Başbakan Erdoğan'ın son Libya hamlesini çeşitli boyutlardan değerlendirmeliyiz. Çünkü Türkiye'nin Libya hamlesi sadece Libya'ya yönelik olmanın ötesinde anlam kazanmaktadır.Türkiye'nin, Libya'ya yönelik harekat sorumluluğunu, Fransa'yı devre dışı bıraktırarak NATO komuta-kontrolüne kaydırtması, sadece Sarkozy'yi komaya sokmamış, Türkiye'nin, 'tarihi hinterlandı' ve doğal 'nüfuz alanı'nda 'Fransa İnisiyatifi'ni (esnek karar verebilme gücü veya yetkisi) kırmıştır.
Türkiye'nin, Libya hamleleri bir taraftan doğru ve başarılı bir diplomasiye ve siyasete işaret ederken, diğer yandan Fransa'nın artık Ortadoğu bölgesindeki aktörlüğünün de sonunu getirmeye yönelik sonuçlar verecektir. Tarih yazacaktır, Sarkozy Libya'nın ötesinde, büyük oyun sahası Ortadoğu'da da darbeyi yemiştir.
Bir örnekle anlatırsak, satranç oyununda, bir hamle sadece bir hamle değildir, bir başka hamlenin hazırlığı manasındadır.
Tüm hamleler, sonuçta satrancın en büyük taşı 'şah'ı teslim almak üzere yapılır. Türkiye'nin Libya hamlesi, onun ötesinde Suriye, Lübnan ve Mısır hamleleridir.
Birinci dünya savaşını, yani 100 yıl önceyi hatırlayalım.
Osmanlı İmparatorluğu parçalanıyor. İngiltere, Irak'ı ve Filistin'i işgal ediyor. Fransa, Suriye ve Lübnan'ı alıyor.
Gaziantep'i, Hatay'ı, Adana'yı işgal ediyor. Türkiye kurtuluş savaşı ile Fransa'yı Türkiye bugünkü sınırlarının dışına atıyor ama Suriye'de, Lübnan'da Fransa'nın yıllardır at koşturmasına engel olamıyordu.
Suriye'nin geleceği
Yüzyıl sonra, Türkiye başını kaldırdı, tarihi genlerini konuşturuyor. Ortadoğu'da bölgesel güç konumunda. İsrail'e açıkça meydan okuyor. Filistin davasının ve Gazze'nin büyük sesi. Suriye ve Lübnan ile vizeleri kaldırmış. Araplar'ın sevdiği, sözünü dinlediği bir ülke konumunda. Siyasi, ekonomik, stratejik anlaşmalar yapılıyor.
İşte böyle bir tabloda, Erdoğan'ın hamlesi sadece Libya'da değil, Suriye'de, Lübnan'da, Filistin'de Fransa'nın nefesini kesmeye yöneliktir.
Ortadoğu'da Arap halkının 'özgürlük' arayışının estirdiği fırtına, şimdi Suriye üzerinde...
Türkiye'nin bölge politikasındaki en yakın müttefiki Hafız Esad, önemli bir virajda. Gelecek günlerde, Suriye, çok daha önemli ve ön planda bir ülke konumuna girecek. Türkiye için siyaset ve diplomasi açısından çok daha hareketli günler yaşanacak.
Suriye Devlet Başkanı Esad'a, Erdoğan'ın aylardan beri, dost ve kardeş uyarılarda bulunduğunu biliyoruz. Büyük hata yapmaması, Libya'da Kaddafi'nin düştüğü konuma düşmemesi için en büyük yardımcısı Türkiye olacaktır.
Bu gelişmeler olurken, Sarkozy, Türkiye'nin Libya hamlesi ile neler kaybettiğini daha iyi anlayacaktır.
100 yıl önce işgal ettiği, büyük oyunlar oynadığı Suriye'de, Lübnan'da ne hallere düşeceğini görecektir. Artık, bölgede Türkiye büyük aktörlerden birisidir. Fransa, yüzyıl öncenin tarih sayfalarına itildiğini kısa zamanda anlayacaktır ama Cumhurbaşkanlığı'nda Sarkozy değil, bir başka isim, büyük olasılıkla Le Pen olacaktır.
Erbil ziyaretinin anlamı
Bir Türk Başbakan'ı, ilk defa Irak Kürt Özerk Bölgesi başkentini ziyaret edecek. Önce Bağdat'a sonra Erbil'e gidecek Başbakan, Kürt bölgesine geçerek sembolik önemi, içeriğinden çok daha büyük anlam taşıyan temaslarda bulunacak.
Önümüzdeki hafta, bu açıdan tarihi bir gelişme yaşanmış olacak. Bu ziyaret sırasında, temel sorunlarımızdan birisi PKK'nın konumunun ele alınması, Barzani yönetiminin neler yapabileceğinin değerlendirilmesi, PKK'nın, Kuzey Irak Kürt bölgesinde tasfiyesinde izlenecek yöntemlerin ele alınması bekleniyor.