Çünkü bu isim sana şunu der:
"Buraya insan niye gelsin?
Kedi yeterli." İstanbul'un sokak isimleri aslında çok mantıklı. Sadece biz hikâyeyi kaçırdık. Eskiden GPS yok, Google Maps yok… ama bir tane dolap var. Herkes biliyor.

O yüzden "Tel Dolap Sokağı" – Fatih. Adam sana adres veriyor:
"Dolabı geç, sola dön." Dolap bugün yok. Ama isim duruyor.
Şimdi biz bakıp düşünüyoruz: Bu dolap ne yaşadı da sokak oldu?
"Çeşmebaşı Çıkmazı" – Beşiktaş. Formül net: Çeşme var, başı burası, ilerisi yok. O gün için navigasyonun Nirvana'sı.Bugün ise hafif varoluşsal kriz. Telefon bile içinden geçiriyor:
"Devam edemiyorsun… çünkü hayat da biraz çıkmaz."
Sonra "Dertli Sokak" – Üsküdar. Bu artık adres değil, ruh hali. Kargo seni arıyor:"Konum atar mısın?" Atıyorsun. Adam susuyor.
"Abi… iyi misin?"
"Kiremitçi Çıkmazı" – Balat, Fatih. Mahalle demiş ki:"Burada kiremitçi var." Konu kapanmış. Bugün biz iş tanımını 3 sayfa yazıyoruz; adamın mesleği bir sokağa sığmış.
"Hacı Hesna Hatun Sokak" – Eyüpsultan. Tek nefeste söyleyene bedava oksijen tüpü verilmeli. Ama mesaj net:Bu mahallede bir kadın varmış, saygı görmüş, ismi kalmış. Biz LinkedIn güncelliyoruz, o sokak olmuş.
"İmam Adnan Sokak" – Bağcılar. Adamın hem adı var hem unvanı. İstanbul'da kimlik krizi yok; mahalle seni çözüp etiketliyor.
"Kırkambar Sokağı" – Kadıköy. "Her şey var." Bugünün zincir marketlerinin dedesi.İçeri giriyorsun, ihtiyacın olmayan şeylerle çıkıyorsun. Sistem değişmedi, sadece barkod geldi.
Ve tam alışmışken şehir bir üst seviyeye geçiyor:
Mahalle isimleri.

Mesela Kurtuluş. İsmi duyunca insanın içinde marş çalıyor. Ama sabah işe geç kalmışsın.Kurtuluş yok. Sadece trafik var.
Feriköy. Adı sanki mahalle değil de eski bir Avrupa asilzadesi."Kont Feriköy, bugün nasılsınız?"
Bomonti. Fransız gibi, ama içinden sanayi çıkıyor.Çünkü aslında bir bira fabrikasının mirası. Yani mahalle dediğin şey bazen tamamen ticari bir hatıradır.
Okmeydanı. Eskiden ok atılan yer. Bugün insanlar kredi kartı ekstresiyle hedef alıyor hayatı.
Unkapanı. Un kapanıyor mu? Kapanmıyor. Ama bir zamanlar ticaretin merkezi.Bugün müzik piyasasının efsaneleri çıkmış. Yani un gitmiş, kaset gelmiş.
İstanbul'un isim koyma sistemi aslında çocuk kadar dürüst:
Bir şey gördü, adını koydu.
Birini sevdi, adını koydu.
Bir olay oldu, onu koydu.
Hiçbir şey yok, "çıkmaz" dedi, geçti.
Sorun şu: Hikâye gitmiş.
İsim kalmış. Biz de bugün o isimlere bakıp derin anlam arıyoruz.
"Kedi Çıkmazı" metafor mu diyoruz. Yok. Gerçekten kedi varmış. Bu kadar net.
İstanbul sana şaka yapmıyor.
Sadece eski bir şakayı anlatıyor.
Sen geç kalmışsın. O yüzden bugün adres bulamıyoruz. Ama 100 yıl önce adamlar bir dolapla şehir yönetmiş.

311 NOLU ADAM
Güney Afrika'nın Cape Town şehrindeki bir hastanede sürekli esrarengiz ölümler oluyordu. Hemşireler, haftalardır üst üste her cuma günü 311 numaralı yoğun bakım odasına yatırılan hastaları ölü bulmaktaydılar. Bu sır dolu ölümlere uzun süre açıklama getirilemedi. Herkes meselenin çözülmesi için seferber oldu. Uzmanlar, odanın havasını bakteriyolojik bakımdan kontrol ettiler.
Güney Afrika'nın önde gelen bilim insanları, ölenlerin aileleriyle üç hafta boyunca görüşmeler yaptılar. Hatta işin içine polis girdi ve akla gelen her ihtimal tek tek değerlendirildi, ancak onların araştırmaları da sonuçsuz kaldı. Ve tabii bu arada 311 numaralı odadaki hastalar sebepsiz yere ölmeye devam ediyorlardı. Son çare olarak hastaların kaldığı 311 numaralı yoğun bakım odası sürekli gözetim altına alındı ve sonunda odadaki ölümlerin sebebi ortaya çıktı. Sonuç trajikomikti. Cuma sabahı saat 6'da odaları temizleyen temizlikçi kadının, hastanın bağlı bulunduğu solunum cihazının fişini çekerek kendi elektrik süpürgesinin fişini taktığı ve işini bitirdikten sonra solunum cihazının fişini tekrar yerine takıp gittiği görüldü.
TESPİTLİ YORUM
@spleendistanbul Sevgili sosyologlar, sorum size: Bu kuşakları neden X'den başlattınız? 3 kuşakta alfabenin sonuna geldik işte? Ne dicez bu Z kuşağının çocuklarına Zekare mi?

BUNLARI BİLİYOR MUYDUN?
Mısır'da bulunan 3.500 yıllık "Fırtına Steli" , tarihin en eski hava durumu raporu olarak kabul ediliyor. 6 fit yüksekliğindeki kalsit blok üzerine yazılan 40 satırlık metinde, şunlar yazıyor:"Gökyüzü fırtınayla doldu, durmaksızın yağmur yağdı, halkın çığlıklarından daha gürültülüydü." Metin, günlerce süren şiddetli yağmuru, karanlığı ve selleri anlatıyor.
Araştırmacılar, bu olağanüstü hava olaylarının aslında Santorini (Thera) adasındaki dev volkan patlamasının yol açtığı iklim değişikliği olduğunu düşünüyor .Aynı döneme ait Rhind Matematik Papirüsü'nde de fırtına ve gök gürültüsünden özellikle bahsedilmesi, dönemin bilginlerinin bu felakete ne kadar önem verdiğini gösteriyor.
Bu bulgular, Antik Mısır'da doğa olaylarının yalnızca günlük hayatı değil, aynı zamanda bilimsel gözlem geleneğini de nasıl şekillendirdiğini açıkça ortaya koyuyor.
Bugün volkanologlar ve klimatologlar, steldeki anlatımları, Thera patlamasının binlerce kilometre ötede hissedilen atmosferik etkilerinin en eski tanıklarından biri olarak değerlendiriyor.