DAĞ TAVSİYESİ
Uludağ sezonunu açtım… Geçen hafta başlayan Uludağ serüvenim 3 hafta üst üste devam edecek. 1998 yılından bu yana her yıl mutlaka Uludağ'a giderim. Son 5 yıldır da her sezon 3 ayrı periyotta gidiyorum. Benim bir alışkanlıklar listem var. Asla o alışkanlıklarımdan vazgeçemiyorum. Uludağ için de alışkanlık listem yıllarca değişmedi bu son gidişime kadar. Uludağ'da inanılmaz bir otelde kaldım bu sefer. Yeni açılan Uludağ'ın ilk ve tek dağ konseptindeki 5 yıldızlı oteli… Özlediğiniz kalite ve hizmet anlayışıyla Bof Hotel Uludağ, zirvenin en yeni adresi… Mimarisi, odaları, konsepti kısaca bayıldım. Misafirler için her ayrıntı düşünülmüş. Gece eğlencesi oluyor, odadan asla duymuyorsun. Keyif bölümleri özel dekore edilmiş. Benim için bir tatil merkezindeki en önemli şey sosyal alanlar. O sosyal alanların büyüklüğü. Çocuklar için vakit geçirecek alanların olması. Çocukları seviyorum ama bazen seslerine tahammül edemiyorum. E gittiğim her yerde de çocuk olduğu için katlanmak zorundayım seslerine doğal olarak. Bof Hotel'de o kadar çocuk vardı ki sadece lobide karşılaştım onlarla. Dedim ya tek tek her ayrıntı düşünülmüş. Otelin açık büfe mönüsü gerçekten farklı. Açık büfede bir kuş sütü eksik desem yalan olmaz. Çok şaşırdığım birkaç şeyi paylaşacağım sizinle Bof Otel ile ilgili ve siz de şaşıracaksınız. Otele asla dondurulmuş et alınmıyor. Tüm et ürünleri günlük olarak geliyor. Ona göre mönü oluşturuluyor. Otelde içki satışı yapılmıyor… Müşterilerin özgür iradelerine kimse karışmıyor. İsteyen içkisini içebilir, dışarıdan getirebilir. Otelde içki içilmez diye bir kural yok. İnanış ile özgür iradeyi birbirine karıştırmamaları harika. 167 adet birbirinden farklı konseptlerde odası bulunan Bof Hotel Uludağ, 2. bölgede, yaz-kış hizmet verecekmiş. Yolunuz düşerse mutlaka konaklamak için gidin derim…
KOÇ'A VEDA
Birini hiç tanımadan sevebilir mi bir insan? O tanımadığı insanın ölümüne bir o kadar da üzülür mü? Hayatımda hiç tanımadım, sadece birkaç defa aynı ortamda karşılaştım. Sadece gördüğüm şey güler yüzüydü. Başarıları, duruşu, yardım severliği ile kalbimi fetheden adam Mustafa Koç'tan bahsediyorum. Bir kez daha anladım, iyiler çabuk gidiyor. Allah onları daha çok seviyor. Mustafa Koç'un ölüm haberini alınca çok üzüldüm. Ben üzüldüm benim gibi hiç tanımayanlar da, tanıyanlar kadar çok üzüldü. Babasını çok erken yaşta kaybeden biri olduğum için ilk çocukları geldi aklıma… İçime acı oturdu. Türkiye'nin en zengin ailelerinin başında gelen Koç ailesinin en büyük oğlu Mustafa Koç… Hayatta her şeyi var… Sahip olduğu şeyleri, yaşayışını düşünün. Ama kimse onun bu yanını değil merhametini, insanlığını konuşuyor. Asıl zenginlik bu… Gerçek anlamda zengin adammış Mustafa Koç. Manevi anlamdaki zenginliğinin her şeyden çok olduğunu gördüm. Sanata, sanatçıya, çevreye, sosyal sorumluluk projelerine verdiği destekle hep hatırlanacak Mustafa Koç'a rahmet, tüm ailesine de başsağlığı diliyorum…