CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Genelkurmay Başkanı'nın veda konuşması

Eklenme Tarihi 08 Temmuz 2010
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, 50 gün sonra emekli olacak. 30 Ağustos'tan itibaren Genelkurmay Başkanlığını Orgeneral Işık Koşaner üstlenecek.
2013 yılına kadar bu görevde kalacak.
Türkiye'nin en kritik iki seçiminde Genelkurmay Başkanımız Işık Koşaner Paşa olacak.
Erkene alınmadığı taktirde 2011 milletvekilli seçimi ve 2012 Cumhurbaşkanlığı seçimi Türk demokrasinin önemli dönemeçlerinden ikisidir. İlker Başbuğ Paşa'nın son konuşması, "veda konuşması" özelliği taşıyor. Basında geniş yer aldı. Özellikle Uğur Dündar'ın sorduğu bir soru var ki, uzun zaman konuşulacak gibi. Balyoz darbe davası açılırken, iki eski kuvvet komutanı hakkında iddialar bulunurken, İlker Paşa'nın, 2008 darbesinin 2009'a bırakılması üzerine konuşması dikkati çekiyor.

2008 DARBESİ ERTELENDİ Mİ?

Uğur Dündar soruyor: "Sayın Genelkurmay Başkanı siz göreve başladığınız tarihten bu tarafa hep darbelere karşı olduğunuzu vurguladınız ve TSK'nın darbe yapmayacağının altını çizerek mesajlar verdiniz. Fakat sizin yine Genelkurmay Başkanlığı döneminiz sürekli olarak darbe iddialarının Ergenekon iddianameleriyle gündemde tutulduğu pek çok TSK mensubunun tutuklandığı, bazı emekli generallerin yine tutuklandığı bir süreç olarak gelişti. Bir araştırma yaptım ve şöyle bir yazı karşıma çıktı. Bir gazeteci şöyle soruyor: 'Neden 2009 seçildi?' Şimdi 2009 sizin Genelkurmay Başkanlığı döneminizin birinci yılının ikinci yılı gibi bir tarihe denk geliyor."
Bu sorunun sorulmasının sipariş olduğu insanları düşündürdü.
Dündar'ın yazıyla ilgili soru sormadan önce "Arşivde araştırdım" demesi bir örtme çabası operasyonu gibi görünüyor.
Başbuğ'un da bu soruya hazırlandığı görülüyor. Bu soruya yanıt ayrıntılı oluyor. Bu soruyla, Başbuğ'un en çok gündeme getirmek istediği bir konunun bu olduğu ortaya çıkıyor. Çünkü emekli olduktan sonra da bu soru ile sık sık karşılaşacağı ortada.
Terörle mücadele milli meseledir.Terörle mücadelede yegane sorumluluk hükümete ait değildir, yegane sorumluluk güvenlik güçlerinde de değil, en az onlar kadar muhalefetin, Meclis içinde veya dışında tüm siyasi partilerin, STK'ların, kanaat önderlerinin, medyanın bu alanda sorumluluğu vardır.
Türkiye bu sorunla yıllardır mücadele ediyor. Olaya sadece İlker Paşa'nın konuşmasından ibaret sanmamalıyız.

NURAN YILDIZ AÇISINDAN
İlker Paşa'nın danışmanı olduğu iddia edilmiş gazeteciyazar, CHP'nin yeni yöneticisi Nuran Yıldız, "Gitmesine iki aydan az süre kalmış bir Genelkurmay Başkanı konuşuyorsa... Saatler sürüyorsa anlattıkları... Ve ilk cümlesiyle son cümlesi arasında enerjisi zerre düşmüyorsa... Dinlediğiniz şey bir söyleşi değildir... Bir iç dökümüdür aslında'' şeklinde değerlendiriyor konuşmayı.
Yıldız Devam ediyor: "İç dökümü... Yaprak dökümü gibi bir şey... Kalsa içinizde, çürüyecektir...
Görevde olduğu son iki yıl, herhalde Genelkurmay Başkanları tarihinin en zor iki yılıdır...
Savaşmayı öğrenmiş bir adamın, düşmanın hangi siperde durduğunu bilip de saldırmamayı kendisine ve ordusuna telkin etmesiyle geçen...
Eliyle koymuş gibi bulacak kadar tespit ettiği, resmini fotoğrafını çekmiş gibi çizdiği "düşman"ın, kim ve nerede olduğuyla ilgili hiçbir şüphesi olmadığı halde hem de...
Bir yandan sel olup taşar gibi konuşup, bir yandan o "bildiğini bilmezlikten gelme" üslubuyla, ordusuna karşı saldırıların gerekçesini "Tesadüf mü? Bir yerlerden mi planlanıyor? Bir merkezden yönetilen faaliyetler mi?" diyerek ortaya koyuyor. Bir söyleşi değildi izlediğim... Derin bir iç dökümü... Bir muhasebe...
Ordusuna yapılan saldırılar hakkında bir suç duyurusu... Bir düşünce ve sıkıntının devir-teslim töreniydi adeta...'' Bu sözleri başka yazımda analiz edeceğim.