CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

TÜSİAD ve darbe

Eklenme Tarihi 25 Ocak 2014
TÜSİAD Genel Kurulu, yapılan konuşmalarıyla, itiraflarıyla ve de bir gün sonra her basın organının meşrebine göre yaptığı yorumlarla, bir darbeler galerisini andırıyordu. İş adamı İshak Alaton'un, 28 Şubat post modern darbenin arkasında yer alan TUSİAD'ın varlığını ortaya döken konuşmaları, darbeler galerisine konan en güzel resimlerden birisi oldu. Alaton'un, "TÜSİAD, 12 Eylül darbesine destek verdi mi, vermedi mi?
Genelkurmay darbe kararı alırken, TÜSİAD'ın bu darbeye katkısı ne kadardır acaba?"
diye sorması, Türkiye'nin büyük sermayesinin yüzüne vurulan bir şamar niteliğindeydi.
Bu konuşmanın ilginç bir özelliği de, salonun ilk sırasında oturan BÜYÜK PATRON RAHMİ KOÇ'un gözünün içine bakılarak yapılmasıydı.
Nereden nereye? 28 Şubat darbesiyle 17-
25 Aralık suikastları birbirine çok benziyor.
Fiilî gücün yerine psikolojik harp unsurlarının tercih edilmesi, silahsız kuvvetlerin ön plana çıkması benzer özelliktedir.
Post modern darbe: 28 Şubat'ın göbek adıdır. Askerin kışladan çıkmayıp süngünün ucunu göstererek, bir kısım medyadan, Tusiad'tan, 5'li çeteden, yargıdan destek alarak sonuç almasını anlatır.
Dost modern darbe: 17-25 Aralık'ın göbek adıdır. Paralel yapının Emniyet-
Yargı'nın hukuki mekanizmaları kullanıp, TUSİAD ve dün karşıt olan bugün ittifak içinde bulunan bir takım medyanın desteğiyle sonuç almayı içermektedir.
İkisi arasındaki tek fark, Ordu'nun yerini Emniyet'in almasıdır. Yargı iki darbede de önemli aktördür.
28 Şubat'ta, Refah yol hükümetinin düşürülmesi, yerine kurulacak olana doğrudan müdahale, ekonomik ve sosyal hayatı dizayn etme girişimleri hep klasik darbe özellikleriyle gerçekleşmişti.
Bugün,17-25 Aralık derin operasyonlarıyla, ekonomik ve siyasi suikastlarla, yine seçilmiş iktidar, Çankaya'yı ele geçirme taktikleri ve ekonomik-siyasi hayatı dizayn etme stratejisi uygulamaya sokulmak isteniyor.
28 ŞUBAT DARBESİNDE, Medya (doğan grubu)- Beşli Çete (TOBB, TİSK, TESK, Türk-İş, Disk)-TUSİAD ittifakı vardı. 17 ARALIK DARBESİNDE YENİ İTTİFAK CEPHESİ=TÜSİAD-CEMAATDOĞAN karşımızda...
TÜSİAD toplantısı bir gün sonra tüm gazetelerde yer aldı ve yeni ittifak cephelerini göz önüne serdi. Özellikle, 28 Şubat'ta karşı cephelerde yer alan Cemaat gazetesi Zaman ile büyük sermayenin sesi Hürriyet'in, 17 Aralık sonrası kurulan yeni ittifak'ı gösterircesine, Başbakan Tayyip Erdoğan karşıtı bir cepheden ve birbirlerine yakın hissiyatla hazırlayıp okurlarına sunmaları dikkatlerden hiç kaçmamalıdır.
Zaman Gazetesi bu toplantıyı birinci sayfadan ana haber olarak ve "şirketlere ceza ile baskı kuran ülkeye yabancı sermaye gelmez" başlığını attı. Böylece bir yandan kendi dertlerine ilişkin bir gönderme yaratırken, Doğan grubu gazete ve girişimlerine de selam gönderdi. Hürriyet ise her zaman olduğu gibi TÜSİAD'a çok geniş yer ayırdı ve sayfa boyutunda haberler hazırladı. Hürriyet'in başlığı ise daha genel ve üst bir soru soruyordu; "Türkiye hangi dünyaya ait?" Bu sorunun muhatabı hükümeti sıkıştırmaya yönelik halkımız üzerinde psikolojik harb tekniği uygulamaktı.
28 Şubat süreci tam anlamıyla bir soygun düzeniydi. 1994-2003 arasında toplam 25 özel banka TMSF'ye devredildi. Türkiye 300 milyar dolar kaybetti. İktidar düşürüldü.
Türkiye 2001 krizi ile dibe vurduruldu.
17 ve 25 Aralık'ın ekonomik suikastları: Halk Bankası'nın faaliyetleri, küresel güçlerin hedefine sokularak büyük kayıplara yol açıldı. Borsanın düşüşüyle Türk şirketleri en az 50 milyar dolar küçüldü. Enerji maliyeti en az 5 milyar dolar arttı. Vatandaşımızın cebini yakacak gıda ve akaryakıt gibi alanlarda sıkıntıyı arttırdı.
Merkez Bankası Başkanı Başçı'ya yönelik itibar cellâtlığına varan yayınlar yapılarak piyasaya güven sarsılmak isteniyor.
SONUÇ: 27 Mayıs, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997, 27 Nisan 2007 darbelerinin bir yerinde TUSİAD'ın yer aldığı tarih sayfalarında yazıyor.
SON SORU: Küresel ekonomik odaklara eklemlenmiş TUSİAD, büyük patronlar kulübü,17-25 Aralık derin operasyonlarının neresinde yer alıyor?