Telafisi olmayan bu tür maçlar takımlar için çok zor ve streslidir. Oyuncular sorumluluk almak istemez ve riske girmez. İki takım da kurgulu, organize hücum yerine, defansını çıkarmadan forvetinle ileride basıp, rakibini hataya zorlamak ve top kapmaya çalışmak istedi. Zeminin kötülüğü de hata yapmaya dayalı taktiğe yardımcı olan faktördü.
Gomez'in kaçırdığı fırsatın nedeni kötü sahaydı. İlk yarıda
Beşiktaş rakibin sahasında fazlasıyla top kaparak istediğini yapan takımdı, ama
Olcay'ın çok kötü pas ve vuruşlarıyla hepsini basitçe harcadı. Çok iyi niyetli, sempatik ve belli ki tertemiz bir çocuk
Olcay. Ne var ki yetenekleri çok sınırlı.
Beşiktaş'ta ilk 11'de oynayacak düzeyde değil maalesef. Üstelik
Gökhan oynarken de sola atılan
Quaresma'nın o kanatta oynayamadığı defalarca görülmüşken,
Olcay'ın sağ kanadı işgal etmesi
Quaresma'yı da kapasitesinin çok altına düşürdü.
OYUNU OKUYAMADI!
Şenol Hoca, seyirci tırnaklarını yerken
Olcay'a tahammül etmeyi seçti. Çıkarana kadar ise
Basra harap olmuştu zaten. Oyunu hiç okuyamadı maalesef.
İsmail, Quaresma ve Gomez üçlüsünün güzel işbirliği golü getirdi. Golün bir diğer sırrı ise
Beşiktaş'ın ancak hızlı oynadığı zaman öldürücüyü darbeyi vurduğu gerçeğiydi. Gomez'in varsa kimse ondan rol çalmaya çalışmayacak. Bu takıma kaleci gerekmez diye iddialı laflar edip gerçekler karşısında mahcubiyet duymak yerine skandalını örtbas etmek için
Tolga'ya destek çağrısı yapmak abestir. Beşiktaş yazarlığı amigoluk yapmak değil, gerçeği söylemektir. Bir, değil üç değil; hala daha ne desteği! Papazın çayırında gazozuna oynamıyor kimse...
MAÇIN EN iYiSi İSMAİL
Kanadını iyi kullandı, golü hazırlayan isimdi
MAÇIN EN KÖTÜSÜ ŞENOL GÜNEŞ
Kaleci ve kadro planlamasını iyi yapamadı.