CANLI YAYIN

Savaş ve futbol

Eklenme Tarihi 08 Haziran 2015
Strateji, Yunanca "strategos" yani komutan demek. Zaman içinde stratejinin anlamı genişlemiş, "savaşta ve barışta benimsenen politikalara destek vermek için askeri, siyasi, iktisadi ve psikolojik güçleri birlikte kullanma sanatı" olmuştur.
Stratejinin ilk ve temel kuralı, hedefler ile imkanlar arasındaki uyumdur.
Yani elinde ne varsa onun maksimum olarak ulaşabileceği bir hedef koyman gerekir. Örneğin, tarih göstermiştir ki büyük devlet olmanın ön şartları, kalabalık bir nüfus, geniş bir yüzölçümü ve okyanuslara açılabilmektir. Bunun üstüne ekonomik güç ve bugün için teknolojik üstünlüğü de koymak gerekir.
O yüzden mesela Kanada hiç bir zaman nüfusunun azlığından, Brezilya da ekonomik ve teknolojik yetersizliğinde dolayı dünyaya yön veren devletler olamaz.

TAKTİKLER VE STRATEJİ

Bunu futbola uygularsak şimdiye kadar şampiyon olmuş 5 takımın diğerlerinden bu yönde ayrıldığını görürüz. Mevcut imkan ve potansiyeliyle bu 5 takımı ancak Göztepe biraz da Karşıyaka zorlayabilir.
Öyleyse takımlar yola çıkarken ulaşabilecekleri gerçekçi bir hedef koyup, takım kurmaktan başlayıp hoca seçmeye kadar buna uygun davranmalıdır. Her takımın, yaptığıyla söylediği uyumlu olursa taraftarı da boş bir beklenti içine girmez. Stratejiyi başta kulüp başkanı olmak üzere yönetim belirler.
Stratejiye ulaşmak için tek tek yapılanların tümü ise taktiktir. Örneğin genişlemek ve beylikten imparatorluğa ulaşmak isteyen Osmanlı bu stratejisiyle uyumlu olmak için İstanbul'u almak zorundaydı.
Futbol en çok geçmiş zamanda yapılan meydan muharebelerine, kale kuşatmalarına benzer. Osmanlı'da temel ilke padişahın da bulunduğu orta hattı en güçlü tutmaktı. Çünkü, iki nokta arasındaki en kısa yol doğrudur ve dolayısıyla karşıya ulaşmanın ya da düşmanın sana ulaşmasının en kestirme yolu bu ana hattır.
Öyleyse öncelikle ordug‚hın kurulduğu alanda bulunan padişahı koruman gerekir. En seçkin birlikler, en etkili silahlar merkeze konuşlandırılırdı. Fatih, İstanbul kuşatmasında tam merkezdeydi ve devasa top şahi de hemen önünde yer alıyordu. Gol dediğimiz şey bir anlamda padişahın bulunduğu yerin düşmesidir.

MERKEZ VE KALECİLER

Şehzadeler veya beyler de kanatlarda görev yapardı. Kanatlardaki zafiyeti, merkez giderebilir ama tersi futbolda bunun karşılığı sağ veya sol bekin ters kademeye girmesidir zordur. Fenerbahçe son haftalarda merkez hattın Volkan'ın hatalı goller yemesiyle düştü. Bu yılın en başarılı futbolcusu merkezin kilidi Mehmet Topal'dı ve Sow da merkezde işini yapıyordu. Fatih, merkezden sonra asıl gücü sol kanada vermişti çünkü oradaki surlar zayıftı ama yine de şehrin düşmesi, merkezde açılan gedik sayesinden olmuştur. Fenerbahçe'nin merkezden sonraki en güçlü kanadı Caner vasıtasıyla sol kanattı. Orayı kapatabilen takımlar önemli bir avantaj elde ettiler.

TAŞ GİBİ KALECİ GEREK

Bizans
'ın en büyük sorunu 6 kilometrelik kara surlarının çok uzun olmasıydı.
Hem savaşta hem de futbolda, alanı daraltmak savunanın işine gelir. Dar alanda hücum her zaman daha zordur. Caner ve sonra da Gökhan bu hücumu merkezden geniş alana yayıyorlar ki karşı takımın savunması açılmak zorunda kalıyor. Beşiktaş, kaleci yetersizliğinin üstüne Veli'nin sakatlanması ve Demba Ba'nın kısacası merkez hattın düşmesiyle şampiyonluktan da düştü. Gökhan Töre gibi savunmayı yayarak açılmasını sağlayan futbolcu da oynamamaya başlayınca, karşı takımlar sadece merkezde kalabalıklaşarak, Demba Ba'nın üstünde iki futbolcu oynatarak başarılı savunmalar yaptılar. Alanı daraltmadan iyi savunma yapamazsın.
Öyleyse şampiyonluk stratejin varsa, öncelikle merkezde taş gibi olman gerekiyor. Beşiktaş'ta bu iş yeni kaleciden başlıyor. Atınç'ın yanına topu oyuna sokabilen, Veli ya da ondan daha meziyetli olan bir ön liberoyla devam ediyor. Demba Ba gibi, Fatih'in şahi topu benzeri ağır ve doldurma güçlüğü yüzünden çok sık ateşlenemeyen silahın yanına dikine top sürebilen, savunma arkasına hurç harek‚tı düzenleyebilen, fetihteki lağımcı birlikleri gibi içeriye sızabilen bir golcü gerekiyor.