Orta sahayı kalabalık tutarak boş alan bırakmamak ve ilk dakikadan itibaren vakit geçirmek... Kısacası anti-futbolla ligin seyir zevki en az takımlarından
Konyaspor'a karşı, tam tersi futbol oynamak isteyen
Beşiktaş ve de kötü futbolun destekçisi garip bir hakem... İlk yarının özeti buydu. İktisattaki kötü paranın iyi parayı kovması kuralının aynısı işledi, tatsız tutsuz bir 45 dakika vardı. Düşme tehlikesi olmayan bir takımı böyle oynatan
Aykut Kocaman zihniyeti Türkiye'de futbolun altını oyuyor. Seyirciyi geçtim, Konyasporlu futbolcuya bile bu oyun bir eziyet. Bu vaziyette 1 puan alsan şampiyon mu olacaksın?
Konya gibi müthiş bir futbol potansiyeli olan şehre bu mantalite yakışmıyor. Bariz faul yapmayı top kesmek sanan
Ersan'ın doğurduğu serbest atışlar da olmasa
Beşiktaş kalesine top iki kere geldi. Anti-futbolun dayanacağı süre bitti ve hep olduğu gibi sonunda gol geldi.
Aykut Kocaman da
Çanakkale savunmasının komutanı değil, teknik direktör olduğunu hatırladı ve normal, çağdaş bir futbol maçı başladı.
Gökhan solda oynadığı sürece, Gomez varsa ve Sosa veya Oğuzhan'dan en az birisi iyi olduğu sürece
Beşiktaş her zaman gol atar. Geçen hafta
Sosa, dün akşam da Oğuzhan maestro gibi oynadı. Ligin en pozitif, en keyifli topunu oynayan Beşiktaş'ın galibiyeti aynı zamanda bir zihniyetin de kazanmasıydı. Maçın asıl önemli tarafı buydu. Hocalık 11 kişi defans yaptırmak değil, en azından mağlup duruma düşünce de takım disiplinin sağlamaktır. Takımlar arasındaki uçurum kadrolarda değil futbola bakıştaydı ve oynarken zevk alan ve zevk veren kazandı.
MAÇIN EN İYİSİ MARIO GOMEZ
Dünyaca ünlü yıldız, atıyor, attırıyor. Ligin de yıldızı.
MAÇIN EN KÖTÜSÜ AYKUT KOCAMAN
Aykut Kocaman ve zihniyeti. Seyirci ve kendi futbolcusuna eziyet ediyor.