CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Libya olayı ve Kıbrıs'ın önemi

Eklenme Tarihi 28 Mart 2011
Türkiye'nin stratejik beyinleri, Libya'da Kaddafi'ye karşı hava harekâtı düzenleyen uluslararası koalisyonun en önemli destekçilerinden İngiltere'nin, operasyonlar için Kıbrıs'taki üslerini kullanmasını, Kıbrıs'ın önemini ve stratejik özelliğini bir kez daha gözler önüne serdiğine işaret ettiler. İngiltere'nin ülke dışındaki en büyük deniz üssü olan Rum kesimindeki Ağrotur'u hemen devreye sokması, çok sayıda savaş uçağının yanı sıra erken uyarı ve keşif uçaklarını sevk etmesi dikkatlerden kaçmamıştı.
Mavi Marmara olayı, İran'ın doğu Akdeniz'e gönderdiği gemiler, İsrail'in Kıbrıs Rumları ile Kıbrıs açıklarında petrol arama çalışmalarına başlaması, Rum kesimine İsrail Başbakanı Netenyahu ve Alman Başbakanı Merkel'in ziyaretlerini ve Avrupa Birliği'nin Kıbrıs'ı ele geçirme planlarını beraberce düşünürsek, nasıl bir 'ada'dan bahsettiğimiz daha net olarak ortaya çıkıyor.
Kıbrıs'ın Türkiye için olan jeolojik ve stratejik önemini gösteren büyük önder ATATÜRK'ün 1930'lu yıllarda Antalya bölgesinde yaptığı veciz konuşmaya dikkat çekildi: "Efendiler, Kıbrıs düşman elinde bulunduğu sürece bu bölgenin ikmal yolları tıkanmıştır. Kıbrıs'a dikkat ediniz. Bu ada bizim için çok önemlidir."
Libya olayı başlamadan önce Başbakan Erdoğan'ın, "Kıbrıs bizim için çok önemlidir, Kıbrıs bizim için stratejiktir" sözlerinin de gelişmelere paralel olduğu vurgulandı.
Doğu Akdeniz, Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının birbirlerine yakın ve birleştiği, oldukça geniş ve önemli bir coğrafyayı; Kıbrıs adası da, Doğu Akdeniz'i kontrol ediyor.
Doğu Akdeniz tarihin başından bu yana da, 1990 sonrasında olduğu gibi bütün ticarî yolların kesiştiği bir kavşaktı. Bugün de Hazar'da ve doğusunda hammadde kaynakları yönünden zengin, büyük bir pazar alanı var.
Doğu Akdeniz ve Kıbrıs adası, Cebelitarık Boğazı, Süveyş Kanalı ve Karadeniz üzerinden işleyen deniz ticaretini kontrol edebilmesi nedeniyle ayrı bir öneme sahip.
Yine Doğu Akdeniz ve Kıbrıs adası, Ortadoğu ve Hazar Bölgesi enerji merkezleri ile bu merkezlere ilişkin boru hatlarını kontrol ediyor. Önümüzdeki dönemde bölgede kaçınılmaz olarak gündeme gelecek su sorununda da, su paylaşımında da, su ticaretinde de Kıbrıs tartışılmaz bir öneme sahip olacak.
O nedenle Ada'ya sadece 71 km. uzaklıkta olan ve Doğu Akdeniz'i kuzeyden tamamen çevreleyen kıyılara sahip Türkiye için, Kıbrıs'ın "dost olmayan kuvvetlerin" eline geçmesi, bütün ülkenin siyasî, askerî, iktisadî ve malî güvenliği ile ulusal güvenlik sistemini havaya uçurur. Bunlar, büyük resme bakıldığında Kıbrıs'ın Türkiye için ne kadar önemli olduğunu gösterir.

NE GEREKİYOR?

Bu ayın başında, Kıbrıs için yapılan bir toplantıda, KKTC Meclis Eski Başkanı İsmail Bozkurt "Kıbrıs Türk Halkının Var Oluş Savaşımı ve Devletleşme Süreci" başlıklı bilimsel tebliği ile tarihsel sürece ışık tutmuş, 1571'de adanın Osmanlı hâkimiyetine geçmesi ile Kıbrıs sorunun başladığını beyan etmiştir. Ona göre Avrupalılar adanın Türk hâkimiyetine geçmesini asla kabullenmemişlerdir. 1814'te Mora İsyanı'nı Kıbrıs'a sıçratarak buraya yansıtılmak istenmiştir. 1821'de Roma'ya kaçan Kıbrıslı papazlar 1. Kıbrıs Birlik Deklarasyonu'nu yayınlamışlardır.
1914'te İngilizler adayı ilhak etmişlerdir''demişti. Stratejik beyinler, "AB açısından 'çözüm' adada mevcut ihtilâfın giderilmesi değil, adanın bir an önce AB sınırlarına dâhil edilmesini ve Türkiye'nin Doğu Akdeniz'den enterne edilmesini hedefliyor" dediler.
İngilizlerin işgali gizliden sürüyor. Kıbrıs'ta her konu konuşuluyor ama İngiliz üslerinden kimse neden bahsetmiyor? KKTC Cumhurbaşkanlığı E. Müsteşarı Ergün Olgun, "Kıbrıs'ta sürecin son durumu" başlıklı konuşmasında, önemli konulara değinmiş. "Kıbrıs'ta, siyasi eşitlik, iki kesimli kurucu devlet prensibi, Türkiye'nin garantörlük konumunun korunması mecburiyeti vardır" diyerek, Kıbrıs'ta Türkiye'nin ne yapması gerektiğini açıkça ortaya koydu...