
20 OCAK 1901'DE AÇILDI
İmparator kıyıya çıkmak üzere göründüğü zaman göğsünde Osmanlı madalyası olan amiral kıyafeti giymişti. Tekneden rıhtıma çıkarlarken Sultan Abdülhamit'in İmparatoriçe'nin elini tutarak yardım etmesi Alman basınında övgüyle yer aldı. Wilhelm, İstanbul'dan da Kudüs'e giderek, hem bir gövde gösterisi yapıyor hem de bu ziyaretin Osmanlı ve Almanya'nın Ortadoğu'daki ittifakını adeta harita üzerinden perçinliyordu. İstanbul'da gördüğü ilgiden çok memnun kalan İmparator, Almanya'ya dönüşünde bu ziyaretinin hatırasını ebedileştirmek için bir çeşme yaptırmaya başlandı. Bugün adına Alman Çeşmesi denen bu yapının, bütün proje ve imalatları Almanya'da yaptırıldı. Hipodrom döneminde Bizans İmparatoru'nun locasının olduğu yer olarak belirlenen noktaya parça parça monte edildi. Çeşme'nin açılış tarihi olarak Sultan Hamit'in tahta çıkışının 25. yıldönümü seçilmişti ama yetiştirilmeyince bu kez 4 aylık gecikmeyle, İmparator Wilhem'in doğum gününe denk getirilerek 20 Ocak 1901'de büyük bir törenle açıldı.

SULTAN ABDÜLHAMİT'İN TUĞRASI
Sekiz köşeli, 7 musluklu Alman Çeşmesi, mimari olarak şadırvana benziyor. Sekiz kolona oturan kubbe yeşil somaki mermerden olup, kubbe içi mozaiklerle kaplı. Kubbe eteğinde, sekiz kolona denk gelen yerlerde sekiz tane madalyon yer alıyor. Bu madalyonlara altın ile Sultan Abdülhamit'in tuğrası ve İmparatorluk arması "W" ve "II" inisiyalleri birlikte yazılmış. Ahmet Muhtar Efendi'nin 8 beyitlik tarih kıtası, her bir beyit her bir kemerin yayına oturacak şekilde sülüs yazısıyla işlenmiş. Burada Sultan ve İmparator'un dostluğu, İstanbul'da buluşmaları anlatılmış. Son iki beyitte de çeşmeden akan suyun ücretsiz olduğu belirtilmiş. Çeşmede yer alan Almanca kitabede ise "Almanya İmparatoru İkinci Wilhelm, bu çeşmeyi 1898 senesi sonbaharında Osmanlı padişahı şevketli İkinci Abdülhamit'i ziyaretinin bir şükran hatırası olarak inşa ettirdi" yazmaktadır.
ÖZEL YOLCULUK
Sultanahmet Meydanı'nın ilgi çeken tarihi yapılarından bir diğeri de Dikilitaş Anıtı'dır. Şehrin yeniden kurucusu olan İmparator I. Constantinus (272-337) meydanları süslemek amacıyla dünya üzerinde bilinen abideleri İstanbul'a, o zamanki adıyla Konstantinpolis'e getiriyordu. Bugün Dikilitaş olarak andığımız anıtı da Mısır'dan getirmek istemişti. Ancak buna ömrü yetmedi. Dikilitaş ancak 390 yılında I. Theodosius'un hükümranlığında getirebildi. Ahırkapı'dan Sultanahmet Meydanı'na kadar özel demiryolu hattı döşenerek taşınan anıt, çok büyük zahmetle 32 günde dikilebildi. Anıtın üstüne oturduğu mermer kaidenin altta kalan temel kısmının iki tarafına Latince ve Helence kitabeler konuldu. Bu kitabelerde taşın ağzından anıtın nasıl ve ne kadar sürede dikildiği yazılıdır. Diğer iki yüzde ise hipodromu simgeleyen atlı araba yarışları ve taşın dikilişi tasvir edildi.
İLK KEZ 1823'TE OKUNABİLDİ
Kaidenin güney tarafında I. Theodosius'tan sonra tahta geçen oğlu Arcadius ve eşi Kraliçe Evdoksiya, hipodromdaki özel localarında at yarışı izlerken gösterildi. Diğer üç yüzün birinde ise imparatorun yerine geçtiği babasıyla, kalan iki yüzde de oğullarıyla yarış seyrederken tasviri yer aldı. Burada yazılı olan hiyeroglifler yani antik döneme ait olan bir tür yazı biçimi, anıtın dikilmesinden sonra yüzlerce yıl yani bu yazının çözümüne kadar okunamadı. İlk kez 1823'te okunabilen bu yazılara göre doğu cephesinde, Tutmosis'in gücü, büyüklüğü, dindarlığı ve imparatorluğunun 30. yılında bu anıtın dikildiği yazılıyordu. Kuzeyde, Tutmosis'in Güneş Tanrı'ya karşı aczi ve ülkesinin Mezopotamya'ya kadar büyütme azmi ifade edilmişti.
