CANLI YAYIN
Lütfi Albayrak
LÜTFİ ALBAYRAK

Her faninin evlendikten sonra başına gelecekler

Eklenme Tarihi 19 Aralık 2016
Evliliğin ilk aylarındaki tatlı heyecanlar, o pürtelaş haller, "Aman sen kendini yorma, ben yaparım canım"lar, dipdibelikler, zaman aşımına mı uğruyor nedir, "Saldım çayıra, mevlam kayıra" boşvermişliğine dönüşüyor.
O yüzden anlayabilene bunları yapmayın yazısıdır bir nevi...

Diz yerleri daima karşıyı gösteren eşofmanla ikili koltuğa yayıldıkça yayılmak...
İşten yorgun argın geldin bir de üstüne yemekten sonra da bir rehavet çöker. Bir de yılllanmış eşofmanını giyip eşinin karşısına çıktın mı anında buz gibi soğur senden.

"Birlikte film izleyelim mi?" bahanesiyle ekranın karşısına geçip filmin sonunu getiremeden uyuyakalmak...
Hem de ağzı açık bir şekilde ama neyse hadi böyle görünüyorsunuz varsayalım...

Evliliğin ilk aylarında iş bölümü yaparken, bir tarafın su koyvermesiyle yükselen isyan dalgası: "Bu evde her şeyi ben mi yapacağım?" Gündelik ev işleri bir süre sonra normal hayatının bir parçası olur. Hayır ihale bana ne ara kaldı anlamadım?

Ayaktan çıkmamış sanki tavuk gibi mısır panesine bulanmış kokusuyla bir köşeye atılmış çorap topları...
Her gün evin bir köşesinden sizi selamlar!
Sanki "Gez gez Anadolu" sunucusu mübarek.
Tek uğramadığı yer kirli sepetidir ne hikmetse...

Evlendiğiniz kişinin tuvalete girip kapıyı kapatmaması
Al işte bir de kötü alışkanlığı yok diyorlardı!

Eşinin kötü özelliklerini soyağacına bağlamak
Armut dibine düşer diye boşuna söylememişler...

Eşinizin kendi ailesinin yanında çocukluğuna geri dönmesi.
Gelmiş 40 yaşına hala "Anneee ne yemek yaptın?" diye tencereyi kaşıklayan, annesinin bacaklarına uzanıp kafasını okşatan kişi sizin kocanız... Gerçekten şaşılası!

Banyo ve yatağa serpiştirilmiş gül yaprakları umarken minik vücut kıllarıyla güne başlamak!
Aman zaten gül yaprağı da neymiş, daha yaratıcı olmazsa ne gerek...

Her tartışmayı sevdiğinin kalbine atılmış ok misali "Sen beni zaten hiç anlamadın ki!" cümlesiyle bitirmek!

DEVE
Genç deve annesine sormuş:
-Anne niye bizim ayaklarımız bu kadar büyük?
Anne cevap vermiş:
-Çölde kuma batmamak için.
Genç deve tekrar sormuş:
-Peki kirpiklerimiz niye bu kadar gür?
Anne tekrar cevap vermiş:
-Çölde kum fırtınalarında kum kaçmasın diye.
Merakı yatışmamış olan genç deve bir soru daha sormuş:
-Bizim niye hörgüçlerimiz var?
Anne deve sabırla yanıtlamış:
-Çölde çok uzun süre susuz idare edebilmek için suyu hörgüçlerimizde depolarız.
Sonunda dayanamayan genç deve sormuş:
-Peki biz Ankara Devlet Hayvanat Bahçesi'nde ne halt yiyoruz?

DELİ
Delinin biri tımarhanenin bahçesinde yürürken, bakmış başka bir deli ağacın altında oturmuş kahkahalar atıyor. Hemen yanına koşmuş ve sormuş "Hey! Sen niye gülüyorsun öyle?" Öbür deli "Hiç, ben hep kendi kendime fıkra anlatırım ama bu seferkini hiç duymamıştım".

AlkışlıYorum
Annem, babamın içki içmesine tepki gösterir her zaman. Babam arkadaşlarıyla içerken bir gün arkadaşı "Maydonoz al, yenge anlamaz" demiş. Ve gecenin bir yarısı bizi gülme krizine sokan son. Ayakta zar zor duran bir baba ve elinde bir demet maydonoz...