Fenerbahçe'de bazen ritmin bozulduğunu zannedersiniz de, o zaman ortaya garip bir direniş ruhu çıkar. Kişisel yetenekler ne rakip tanır, ne talihsizlik.
Buna başkaldırı denir.
Dün gece o başkaldırıya mührünü basan adam Mehmet Topal'dı.
Attığı muhteşem golle, geleceğe kartpostal gönderirken.
***
Fenerbahçe'nin bu statta ustalaşmış halini Braga karşısında da görmeyi beklerken.
Dün gece ilk yarıda hayallerimizin ötesinde bir Fenerbahçe gördük.
Buna karşılık teknik kapasitesi yüksek, dayanıklı, çabuk ve üretken bir Braga bulduk karşımızda.
Özellikle ilk yarıda Fenerbahçe adına aksak bir ritm. Kanatlar yetersiz ve aksiyon sahnelerinin çoğu Fenerbahçe kalesi önündeydi.
Koca ilk yarıda Fenerbahçe'nin tek net pozisyonu 38'nci dakikada.
***
Her ne kadar Braga'nın çabuk ve dayanıklı oyun biçimine ve gücüne saygı duysam da.
Ben yine de Fenerbahçe'nin gücünü bildiğim içindir ki, "Bu takım gecenin içinde bir şeyler saklıyor" dedim.
İkinci perdede!
Çünkü güvenlik önlemlerinin, kazanma duygusunun önüne geçmesine en azından bireysel olarak tepki gösterecek birilerinin varlığına inandığım için.
***
İkinci yarıda Volkan Şen'in Braga'nın kimyasını bozan bindirmelerinin ardından, kazanma duygusu bilenmiş bir Fenerbahçe çıktı sahneye.
Futbolun asli kuralı.
Mücadeleyi bırakmıyorsanız futbol size yanlış yapmaz.
Ve maça nasıl başladığınız değil, nasıl bitirdiğiniz önemlidir.
***
Dün gece ikinci yarıdaki Fenerbahçe kutsal bir davanın işçileri gibiydi.
Sanki bir finalin kilometre taşlarını döşer gibi.