Ama ikinci yarıda takım oyunu gitti, lokalize mücadele geldi.
Ve alttaki takımlara uygulanan farklı tarife de, tek gollü zoraki bir galibiyete dönüştü.
Sonuçla barışık, futbolla dargın olarak. Maçı koparan adam Alex...
İlk golde, duran topa adrese teslim postacılık. İkinci golde, sezginin ustalıkla buluşması.
Diğerlerine baktım da...
Mehmet Topuz yine sıradan.
Emre'den daha iştahlı bir başlangıç bekledim ama henüz hazır olmamış bir görüntü verdi.
Gökhan Gönül tutuk.
Stoch, koşuyor, koşuyor ama kale önüne gelince pozisyonu boşuyor.
Niang'ın düşüşü sürüyor.
Gecenin saygı uyandıran isimlerinden biri de Yobo'ydu. Karabük'e baktım, elindeki tek güç Emenike...
İlk yarıda Fenerbahçe'nin dörtlü savunmasıyla tek başına mücadele etti. Yetemedi ama ikinci yarının başında harika bir gol attı.
İlk yarıda yenilme eğilimi gösteren Karabükspor'un, ikinci yarı bindirmeleri de, Fenerbahçe savunmasını ve orta alanını ele veren delillerle doluydu.
Fenerbahçe savunmasının özellikle sol yanını, ikinci derece afet bölgesi ilan ettim.
Biraz baskı yediğinde, elden ayaktan kesilen Fenerbahçe takımındaki güçsüzlük dikkat çekici. Maça genç başlayanların ihtiyarlaması gibi.
Dia'nın oyuna hareket getirdiği dakikalar son çeyrek. Peki elinde böyle yaratıcı bir diri biri varken, neden bu kadar beklenir?
Dün gece, berbat bir hakemin varlığını da işaret etmeliyim. Maç sonunda Fenerbahçe'nin 3 puanı hak ettiğine dair, elde kalan kanıtları topladım.
Alex ve Yobo'nun dışında bir şey bulamadım.
Gelecek haftalara pusula tuttum. Ve diyorum ki... "Bu harita sizi defineye götürmez beyler."