Melo, bu toprakların gördüğü en yakışıksız isimlerden biridir.
Dört ayak üzerinde yürüyerek kendini teşhir eden adamı alkışlayanlar...
Takım arkadaşını soyunda odasında dövmesindeki ruhu teşhis edemeyenler.
Melo'nun bütün çirkinliklerinin cesaret kaynağıdır.
Böyle bir adam sahadan çıkarken, teknik direktörünü itebilmek gücünü nereden alıyorsa.
Galatasaray'da sorgulanması gereken budur. Sportmenlik zanlısının yakalandığı son eylem, Galatasaray'daki yöneticiliğin iflas ettiğin belgesidir.
***
Rakip oyuncuları üzerinden sportmenlik bekçiliği yapan Ünal Aysal'ın, Melo gibilerine nazar boncuğu takması yakışır sanki. "Meireles'i takım otobüsüne bindirmem" diyen Adnan Öztürk'ün, takım otobüsünde Melo'ya ayrılan yerin üzerine gül dökmesi gerekiyor belki.
Yoksa, eski Galatasaray olsa, Melo'nun mukavelesi dün sabah feshedilmişti.
Mesele, şüpheye düşülen tükürük meselesi için değil.
Çirkinliklerini Galatasaray'a zımbaladığı için.
***
Futbola gelince...
Kaliteyi önemli transferlerle getirmek mümkün değil. Gençlik devriminin önünü açmadan bu asla mümkün olmayacak.
***
Futbolun olmadığı bir ülkede, güzellikleri de cımbızla çekiyoruz.
Adam olanın duruşu başka oluyor. Şenol Güneş, iki yılda içi boşaltılan takımın, sonuna kadar arkasında durdu. O da yoruldu.
Ertuğrul Sağlam, Bursa'da harika işler yaptı, takımını Avrupa arenasına çıkardı, sonrasında iyi gitmeyen işlerin sorumluluğunu üzerine aldı. Şenol Güneş ve Ertuğrul Sağlam'ın, futbolun onurlu iki ismi olarak, her zaman yüreklerdeki
yeri heykel gibidir.