CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Değişimin gücü referandumda görülecek

Eklenme Tarihi 12 Temmuz 2010
Bugün Türkiye demokratik bir değişim sürecini yaşamakta. Vesayet rejimi, güdümlü demokrasi, yerleşik köhne statüko sarsılmaktadır. Devlet kurumlarını kuşatmış oligarşik yapı artık ülkeyi, toplumu taşıyamaz durumdadır. Gücünü halktan almayan derin devlet formatı, ülkeyi yönetmekten ziyade kontrol eden, yönlendiren, güdemediği, halkını tehdit olarak gören, milletin değerleriyle çatışan, anarşi ve terör üreten, küresel güvenlik endişelerine göre toplumsal mühendislik operasyonlarıyla sosyal yapının tabii gelişmesini engellemek için son çırpınışlar içindedir. Anadolu insanı artık uyanmıştır. Hak ve özgürlüklerinin bilincindedir. Bürokratik katı devletçi baskılarla, korkularla yönetilemez. Halk artık kendi değerleriyle, yaşam tarzlarıyla devletten vatandaşlık haklarının tamamına eksiksiz talip olmaktadır.Bu Anadolu dalgası; kendi siyasetini, kendi ekonomisini, kucaklaşacağı devlet yönetimini, insanca yaşamanın standartlarını biliyor ve istiyor. Türkiye artık eski Türkiye, halk artık eski halk değildir. Siyasetteki değişim, bürokrasideki değişim, ekonomideki değişim, sosyal yapıdaki çeşitlilik bunun apaçık göstergesidir. "Böyle gelmiş hep böyle gidecek" düşüncesinde olanlar; birlikte bir arada yaşamayı, ortak olan her şeyi paylaşmayı, halkı ve değer yargılarını kabullenmeyi öğrenmek, gerçek demokrasiyi özümsemek ve anlamak zorundadır. İşte Türkiye'nin değişim dinamiğinin sosyolojik temeli budur. Bu değişim Türkiye'de her bölgede, her katmanda, okulda, sokakta, devlet dairesinde, siyasette, ticarette ve her alanda kendini göstermekte ve hissettirmektedir. Türkiye bunu kendi devlet kurgusunda, siyasal alanında, yönetim anlayışında, sosyal bünyesinde başarabilirse büyük devlet olacak. Türk dünyasına, İslâm dünyasına çağdaş insani demokratik değerler üzerine, refah, barış ve güvenlik ihraç edebilecektir.

PKK ve DTP'nin telaşının altında ne yatıyor?
Bazı odakların referandum öncesinde 'terör kartını' kullanacakları beklenmelidir. Referandumun BDP'yi neden telaşlandırdığı üzerinde dikkatle ve önemle durmalıyız. Barış ve Demokrasi Partisi (BDP)'nin "hayır" değil de "boykot"u tercih etmesini, bunu "yeni anayasa istiyoruz" argümanı ile açıklamaya çalışmasının arkasında çok daha ciddi bir komplo olduğu düşünülmelidir. İmralı Cezaevi'ndeki Abdullah Öcalan'ın telkinleri doğrultusunda KCK tarafından alınan kararı uygulamaya soktukları net ve açık ortada. Sessiz çoğunluk Kürt vatandaşlarımızın sandığa gitmeleri durumunda "evet" oyu verecekleri görünüyor. Onun için, KCK, DTP ve PKK'nın, halkın sandık başına gitmemeleri için her yola başvurmayı planladıkları anlaşılıyor. Özgürlükleri genişletecek bu adımlardan terör örgütü ile arkasındaki güçlerin rahatsız olmaları neden? Çünkü demokrasinin daha ileri noktalara geçişi, PKK ve DTP tabanının kaymasına, halkın demokratik hayata daha yakın olmasını sağlayacaktır. Gelişen ve büyüyen Türkiye, tabanlarını onlardan koparacaktır.