CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Anayasa Mahkemesi'nin ince ince düşünülmüş siyasi kararı

Eklenme Tarihi 09 Temmuz 2010
Anayasa Mahkemesi yine siyasi bir karar verdi. '367 kararı', '411 kararı' ve son olarak, 'referanduma gidecek bazı maddelerin önünü kesme kararı' siyasi kararlardır. Anayasa maddelerinden çok alınacak kararın siyasi sonuçları düşünülmüş. Anayasa Mahkemesi'nin son kararı net olarak şudur: "Öyle bir karar alalım ki, Başbakan Erdoğan ve AK Parti mağdur duruma düşmüş olmasın, tepki olarak hemen erken seçimi karar alamasın, erken seçimle halka bizi şikâyet edemesin, 'evet' oylarından fazla yarar sağlamasın'' İşte onun için son çıkan karar, hukuki değil siyasidir. Verilen karar, ince düşünülen siyasi sonucu sağladı mı?
Evet sağlamaktadır.
Öyle bir karar verildi ki:
Anayasa Mahkemesi, TBMM üstünde üstün olduğunu bir kez daha gösterme imkânı buldu.
Başbakan Erdoğan'ın hemen erken seçime gitme hareketini engelledi. İnce ince düşünülerek, iktidar partisinin mağdur duruma düşmemesi sağlandı. AK Parti'nin referandum kampanyasını, şiddetle statatüko üzerine bir kampanyaya çevirmesi önlendi.
Yüzde 70' lerde çıkacağı anlaşılan (evet) oylarının, AK Parti lehine sonuç vermesi, buradan yeni pozisyonların yaratılması adeta engellenmek istendi. Evet oylarının yüksek çıkacağı görülerek, ortaya çıkacak sonuca göre, kendilere gelecek sert eleştirilerinin önüne set konmak düşünüldü. Milletimiz 'evet' diyeceği için, bundan özellikle bir liderin fazla zarar görmemesi sağlanmış gibi. 'Evet'lerden ve 'evet'lerin oranınından Kemal Kılıçdaroğlu'nun fazla tartışılmayacağını söylemek yanlış olmaz.
Olmaz da, böyle bir ihtimal görünmüyor ama referandumdan 'hayır' oyu çıkarsa, bu sonuç kimlere yarar sağlar? Elbette statükocular çok sevinecek, iktidara yönelik kampanyalarına hız verecektir.

SONUÇLARA BİR DAHA BAKALIM
Anayasa Mahkemesi, kanunlar üzerinde inceleme yapabilirken henüz kanunlaşmamış ve halk iradesiyle kanunlaşacak bir paket üzerinde karar almış oldu.
Anayasa Mahkemesi'nin aldığı karar kendi varlığı açısından tam bir denge kararı. AYM ve HSYK'yı ilgilendiren maddeyle ilgili karar tam anlamıyla mevcut düzeni koruyor. Ancak ilgili madde tamamen de reddedilmedi. Üye sayısı artırıldı. AYM hem kendi yapısını hem de HSYK'nın yapısını diğer bir tabirle statükoyu korumuş oldu.
Ancak ilgili maddeleri tamamen reddetmeyip 'yumuşatarak' yeni bir erken seçimde AK Parti'nin oy fırlaması yaşamasının da önüne geçti.
Muhalefette yer alan MHP'nin AK Parti'ye tek destek verdiği konu olan başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasıyla ilgili düzenleme görüşülmüştü. AYM başörtüsünü serbest bırakan düzenlemeyi reddetti.
AYM, başörtüsüyle ilgili kararıyla mevcut düzeni korumuş oldu ancak AK Parti'nin yükselişini önledi.
Şimdi aynı durum söz konusu.
İlgili maddeleri tamamen iptal yeni bir seçimde AK Parti'yi iktidara rakipsiz getirir. Ancak tamamen onay ise mevcut sistemi değiştirmektir. AYM böylece hem mevcudiyeti korudu hem de AK Parti'nin yükselişinin önüne geçti.

ZİHİNLERİN ARKASINDA YATANLAR...
Türkiye'de birçok olay olmaktadır. Ne olursa olsun iki konuyu asla unutmamalıyız.
Yapılan ve yapılacak olan ne varsa, adeta hep bu iki konuya bakarak gelişmekte, geliştirilmektedir.
2011 genel seçimleri.
2012 yılında Cumhurbaşkanı'nı ilk kez halkımızın seçecek olması.
Büyük resim bunlardır.
Türkiye'de, 'yeni Türkiyedemokrat Türkiye' taraftarları ile 'statükonun devamını isteyen güçler' arasında bir kavga vardır.
Statüko, 2011 seçimlerini AK Parti'nin kazanmaması için kollarını sıvamıştır. 2012 yılında cumhurbaşkanı seçimlerinde AK Parti etkili olmasın, Tayyip Erdoğan aday olamasın, olursa seçilemesin düşüncesi, zihinlerinin arkalarında durmaktadır.
Anayasa Mahkemesi öyle bir karar verdi ki, referandumu tamamen iptal etse, Başbakan hemen erken seçim kararı alacaktı. 2007 seçimlerinde, 367 kararına tepki gösteren halkımız AK Parti'yi yüzde 47 ile iktidar yapmıştı, aynı sonuç olurdu. AK Parti üçünce kez, yüzde 40'lar üzerinde oyla iktidar olurdu.Tamamen iptal kararı veremediler.
Maddeler iptalsiz millete gitse idi, en az yüzde 60 ve üstünde 'EVET' oyu çıkardı.
İktidar canlı ve anlamlı bir kampanya yapardı. 'Hayır' kampanyası yapanlar çökerdi, liderleri tartışılırdı. Son kararla, 'kozlar genel seçime kalsın' mesajı verildi. Statükonun zihninin arkasında yatan en büyük düşünceyi biliyoruz.2012 yılında Cumhurbaşkanlığına halkın içinden birisi gelmesin, Çankaya'ya eskiden olduğu gibi seçkinlerden birisi otursun.
Olaylar hep bu noktalardan düşünülürse, büyük resme bakarak analiz yapılarsa, doğruyu kesinlikle buluruz.