Rıfat Bali'yi tanımayanlar için bir iki cümle ile anlatmaya çalışayım. Türkiye Yahudileri hakkında araştırmaları ile tanınan bir tarihçidir. İstanbul'da başlayan ve Sorbone'da devam eden iyi bir eğitim serüveni vardır.
Türkiyeli bir Yahudi olan Rıfat Bali'nin güncel meseleler konusunda yazdıklarını önemserim. Örneğin İsrail'in 7 Ekim 2023'te Gazze'de başlattığı yüzyılın katliamında olduğu gibi.
Gazze'de İsrail askerleri tarafından parçalanmış çocuk cesetlerini görünce acaba ne düşünüyor?
Rıfat Bali, İsrail'in soykırımının en acımasız günlerinde Ruşen Çakır'ın Youtube programının konuğu oldu.
Merakla Gazze'deki soykırım hakkında ne düşündüğünü öğrenmek için ekran başına oturdum. Konu bir türlü Gazze'deki çocuk katliamlarına gelmedi.
Ruşen Çakır da ısrarla bu konuyu gündeme getirmedi. Tek sorduğu soru ne oldu biliyor musunuz? "Balat'taki Or-ahayim Musevi Hastanesi'nin önündeki İsrail karşıtı eylem hakkında ne düşünüyorsunuz?"
Rıfat Bali de alaycı bir üslupta o hastanenin sadece Yahudilere değil Müslümanlara da hizmet verdiğini uzun uzun anlattı.
O gün anladım ki Gazze'deki çocuk katliamı, hümanist, demokrat ve farklı kültürlere karşı toleranslı olduğunu iddia eden Rıfat Bali'nin umrunda bile değil. Dahası bu tavrını sosyal medya röportajında açık açık söylemekte bir sakınca görmüyor.
Aradan iki yıl geçti. Yine Rıfat Bali'nin birkaç gün önce yaptığı bir paylaşım önüme düştü. Özetle şunu söylüyor Rıfat Bali: "İsrail devletinin varlığını destekliyorum. Desteklememem mümkün değil. İsrail devletinin ve halkının yok olmasını istemek katıksız antisemitizmdir."
Rıfat Bali'nin yaklaşımındaki temel sorun tam da burada ortaya çıkıyor: İsrail devletinin uygulamalarına, özellikle savaş suçları, toplu cezalandırma, sivil ölümler ve insan hakları ihlallerine yönelik eleştirileri doğrudan "antisemitizm" başlığına yerleştirmek. Bütün Siyonistlerin başvurduğu bu tavır, hem kavramsal olarak hatalıdır hem de ahlaki olarak savunulamaz.
Antisemitizm, Yahudilere kimlikleri nedeniyle duyulan nefret ve ayrımcılıktır. Bu tarihsel olarak çok ağır sonuçlar doğurmuş gerçek bir ırkçılık biçimidir. Ancak bir devletin askeri operasyonlarını, işgal politikalarını ya da sivillere yönelik uygulamalarını eleştirmek başka bir kategoridir. İsrail hükümetine yönelik tepki ile Yahudi kimliğine yönelik nefret aynı şey değildir. Bunları aynılaştırmak, bilerek ya da bilmeyerek hakikati çarpıtmaktır.
Rıfat Bali, İsrail devletinin varlığını savunurken gösterdiği yüksek sesli kararlılığı, Gazze'de öldürülen çocuklar söz konusu olduğunda neden göstermiyor? Madem ahlaki bir çizgiden söz ediyor, o halde bombalar altında can veren çocuklar, enkazdan çıkarılan bebekler, açlık ve kuşatma altında yaşam mücadelesi veren siviller için de aynı açıklıkla konuşması gerekmez mi? İsrail'e yönelen her eleştiriyi "antisemitizm" diye damgalamakta bu kadar hızlı olanların, çocuk ölümleri karşısındaki sessizliği vicdansızlıktır.