi'nin önündeki randevumuzda sadece Hamalbaşı Salih Ağa eksik kaldı ya da kaldı mı acaba? Çünkü Salih (Mayda) Ağa, ömrünün büyük bölümünü Saat Kulesi'nin mimarının eseri olan bir köşkte geçirmiştir. Malum İzmir sıcak yer; devrin İzmir Valisi Kâmil Paşa, şehrin en esintili yerine bir köşk yaptırır ve oğluna verir. İşte o köşkü sonradan satın alan Salih Mayda olur. İzmir'de kime sorsanız Ayşe Mayda ismini bilir, köşk de o köşkün bulunduğu 126 Sokak da kendi ismiyle anılır. Ayşe Hanım, İzmir Amerikan Koleji'nin ilk Müslüman kız mezunlarından ve sonra da ilk Ortodonti hekimlerinden birisidir. Kendisi hayvanseverliğiyle bilinir ki ben de kendisini tanımasam bile bu özelliğini çok severim doğrusu. 1916 Doğumlu olmasına rağmen dolaşır, hayvanlara sahip çıkar; köşkünün bahçesinde de çok sayıda kedi ve köpek bulunur. Mustafa Kemal ile Latife Hanım'ın evlendiği Uşakizâde Köşkü arasında da yaklaşık 50 metre vardır, komşu köşklerdir yani. Bendeniz Safiye Ayla'yı tesadüfen bir kez uzaktan gördüm.

O da Ayşe Mayda'nın köşküne girerken...
Ne ilgileri var mı diyorsunuz? Türkiye'de ilk kadın pantolonunu diktiren kişi olan Ayşe Hanım'ın en yakın arkadaşları Suna Akatürk (İzmir Hayvanseverler Derneği Başkanı) ile Senay Keller kardeşlerdir ki kendileri Ragıp Akatürk'ün kız kardeşleridir. Yahya Hayati Paşa'nın üçüncü kızı Gülfem Hanım, Şair Tokadizâde Şekip Bey'le evlenmiştir ama mutsuz ve sonuçları çok acı olan bir evliliktir bu. Neyzen Tevfik'in de hocası sayılır. İttihat ve Terakki'nin İzmir kurucularındandır ve çok da etkili bir üyesidir.

Şekip Bey, Tokat'tan İzmir' gelmiş varlıklı bir ailenin çocuğudur.
1890'da Gülfem Hanım'la evlenir. İki oğlu, bir kızı olur. Büyük oğlu Kemal 4 yaşında ölür. Küçük oğlu Nasır'ın 28 yaşında tifodan öldüğü haberini alır almaz cebindeki oğluna ait silahını kalbine sıkar. Yıl 1932'dir. Karşıyaka'da bir kahvehanede, intihar edeceğini anladıkları için yanından ayrılmayan arkadaşlarının gözü önünde. Cebinden çıkan vasiyetnamesinde şöyle yazıyordu: "Nasır vasiyet etti. Soğukkuyu'nun ilerisinde Hali Ağazade Halil Bey'in yanına, mezarların birine gömülecek. Annesine, kardeşine, birkaç dostumuza bu vasiyeti bildirdim. Beni de onun yanına gömünüz. Yeni tabut istemem. Üzerime bir şey örtülmeyecek. Soğukkuyu Camii şerifinden bir tabut getirilmesini rica ederim."

TAYFUN ER


60 SANİYEDE SON 24 SAAT

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan TAKVİM veya takvim.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.