Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu yazdı: Namaz dinin direğidir

Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu 11 ayın sultanı Ramazan'da Takvim okuyucularıyla bir araya geliyor. Hatipoğlu, bugünkü köşesinde "Haset, iyilikleri yer bitirir" başlıklı yazısıyla okurlarımızdan gelen soruları yanıtladı. İşte Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu'nun 11 ayın sultanı Ramazan ile ilgili 28 Nisan 2021 tarihli yazısı...

Kaynak GAZETE Giriş Tarihi 28 Nisan 2021 Güncelleme 28 Nisan 2021, 07:00
Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu yazdı: Namaz dinin direğidir

Allah Resulü (SAV) "İman ile haset bir kulun içinde yerleşmez" (İbni Hibban, Beyhaki) buyurarak hasedin mümine yakışmadığını ifade etmiştir. Haset yalnızca günaha sebebiyet veren bir kalbi hastalık olmayıp, aynı zamanda sahibinin iyi amellerini de ortadan kaldırır. Konuyla ilgili bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmaktadır:

"Ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi, haset de iyilikleri yer bitirir" (Ebu Davud, İbn-i Mace). Allahu Teala, Felak Suresi'nin 5. ayetinde "…Ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden âlemlerin Rabb'ine sığınırım, de" buyurarak haset duygusu besleyenlerden kendisine sığınmamızı emretmektedir. Başkasına verilen nimeti çekemeyen insanlar, kalplerinde boş yere tasa ve keder taşırlar.

Çünkü duydukları üzüntüyle haset ettikleri nimet azalmaz ya da kendilerine verilmez. Böylelikle haset eden muradına eremez ve Allah'ın yardımına nail olamaz. Haset sahibi hem dünyada sıkıntı ve keder içinde yaşar hem de ahirette büyük bir kayba uğrar. Efendimiz (SAV) şöyle buyuruyor: "Birbirinize hiddetlenmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin.

Ey Allah'ın kulları, kardeş olun. Bir Müslüman'a, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz" (Müslim). Günümüzde toplumun kanayan yaralarından olan haset hastalığından kurtulmak için, Allah'ın insanlara verdiği rızka, O'nun taksimine razı olmak ve diğer Müslümanları kardeş kabul ederek onların sahip olduğu nimetler için mutluluk duymak gerekir.

Elbette ki, ihtiyaç sahibi müminlerin kalplerinde böyle tehlikeli bir duyguya mahal vermemek için Allah'ın kendilerine ikram ettiği zengin Müslümanlar mallarını ihtiyaç sahipleriyle paylaşmalıdırlar. Böylece zenginfakir arasında denge sağlanarak kalplerde gerçek kardeşlik tesis edilmiş olur.

SORU - CEVAP
1- Cenazede "Işıklar içinde uyusun" demek doğru mudur?
Müslüman
bir insan vefat ettiğinde biz onun için şu cümleleri kullanırız: "Allah'ım bu kardeşimize rahmet eyle, günahlarını affeyle, onu Peygamber'imize komşu eyle, ahirette sevdikleriyle beraber haşreyle. Geride kalanlara sabır ve güç ver." Bunun dışındaki sözlerin ölüye faydası yoktur. Ölüyü hayırla yâd etmek, affedilmesini yüce Allah'tan istemek esas olandır. Zaten vefat etmiş kişi konuşabilseydi bizden bu tür temenni ve dualar isterdi.

2- Gusül abdesti alırken dua etmek doğru mudur?
Gusül abdesti alırken dua etmekte bir sakınca yoktur. Çünkü gusül abdesti almaya başladığınızda besmele çekerek yıkanmaya başlıyorsunuz. Artık o niyetle o işe girdiğiniz için dualarınızı söyleyebilirsiniz. Eğer o duaları da biliyorsanız söylemenizde dinen bir sakınca yoktur.

BİR AYET
"Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Kendi aleyhinize Allah'a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?" (Nisa-144)

BİR ESMA
El-Mu'ız: Dilediğini aziz eden.



BİR HADİS
"Ölülerinize (ölmek üzere olanlara) 'Lailahe illallah' demeyi telkin edin." (Müslim)

BÜYÜKLERİN DUALARI: HZ. MUAZ İLE BİLAL'İN DUALARI
Allah'ım! Gözler uyumuş, yıldızlar kaybolmuştur. Sen ise sağsın ve her şeyi kudret elinde tutansın. Allah'ım! Cenneti arayışım ağır, ateşten kaçışım zayıftır. Allah'ım! Bana bir vaatte bulun ki, kıyamet günü senin vaadine dayanayım. Şüphe yoktur ki, sen vaadine muhalefet etmezsin.

AŞKIN AYETE YANSIMASI
İmam Beğani, Nisa Suresi'nin 69. ayetinin iniş sebebi hakkında şöyle der: Hz. Sevban (RA) Peygamber'imize çok bağlı bir sahabiydi. O'nun işleriyle meşgul olurdu. Peygamber'imizi göremeyince özlerdi. Bir gün Hz. Peygamber'e geldi. Ama rengi sapsarı olmuştu. Hasta bir görüntüsü, yüzünde hüzün esintileri vardı. Hz. Peygamber (SAV), Sevban'a sordu: "Neyin var Sevban, hasta gibisin. Yüzün solmuş." Hz. Sevban şöyle dedi: "Ey Allah'ın elçisi, hasta değilim. Beni sarsan bir acı da yok. Ama ne var ki seni bir gün göremeyince özlüyorum. Seni görünceye kadar bu özlemim geçmiyor. Sonra ben ahireti hatırladım. Düşledim. Cennete girsem bile seni orda göremem. Çünkü sen peygamberlerle beraber olacaksın. Makamın yücelerde olacak. Cennete giremezsem seni ebediyen göremem. İşte beni solduran, hasta gibi gösteren bu sorulardır." İmam Beğani'nin ve Vahidi'nin aktardıkları bu olay üzerine Nisa Suresi'nin 69. ayeti iner: "Kim Allah'a ve Peygamber'e itaat ederse, işte onlar Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle ve iyi kimselerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır."