İnsanlarda zalim bakışlar değer buluyor da saygı ve sevgi gün geçtikçe kayboluyorsa. Eski güzellikler şarkılarda ve filmlerde bile mumla aranıyorsa. Kötülük ve cehalet şımartılıyor da zarafet hiçbir tanıma uymuyorsa. Gerçek anlamda umut karaborsada bile bulunmuyorsa biz neyi konuşuyoruz? Aydınlık yarınları mı?
Namuslu insanların yarını düşünmekten gözlerine uyku girmiyorsa. Gönül kuyularından su çekenler çilenin de kralını çekiyorsa.
Gelen gün dünü aratıyor da her gün fiyat etiketleriyle oynayan kansızlar pis pis sırıtıyorsa. Hukuka güven kayboluyorsa, birbirine elini uzatması gereken insanlar her gün biraz daha kötü oluyorsa biz neyi konuşuyoruz?
Hayatta kalabilmekle yaşamak arasındaki çelişkiyi mi?
Bana hep soruyorlar; "neden hep geçmişe kaldırıyorsun gemileri?" O gemiler ki hala yosun tutmadı.
"Gelecek zamanın kötülüklerini şimdiki zamanda gördüğüm" için diyorum.
Düşüncelerimle uzlaşmayan olursa onlardan uzaklaşıyorum! Serveti onuruyla ölçülen insanların bol olduğu yıllara gidiyorum. Gemilerin yüklerini garibanların sırtına boşaltmadığı yıllara!
Neymiş o yıllarda evlerde elektrik yokmuş! Mazi bizim lambamızdır.
O lambalardan yansıyan aydınlık, bugün görkemli evlerde mevcut mu sanıyorsunuz? Perdeler komşuluğa bile kapanmışken, ekranlardan ve seçilmiş beyler tarafından yayılan zehir insanların kanına karışmışken biz neyi konuşuyoruz? Parayı görünce dansöz kıyafeti almaya koşanları mı?
Mazimdeki arşivleri her zaman hizmete açık tutuyorum. Ne yani hayatımıza teknoloji egemen oldu diye siyah beyaz yılların masumiyetini inkar mı edeceğim? Magazin aleminde burnundan kıl aldırmayan zibidi beylere ve pespaye kadınlara bakıp, Yeşilçam filmlerinin asalet ve zarafet yüklü sanatçılarını unutacak mıyım?
"Hatırla Sevgili" şarkısını bugünün zibidi şarkılarına mı değişeceğim? O insanlar o kalite bir daha bu topraklara uğramaz.Gözlerimle gördüm; mazinin o güzel insanları bütün çocuklara gülümseyen sokak lambası gibi baktı. İçlerinde öyle yiğitler vardı ki, çocuklar karanlıkta kalmasın diye gözünü kırpmadan kendini yaktı.
MUTLULUK TAKVİMİ
Bir şarkının içinde kal.
Talih oyununa yem olma.
İhtiyaç sahibi insanı bul.
Çocuğunu koru.
Vedalar geziniyor
Şehrin sokaklarında
Senin günahın vardır
Saçımın aklarında
Kaderime küserek
Usul usul yürürüm
Bir hayata karşılık
Ben bin defa ölürüm
Beklediğim yollardan
Hep bir yabancı çıkar
Hangi taşı kaldırsam
Altından acın çıkar
Mahşer günü gelsen de
Seni sevda bilirim
Gözlerinin önünde
Saygıyla eğilirim
Hakkı YALÇIN
Amerika karanlık zenginliğe yataklık eden şeytanlık merkezidir.
SEVDİKLERİM
Bazen beklenmedik bir anda eski dostlardan telefonuma mesaj gelir.
Aradan 40 yıl geçmiştir de hala aynı heyecan. "İnsan gerçek sevdiklerinin adresini de bulur izini de" yazar mesajda. Aklıma mektuplarım gelir.
Elle yazmanın nostaljisi de başkadır 40 yıl sonra unutulmamış olmanın tadı da. Eller de temizdi yürekler de.
O yüzdendir ki bizler için eski zaman sevdalarını anlatmak yeni zamanı çirkinlikle donatmaktan bin kere değerlidir.
Sevdiklerimiz de bize benzer. Bizler gariban edebiyatını severiz,helal kazancı, simitçileri, pazarcıları, sokak satıcılarını. Ayrılırken kaybolana kadar ardından bakmayı, kafesiyle satın aldığımız kuşları özgür bırakmayı!