CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Cemaatin hedefleri!

Eklenme Tarihi 24 Ocak 2014
Dün gazetemizde çıkan, "CHP+Cemaat: Neyin hayali?" başlıklı yazıma noktayı şöyle koymuştum: "17-25 Aralık Operasyonu'nun Türkiye'ye karşı yapılan küresel suikast girişimi olduğu kesinleşti. Acaba, New York-Londra-Tel Aviv kimlere güvenerek bu işe soyundu? Suikastların hedefinde, bir iktidar değişimi yattığına göre, kimleri iktidara taşımayı düşünüyorlar?" Şimdi tekrar soralım. Tayyip Erdoğan ve AK Parti'ye karşı alternatif kim?
Her ihtimali zorlasınlar, her kumpası hazırlasınlar. İsrail'den, ABD'den, İngiltere'den destek alsınlar, sandıklardan tek başına bir iktidar çıkmıyor.
Peki, böyle bir sonuçla karşılaşacaklarını bile bile, cemaat ve arkalarındaki odaklar, neden 17 Aralık'ta suikast yapabilmeye cesaret etti? Seçilmiş bir iktidara ve Başbakan'la mücadeleye girmeyi nasıl göze aldılar? Hüseyin Gülerce, Zaman Gazetesi yazarı olarak, Gülen ile doğrudan ilişkili olduğu bilindiği için cemaatin sözcülerinden sayılıyor.
Gülerce'nin son yazısı dikkati çekici. AK Parti - cemaat savaşında "kavganın biteceği tarihi" yazıyor, kavganın cumhurbaşkanı seçimiyle birlikte sona ereceğini vurguluyor. Çankaya'yı merkeze oturtan bu analizin arka planında neler olduğunu değerlendirirsek, 17-25 Aralık siyasi ve iktisadi suikastlarının BÜYÜK FOTOĞRAFINI daha net görebiliriz.
Küresel koalisyon!

17 Aralık operasyonuna geçilmeden önce siyasi tablo şöyleydi? "30 Mart seçimlerinden Başbakan Erdoğan başarı ile çıkacak. AK Parti en az yüzde 45 oy alacak. Ondan sonra, Cumhurbaşkanı adayı olacak.
Birinci turda seçimi kazanacak."
Belli ki, Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasına kesin gözle bakıldığına göre cemaat ve ortak çalışan küresel stratejik beyinler, "Bu tabloyu nasıl değiştiririz? Ne yapılırsa farklı sonuçlar alabiliriz?" sorularına cevap aramışlar.
Paralel devletin harekât merkezi cemaatin, 17 Aralık'ta ilk hamle yapılırken 30 Mart'ta sandıklardan çıkacak siyasi pozisyona göre, Çankaya'yı hedefleyerek stratejilerini kurguladığı anlaşılıyor. Bu stratejide hedefler ise şunlar:
BİR) Yolsuzluk kılıfının halk tarafından tepkiyle karşılaşacağı, bunun sonucu AK Parti'nin yüzde 40'ın altına ineceği varsayılmış.
İKİ) 30 Mart sonuçları karşısında Başbakan Erdoğan'ın hızının kesileceği ve Çankaya'ya adaylığı noktasında sıkıştırılacağı düşünülmüş.
ÜÇ) Başbakan, sıkıntılı duruma rağmen aday olursa, cumhurbaşkanı seçilmemesi halinde çok zayıflayacağı hayal edilmiş.
DÖRT) Erdoğan cumhurbaşkanı seçilirse de bir anlamda günlük siyasetten uzaklaşmış olacağı için yine bir liderlik meselesi ve yeniden yapılanma söz konusu olacağı hesaplanmış...
Cemaatin stratejisine bakınca, 17-25 Aralık planlarının, küçük hesaplar içermediğini, Yeni Türkiye'nin gelecekteki yeni liderini ve siyasi kadrolarını belirlemeye varacak kadar, geniş boyutlu hazırlıklar yapıldığı anlaşılıyor.
SON HEDEFLERİ: YENİ TÜRKİYE'NİN PATRONU OLMAK... Şimdi iki soru soruyoruz. SANDIK NE OLACAK SANDIK? HALK İSTEMESEZSE NE YAPACAKSINIZ NE?
SONUÇ: Cemaatin ve küresel koalisyonun, 30 Mart sandıklarında umdukları olmazsa, ne duruma düşerler, herhalde bunu da düşünmüşlerdir?
17-25 Aralık sonrası gelişmeler, hiçte cemaatin istediği biçimde gelişmiyor.
30 Mart'ta sandıklardan çıkacak sonuç, cemaati ve arkasındaki koalisyonu çok şaşırtacaktır. ZAFER DEMOKRASİYE İNANANLARIN OLACAKTIR.