İsa Tatlıcan

İSA TATLICAN

ABD’nin son savaşı olabilir

Eklenme Tarihi 17 Mart 2026

Ray Dalio milyarder bir yatırımcı. ABD'de büyük fonları yönetiyor. Dün önemli açıklamalar yaptı. Ray Dalio'nun uyarısı sıradan bir piyasa yorumu değil. Bu, küresel güç dengelerine dair yapılmış önemli teşhisler içeriyor.

Dalio, ABD'nin Hürmüz Boğazı'nda çok tehlikeli bir oyun oynadığını söylüyor: "Bu dar su yolu, ABD'nin küresel liderliğinin final testi haline gelmiş durumda. Çünkü bir süper gücün gerçek kapasitesi, sadece savaş başlatmakla değil, kritik boğazları kontrol altında tutabilmekle ölçülür. Bugün ABD tam da bu sınavla karşı karşıya."

İran sahasında uzayan savaş, Washington'un hesaplarını bozarken; Hürmüz üzerindeki risk her geçen gün büyüyor. Eğer bu hat üzerinde kontrol zayıflarsa, bunun sonucu sadece enerji krizi olmaz. Küresel ticaret sarsılır, piyasalar altüst olur ve en önemlisi ABD'nin "düzeni kuran güç" imajı ciddi şekilde yara alır.

İşte Dalio'nun "son savaş olabilir" uyarısı tam da bu yüzden dikkat çekici.

Bu bir askeri yenilgi uyarısı değil. ABD için bir büyük kırılma olabilir.

ABD bugüne kadar sayısız savaşa girdi. Ama ilk kez bu kadar açık bir şekilde, bir savaşın sonucunun kendi küresel rolünü tartışmalı hale getirme riskiyle karşı karşıya.

Hürmüz'de yaşanacak bir zafiyet, sadece bir cephe kaybı olmayacak.
Bu, onlarca yıldır kurulan küresel düzenin çatırdaması anlamına gelecek.

Ve belki de ilk kez, savaşın sonucu bir ülkenin sınırlarını değil, dünyadaki yerini belirleyecek.

Dalio'nun cümlesi bu yüzden önemli: "Son savaş olabilir."

163 ÇOCUĞUN ÖLDÜRÜLDÜĞÜ GÜN ABD SAVAŞI KAYBETTİ

ABD ve İsrail 28 Şubat'ta İran'a yönelik hukuksuz bir savaş başlattı. 17 gündür bu kirli savaşı Sabah Gazetesi'nin manşetinden veriyoruz. 1 Mart tarihli ilk manşetimiz "Ramazan'da çocuk katliamı"ydı.

Bazen tek bir rakam, bütün stratejileri, bütün yalanları yerle bir eder: 163 çocuk.

İran'a yönelik saldırıların askeri sonuçları tartışılabilir. Haritalar üzerinde kazanılmış gibi gösterilen noktalar, basın bültenlerinde zafer diye pazarlanabilir. Ama sahadaki gerçek bambaşkadır. Çünkü sivillerin, özellikle de çocukların hedef olduğu bir yerde artık askeri başarıdan değil, ahlaki çöküşten söz edilir.

ABD ve İsrail'in yürüttüğü bu operasyon, başından beri "güvenlik" ve "önleyici müdahale" söylemleriyle meşrulaştırılmaya çalışıldı. Ancak gelinen noktada ortaya çıkan tablo, bu söylemlerin içinin ne kadar boş olduğunu gözler önüne seriyor. 163 çocuğun hayatını kaybettiği bir saldırı, hiçbir stratejik hedefle açıklanamaz.

Bu, bir savaşın kontrolden çıktığını değil; başından beri yanlış kurulduğunu gösterir.

Çünkü savaş sadece askeri hedeflerle sınırlı kalmadığında, siviller doğrudan hedef haline geldiğinde, uluslararası meşruiyet de hızla erir. Bugün yaşanan tam olarak budur. ABD ve İsrail, askeri anlamda değil belki ama siyasi ve vicdani anlamda bu savaşı kaybetmiştir.