CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Türkiye'nin önündeki eşiklerde "şerden hayır" çıkacaktır

Eklenme Tarihi 12 Haziran 2010
İçteki ve dıştaki olayların ardındaki siyasal hesaplara ve yol açabileceği siyasal gelişmelere bakmalıyız. O zaman hep birlikte bir 'şerden hayır' doğuşuna tanık olabiliriz. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin İran'ın nükleer faaliyetlerine yönelik yaptırım kararına 'hayır' oyu vermesi, 'Yeni Türkiye'nin dünyaya bir manifestosudur. Türk dış politikasında bir milat sayılabilecek çapta önemli bir hadisedir. 'Hayır' oyu vermenin mesajları ve derin anlamları vardır. Başbakan bütün bu hesapları yaparak ataklarını yürütmektedir. Bütün riskleri hesaplamış ve nelerle karşı karşıya kalacağını planlamıştır. Erdoğan, uluslararası ilişkilerde kolay kolay görülmeyen bir kararlılık sergilemiştir. İran'a söz verdi ve tüm baskılara rağmen, sözünü tuttu. Yapılanların riskleri biliniyor. Önemli olan, bu sürecin Türkiye tarafından nasıl kullanılacağıdır. Önümüzde duran siyasi tabloya bakalım. İç ve dış olayları birbirinden ayırmayarak gelişmeleri analiz edelim. Anayasa'da değişiklik yapan referanduma statükonun itirazı, Anayasa Mahkemesi'nde görülüyor. Verilecek kararın olumlu veya olumsuz olmasının iç politikanın geleceğini çok net etkilemesi ortada. 12 Eylül zihniyetine darbenin indirileceği anayasa değişikliği paketinin rafa kaldırılması için Anayasa Mahkemesi'nin abluka altına alındığına tanık oluyorsunuz. PKK, kanlı eylemlerine başladı. Demokratik açılımı tehlikeye sokan planların yapıldığı anlaşılıyor. Ergenekon mahkeme salonlarında durmuyor, dıştaki bağlantıları destek arayışına girdi. CHP üzerinden siyaset mühendisliği hız kazandı. AK Parti hakkında kapatma davası tehdit unsuru olarak masada. İktidara yönelik tasfiye planı için hem içte ve hem de dışta çalışmalar gözleniyor. "İran'a Yaptırım Kararı Ne Getirir, Ne Götürür?" Türkiye'nin tavrı ilk anda olumsuz gibi görünmesine karşın, önümüzdeki günlerde inanılmayacak şekilde Türkiye'nin lehine dönecektir. "Şerden hayır" çıkacaktır. Türkiye'nin kararı, İran'ı dünyaya sadece Türkiye üzerinden açılacak bir pozisyona getirmiştir. Diğer taraftan İran'ın dışlanması, radikalleşmesi ve dünyadan tecrit edilerek daha tehlikeli bir sürece sürüklenmesinin önünde Türkiye bir "Emniyet sübabı" görevi görecektir. Türkiye bu görevi de batı ile ilişkilerinde yeniden bir pazarlık unsuruna dönüştürecektir. ABD ve Ortadoğu'daki sorunların mimarı olan İngiltere'nin, İsrail'in terör örgütü gibi hareket eden ve Ortadoğu'daki bütün süreçleri bloke eden mevcut Netenyahu Hükümeti'ni değiştirmeyi istediği bilinmektedir. Böyle bir sonuç,Başbakan Erdoğan'ın yeni ortadoğu ataklarına uygun zemin hazırlayacaktır. Jeostratejik rol üstlenmeye çalışan Türkiye, yeni dünya düzeninde denklemin önemli bir unsuru haline gelmiştir. Türkiye'nin olduğu kadar diğer ülkelerin de Türkiye'ye olan mecburiyeti, uzlaşmayı zorunlu kılıyor. 2011 yılı sonuna kadar Irak'tan çekilmeyi planlayan ABD, bölgedeki istikrarı ve petrol kaynaklarının denetimini, Türkiye'ye rağmen nasıl sağlayacak? ABD, İran'a yönelik yaptırımları koordine ederken ve Afganistan'daki istikrarı sağlamaya çalışırken Türkiye'siz nasıl bir formül geliştirecek?


* * *

ORTADOĞU VE ÖN ASYA'YA AÇILMAK İSTEYEN TÜRKİYE'NİN ÖNÜNÜ KESİYORLAR
Anadolu, İran, Irak, Suriye, Filistin, Arabistan ve Mısır'ı içine alan bölgeye Ön Asya denir. Türkiye Ön Asya'ya oynamaya, bölgesel güç olma denemelerine girdiğinde,işte günümüzde yaşadığımız olaylar meydana geldi.
Türkiye eksen değiştirmiyor.
Ön Asya, İran ve Orta Asya'daki yapıyı tekrardan bütünleştirmeye çalışıyor. Çünkü dünyanın yeni ekseni burada.
Amerikan para sermayenin, savaş sanayinin ve petrol sanayinin oluşturduğu ve esas olarak semitik Yahudi merkezli yapının tüm dünyaya kendini politik olarak kabul ettirme mücadelesine burada tanık oluyorduk.
Dünya ekonomik sistemi Ön Asya'ya doğru yönelirken, politik sistem kendi içinde farklı merkezler oluşturmaktadır. Ön Asya'da büyük oyuncu Amerika'ya karşı çıkan Rusya, Hindistan, Çin'in ataklarına dünya sahne olurken, Türkiye'nin boş durmasını kimse beklememeli.
Türkiye, Ortadoğu üzerinden Ön Asya'ya açılacaktı.
Buradaki mücadele alanının kırılma noktası, Ön Asya halkı olan Türkiye-Anadolu Türklüğünün, İran Türklüğünün, Orta Asya Türklüğünün oluşturduğu yapıdır. Bu yapının kendi içinde politik bir bilince ulaşmaması için verilen mücadelelere hep tanık olacaksınız.
Bu mücadelenin hedefi, Türkiye'nin Ön Asya'da oyun kurucu olmasının önüne geçmedir. İsrail bu mücadelenin tetikçiliğini yaptığı için, Türkiye ile kafa kafaya gelmiştir.