CANLI YAYIN

Sevgi ve inancın zaferi

Eklenme Tarihi 31 Mayıs 2015
Bilic, giderayak, başarısızlığı takımdaki futbolcuların yetersizliğine bağlayıp, "Tabii ki 3. olacaktık" demiş. Mesele futbolcuların değerlerinden ibaretse o zaman neden en yüksek parayı alan hoca sendin, madem zaten 3. olunacaktı o zaman çok daha düşük ücret alan birisi çalıştırsaydı veya Demba Ba'nın değerinin yarısına kurulmuş bir Balıkesirspor'u neden yenemedin gibi sorular sorulabilir. Artık gerek yok. Biz maliyet ile başarı ilişkisine ve futbolun çekiciliği olan bilinmezliğine değinelim. Bilic, bilmeden başarı ve para ilişkisini bilimde "gerekirci" denen tarzda açıklıyor.

BAŞARI-MALİYET İLİŞKİSİ
Ona
göre iyi futbolcu daha pahalı olan futbolcu ve başarı ile maliyet arasında doğrudan bir ilişki var. Oysa futbol doğası gereği böyle bir oyun değil. Çünkü hem bireysel değil takım oyunu hem de bilinmeyeni, kestirilemeyeni çok olan bir oyun. Bu özelliği zaten futbolu heyecanlı ve çekici kılıyor. En pahalı futbolculardan kurulu takımın en başarılı olması için "hoca" denen faktörün bir takım yaratması birinci şart. İkinci şart ise ayakla oynanmasından dolayı hiçbir zaman, bir basketbol, voleybol gibi çok fazla oyuna hâkim olamıyorsun.
Ne kadar usta olunursa olunsun, ayak, el kadar hâkim olunabilen bir uzuv değil. Bu iki temel özelliğe bir de saha yani atmosfere açık saha koşulları, seyirci, hakem vb. unsurları da eklediğiniz zaman ortaya hiçbir zaman tam kestirilemeyen bir sonuç yani maliyet ve başarı ilişkisi çıkıyor.

BİLİC'İN DEDİĞİ GİBİ DEĞİL
Maliyet
ve başarı arasında hiç bir ilişki yok mu? Elbette var ama Bilic'in dediği türden değil. Yunanca'da stoa, "boğanın gözü" demek. İki şey arasındaki ilişkiyi tarif ederken kullanılan stokastik bu kelimeden geliyor. Stoa, atılan okun boğanın gözüne gelmesi yani bizdeki turnayı gözünden vurmak anlamında kullanılıyor. Stokastik ilişkide başarı için maliyet hiçbir zaman tam olarak yeterli şart değil. Hep bir bilinmeyen, bir gri bölge var. Bu bölgede hoca, seyirci, saha koşulları, hakem vb. faktörler var.
Bütün bu futbolcuların dışındaki unsurların tümüne olasılık deniyor. Hoca, seyirci, hakem vs. başarı olasılığını arttıran veya azaltan şeyler. Bilic'in anlamadığı şey, en çok ücreti bu yüzden aldığı yani maliyeti en yüksek değil ama hiç de yabana atılır olmayan bir parayla kurduğu takımın başarılı olmasının beklenmesi...

DİĞERLERİ NE DEDİLER!
Beşiktaş'ın
beşte, Galatasaray'ın ise dokuzda bir takım bedeline sahip Mersin İdmanyurdu küme düşseydi eğer, hocası Rıza Çalımbay çıkıp da "Biz bu ligin Balıkesirspor'dan en az maliyetle kurulmuş takımıyız, tabii ki küme düşecektik!" deseydi nasıl karşılanırdı? O zaman Bilic en baştan demeliydi ki "Bu takım ligin maliyet olarak 3. sıradaki takımıdır, o yüzden de 3. olacağız, beklentimiz de budur." Böyle mi dedi? Ya da maç yapmaya gerek yok, maliyetlere göre lig sıralaması en baştan yapılsın...
Futbolun başta tıp olmak üzere bilimden yararlandığı kısım vardır bir de zaman zaman sanata yaklaşan esas olarak zanaat denebilecek elin ayakla yer değiştirdiği kısmı. Futbol, bilimden yararlanıyor ama bilim değildir. Öğretilebilen kısmı da bilimdir yani fizik kondüsyon, antreman tekniği vb. kısacası futbolcuyu hazırlamak denebilir.

OYUNU OKUMAK LAZIM

Oyunu
okumayı, doğru futbolcu seçmeyi, oyun esnasında müdahale etmeyi ise kimse kimseye öğretemez.
Bu marifet elbette en başta futbolla iç içe olmayı gerektirir, bu sadece gerek şarttır ama yeter şart değildir. Bu bir hocada varsa vardır, yoksa da yapacak bir şey yoktur. Mesela, Mustafa Pektemek'te ısrar etmenin yanlış olduğunun maliyet ile bir ilgisi olmadığı gibi bir süre sonra hocalıkla ilgisi de sorgulanır. Tıpkı öne geçilen her maçta galibiyeti koruyamamanın, oyunu tutamamanın kronik sorun olmasında meselenin asıl olarak hocadan kaynaklanıp kaynaklanmadığını sorgulamak gibi...