Haftalardır devam eden İran-ABD müzakerelerinin bir Siyonist oyun olduğunu bir kez daha anlamış olduk. Cumartesi sabahı İran şehirleri yine 'nükleer silah' bahanesiyle bomba sesleriyle uyandı. Hamaney ve 48 üst düzey yönetici İsrail füzeleriyle öldürüldü. Kızılay'ın verdiği rakamlara göre çatışmaların 2 günlük bilançosunda 500'den fazla kayıp var.
Siyonistlerin böyle bir saldırıyı bu ölçekte ve bu zamanlamayla gerçekleştireceğini açıkçası beklemiyordum. Bu hamle kısa vadede askeri bir mesaj verme amacı taşısa da sonuçları tahmin edilenden çok daha ağır olabilir. İran'ın doğrudan ya da dolaylı karşılık kapasitesi, çatışmayı sınırlı bir operasyon olmaktan çıkarıp bölgesel bir tırmanışa dönüştürebilir.
Peki amaç neydi?
Plan, İran'ın hava savunmasını ve komuta merkezlerini hızla devre dışı bırakmaktı. Ancak İran'ın dağınık ve yer altına gömülü askeri altyapısı tam anlamıyla çökmedi. Füze kapasitesi devre dışı bırakılamadı. Bu da operasyonun ilk hedefinin gerçekleşmediğini gösteriyor.
İSRAİL ŞEHİRLERİNDE PANİK
Operasyonun bir diğer hesabı, İran'ın bölgesel ağının pasif kalmasıydı.
Ancak Tahran'ın yalnız olmadığı görüldü. Bölgedeki vekil unsurların devreye girme ihtimali bile İsrail'in güvenlik maliyetini katladı. İsrail şehirleri ilk kez bu ölçekte alarm durumuna geçti.
İran, bölgedeki Amerikan üslerini ve müttefik altyapısını risk altına sokabilecek kapasiteye sahip olduğunu gösterdi. Bu da çatışmayı sınırlı bir operasyon olmaktan çıkarıp yayılma potansiyeli olan bir krize dönüştürdü.
Netanyahu için bu savaş hızlı bir askeri başarı üretmeliydi. Savaş uzadıkça baskı artırıyor. İsrail toplumu güvenlik vaatleriyle mobilize edildi; fakat füze sirenleri devam ettikçe siyasi maliyet büyüyor.
İsrail açısından bu tür bir çatışmanın en temel riski, kısa vadeli askeri kazanım ile uzun vadeli güvenlik maliyeti arasındaki dengenin bozulmasıdır. İran'a yönelik sert bir operasyon ilk anda caydırıcılık mesajı üretse bile, karşı tarafın tamamen devre dışı bırakılamaması durumunda tehdit ortadan kalkmaz; aksine daha yaygın ve daha öngörülemez bir forma dönüşür.
GAZZE KASABI ZOR DURUMDA
Gazze Kasabı Netanyahu yönetimi için hızlı ve net bir sonuç üretmeyen her askeri hamle, iç kamuoyunda sorgulamayı beraberinde getirir. İsrail toplumu güvenlik odaklı bir refleksle hükümetin arkasında hizalanabilir; ancak füze tehdidi ve ekonomik aksama uzadıkça bu destek koşullu hale gelir. Uzayan alarm durumu, turizmden yatırıma kadar birçok sektörü etkiler ve savaşın ekonomik faturası siyasi maliyete dönüşür.
Bölgesel dengeler açısından da risk büyüktür. İran'ın doğrudan değil dolaylı unsurlar üzerinden karşılık verme kapasitesi, çatışmayı asimetrik bir zemine taşır. Bu durum, Siyonistlerin askeri üstünlüğünü teknik olarak korusa bile sürekli ve dağınık tehditlerle yüzleşmesine yol açar.
Uluslararası zeminde ise Siyonistlerin hareket alanı daralabilir. ABD desteği sürse bile, çatışmanın sivil etkileri arttıkça diplomatik baskı yükselir. Çünkü ABD medyası son İran operasyonuna inanmıyor. Kongre de benzer itiraz sesleri yükseliyor
Bu da soykırımcı İsrail'i askeri olarak güçlü fakat diplomatik olarak daha yalnız bir pozisyona itebilir. Sonuçta mesele sadece askeri kapasite değil; sürdürülebilir güvenlik mimarisidir. Eğer operasyon bu planı daha kırılgan hale getiriyorsa, en büyük zararı katil İsrail görür.