Aylardır hatta yıllardır CHP'li belediyelerdeki yolsuzluk ve ahlaki çürüme hakkında haberler yapıyoruz. İnanın biz yorulduk ama CHP'li yöneticiler bıkmadı, usanmadı, akıllanmadı.
Son olarak Uşak Belediye Başkanı'nın torunu yaşındaki belediye çalışanları ile yaşadıklarını ve ihalelerde yapılan büyük vurgunu gazetelerden takip etmişsinizdir.
Marmaris'te güpegündüz 4 bin dolar rüşveti cebe indiren belediye yöneticisi Cumartesi günü SABAH'ın birinci sayfasındaydı.
Bugün'de Etimesgut Belediyesi'ndeki rüşvet operasyonu ile uyandık.
Bu kirli düzen artık CHP'lileri de, fondaş medyayı da çileden çıkarmış durumda.
PSİKOLOJİDE BU ÇÜRÜMENİN BİR ADI VAR
Peki CHP'li yöneticiler bu kadar operasyonun arasında hala vurgun yapmayı, çalışanlarını taciz etmeyi nasıl başarabiliyor? Bu cesareti nereden buluyor?
Bu soruyu psikiyartist bir dostuma sordum.
Bu durum hakkındaki en isabetli kavram "ahlaki duyarsızlaşma" dedi. Kişi bu psikolojiye girince yaptığı yanlışları artık yanlış görmemeye başlar. Herkes yapıyor, bu sistem böyle, zaten bizimkiler yapınca sorun olmuyor diye düşünmeye başlar. Bu durum ise utanma duygusunun körelmesine yol açar.
Bitmedi. Bir tespitini daha ekledi. Normların aşınması. Bir toplulukta yanlış davranışlar sürekli tekrarlanırsa artık bir "norm" kabul edilir. "CHP'deki durum aynen bu" dedi.
Son tespiti de şu oldu: Bilişsel Çelişkiyi Bastırma. Yani kendini iyi biri olarak görüp kötü işler yapıyorsa bunu dengelemek için hayali bahaneler bulur. "Karşı taraf daha kötü, ben aslında az bile yapıyorum" bu bahanelerin en başında geliyor.
Özetle CHP'nin yaşadığı basit bir yolsuzluk değil, insanın yanlışla bağını kopardığı bir çürüme hali. Daha basit anlatmak gerekirse; utanma duygusu kaybolduğunda geriye sadece pervasızlık kalıyor.
BU ÇÜRÜMÜŞ YAPI AYAKTA KALAMAZ
Bir belediyede yolsuzluk olur ve o yapı kendini temizlerse, bu bir hatadır.
Ama yolsuzluk ortaya çıkıyor, üstü örtülüyor, savunuluyor, normalleştiriliyor ve hatta mütemadiyen sürdürülüyorsa, bu artık bir sistemdir.
İşte bugün CHP'de karşı karşıya olduğumuz şey tam olarak bu.
"Durun, burada bir yanlış var" diyen yok. Çünkü ar damarı bir kez çatladı mı, gerisi gelir.
Önce utanma gider… Sonra korku… En sonunda da hesap verme duygusu tamamen ortadan kalkar.
Bu tabloyu görüp hâlâ susanlar da en az yapanlar kadar sorumludur. Çünkü sessizlik, bu çürümüş düzenin en büyük koruyucusudur. Artık mesele birkaç kişinin hatası değil.
Mesele, bir zihniyetin hesap vermemeyi alışkanlık haline getirmesidir. Ar damarı çatlayan hiçbir yapı, sonsuza kadar ayakta kalamaz.