İnsanlık dışı bir ücretle, insan gibi yaşamaya çalışıyorum.
Ve hala komşularıma karşı yüzüm güleç, çocuklarıma karşı umut adamı, karıma karşı sevecen adamı oynuyorum.
Hayatın zorluklarına nanik çekiyorum.
Benimki dikenli teller üzeninde dans.
Bu ülkede işçiler kendi kaderlerini kendileri yazdığı içindir ki, ne ağlamaya hakkımız var, ne de birilerine gücenmeye! (Bir işçi)
Sayın Başbakan!
Seçimlerde söz vermekle, emeklilere ve işçilere simit parasını zam diye vermek arasında bir uçurum var.
Ben iki seçimde size oy verdim, ama siz bizlere, krizden önce de bir şey vermediniz! (Bir işçi)
Krize karşı bizleri uyarsaydınız, yaptığınız zamdan çok daha fazlasına sahip olurduk.
Bilmelisiniz ki...
Kriz teğet geçmedi Sayın Başbakan.
Bizleri deldi geçti. (Bir işçi)
Sayın Başbakan!
Bir işçi ailesinin, akşam sofrasını görmenizi isterim. Bir babanın, çocukları karşısındaki ezikliğin resmini.
Bilmelisiniz ki, sefalet işçilerin en suskun çığlığıdır. (Bir işçi)
Hiçbir "Taraf" değilim Sayın Başbakan!
Ne ihbarcıyım, ne gammazcı, ne fırsattan istifade eden iktidar yalakası.
Kim haksızlık yaparsa, onun karşı tarafındayım.
Bizim gibi işçilerin yaşamak hakkı yok mu? (Bir işçi)
60 yaşındayım.
Bütün Başbakanlar omuzlarımı çökertti.
Sizi bizden yana olursunuz zannetmiştim.
Son umudumu da siz tükettiniz! (Bir emekli)
Unutulmuş sokaklardaki eski şarkılar gibiyiz. Ne sokakları doldurabiliyoruz artık.
Ne şarkı söyleyebiliyoruz.
Yaşamak bizlerin de hakkıydı Sayın
Başbakan. (Bir işçi)