CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

27 Nisan E-Muhtıra'nın karanlık noktaları

Eklenme Tarihi 28 Nisan 2011
27 Nisan 2007 günü yayınlanan E-muhtıra skandalının üzerinden tam 4 yıl geçti. Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilmesinin engellenmesi ile sonuçlanan o süreçte Ankara'da neler olupbittiği hâlâ tam olarak bilinmiyor.

O günleri Meclis çatısı altında yaşayan eski Denizli DYP Milletvekili Ümmet Kandoğan, 27 Nisan e-muhtıra öncesinde yaşanan olayların karanlıkta kalanlarını kaleme aldığını, kitap yazdığını belirtti, karanlıkta kalan bazı noktaları Takvim'e anlattı.

Partisi DYP'nin Genel Başkanı Mehmet Ağar'a meydan okuyarak Çankaya seçimi için Meclis'e giren Ümmet Kandoğan, üç önemli noktanın çok önemli olduğunu, kimlerin perde gerisinde nasıl oyun oynadıklarının iyi bilinmesi gerektiğine işaret etti: "Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, DYP lideri Mehmet AğarMeclis'teki Çankaya seçimine girmeme konusunda etkiledi.
Eski Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, ANAP lideri Erkan Mumcu'yu durdurdu.
Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, E-muhtıra ile Anayasa Mahkemesi'nin, 367 kararı vermesini sağladı."

Eski Denizli Milletvekili Ümmet Kandoğan, "Oylama günü yaklaştıkça hem Demirel, hem de TSK'nin değişik kademelerinden gelen yoğun baskılar üzerine Ağar ve Mumcu korktu" derken, muhtıranın detaylarını anlattı: "27 Nisan muhtırasının 12 Mart muhtırasından farkı yoktu.
Tek (idareye el konulmuştur) ifadesi eksikti. Muhtıra, anayasa mahkemesine tehditti. Muhtıra olmasaydı, 367 kararı çıkmazdı.

367 kararı çıktı. Cumhurbaşkanı seçilemedi. Ancak sergilenen "dik duruş" Abdullah Gül'ün köşke çıkışını engellemeye çalışan cephenin bütün planlarını altüst etti. 27 Nisan'da cumhurbaşkanlığı engellenen Gül, 22 Temmuz seçimlerinin ardından Cumhurbaşkanı oldu.
22 Temmuz seçimleri farklı olsa idi, 27 Nisan e-muhtırası yeni gelişmelere yol açardı. 28 Şubat'ı hatırlayın, DYP nasıl dağıtılmıştır, Mesut Yılmaz nasıl Başbakan yapılmıştır. Türkiye'yi Allah korudu."

"Ağar" bozdu Ümmet Kandoğan, cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi, DYP ile ANAP'ı birleştirme operasyonun, bir siyaset mühendisliği özelliği taşıdığını belirtti, Ağar ve Mumcu'nun gizli kalan, "birleşmeyi bozma" olayının ayrıntılarını şöyle anlattı: "22 Temmuz seçimleri öncesi, DYP ve ANAP birleştirme operasyonu planlandı. İki partiyi birleştirip cumhurbaşkanlığı seçimine sokmama planı bu. Daha sonra 22 Temmuz seçimleri planına geçildi. DYP-ANAP birleşmesi, CHP'nin oylarını azaltacağı düşünüldüğü için, bozma işine girildi. Erkan Mumcu teslim olmuştu. Bunu bozan Ağar'dır. CHP kuvvetlensin, seçim sonrası CHPMHP koalisyonu olsun diye düşünüldü. Bunu planlayan siyaset mühendisleri, Dimyat'a giderken evdeki bulgurdan oldular.
Genç siyasetçiler şunu asla unutmasın. Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu siyasi tarih oldu.
DYP ve ANAP bitti. Türkiye yepyeni kadrolarla siyaset yapmaya başladı."

Siyasete Numan Kurtulmuş'la beraber Has Parti'de devam ettiğini açıklayan Kandoğan, bugün artık darbe ve darbecilerin değil, bu işe yeltenenlerin tutuklanmasının konuşulduğunu hatırlattı, sözlerini şöyle tamamladı: "Bundan sonra meşru bir iktidarı gayri meşru yollarla iktidardan uzaklaştırma faaliyeti içinde olmadığı halk tarafından görülmüş ve bundan sonra kesinlikle müsaade edilmeyeceğini anladı. Halk buna maruz kalanlara sahip çıkıyor. 27 Nisan Emuhtırası'na halkın verdiği cevap bir dönüm noktası oldu. Dört yıldan beri darbeler konuşulmuyor. Artık vatandaş nezdinde kabul görmüyor. Şu an, o dönemde meşru bir iktidarı gayrimeşru yollarla iktidardan uzaklaştırmaya çalışan TSK'nın en üst noktasına gelmiş kişiler cezaevinde tutuklular. Bu süreçler artık geride kalmıştır. Türkiye'nin önü artık son derece açıktır.