Lütfi Albayrak

LÜTFİ ALBAYRAK

Sevgililikte “Kıyaslama Olimpiyatları”

Eklenme Tarihi 6 Nisan 2026

İlişkilerde herkes sevgi, saygı, anlayış falan arıyor gibi görünür ama işin aslı bambaşka: Gizli bir olimpiyat var. Adı da "Kıyaslama Olimpiyatları." Katılım zorunlu, diskalifiye yok, ama kazanan da yok.


Bu olimpiyatların en popüler branşı: "Başkasının Sevgilisiyle Kendi Sevgilini Kıyaslama" Altın madalya genelde hayali karakterlere gider.
"Ayşe'nin sevgilisi her sabah kahvaltı hazırlıyormuş…" "Mehmet sevgilisine şiir yazmış…" "Onlar hiç kavga etmiyormuş…" Burada önemli bir detay var:
Ayşe'nin sevgilisi kahvaltıyı bir kere hazırlamıştır, Mehmet şiiri ChatGPT'ye yazdırmıştır ve "hiç kavga etmeyen çift" aslında birbirleriyle konuşmuyordur. Ama olimpiyat ruhu bunu sorgulamaz.


2. Branş: Eski Sevgiliyle Kıyaslama (Tehlikeli Sporlar Kategorisi) Bu branşta rekabet çok serttir.
Çünkü rakip görünmez ama sürekli övülür:
"O böyle yapmazdı…" "O daha düşünceliydi…" Bu cümleler ilişki içinde nükleer etki yaratır. Bir anda romantik akşam yemeği, "Ben niye buradayım?" paneline dönüşür.


3. Branş: Sosyal Medya Kıyaslaması Instagram burada resmi olimpiyat sponsoru gibi çalışır.
"Bak bunlar Bali'ye gitmiş…" "Bunlar da birlikte spor yapıyor…" "Bunlar story atmadan mutlu bile olmuyor, ne güzel!" Gerçek hayatta adam Bali'de kavga etmiş, spor yapan çift birbirinden nefret ediyor ama fotoğrafta karın kasları parlıyor diye altın madalya cepte.

Branş: 'Normal İnsanlar' Kıyaslaması Bu kategori tamamen soyut rakiplerle yapılır:
"Normal erkekler böyle yapar." "Normal kadınlar böyle davranmaz." Kim bu normal insanlar?
Nerede yaşıyorlar? Neden hiç denk gelmiyoruz? Bilinmez. Ama her tartışmada sahaya çağrılırlar.

Branş: Kendinle Kıyaslama (Final Etabı) İlişkinin en ileri seviyesi burasıdır:
"Eskiden bana daha ilgiliydin…" "İlk zamanlar böyle değildik…" Bu noktada herkes kendi geçmiş versiyonuna yenilir. Çünkü geçmişteki sen, hiçbir sorumluluğu olmayan, sürekli heyecanlı ve filtresiz bir karakterdi.



Sonuç: Altın Madalya Kimde?
Hiç kimsede. Çünkü bu olimpiyatın kazananı yok. Herkes biraz kırılır, biraz alınır, biraz da "Ben neye yarışıyorum?" diye içinden geçirir.
İşin ironik tarafı şu:


Kıyaslama yapılan her şey aslında ilişkiyi değil, beklentiyi büyütür. Beklenti büyüdükçe de hayal kırıklığı profesyonel sporcu seviyesine ulaşır.

Kapanış Seremonisi İlişkiler aslında olimpiyat değil, mahalle maçı gibi bir şey.
Kuralları esnek, hakem yok, bazen saçma ama eğlenceli.
Ama biri sürekli "Bak karşı takım ne güzel oynuyor" derse… Maçtan zevk almak yerine herkes tribüne bakmaya başlar.
Ve o anda oyun biter.



BUNU BİLİYOR MUYDUN?

ABD'de bir hırsız, soygun yaptığı mağazadan polisler kovalarken aracıyla takla attı. Araç ters dönmüş haldeyken, polisler olay yerine geldiğinde hırsızın araçtan çıkıp koştuğunu gördü.
Polis "Dur!
Kovalamaca devam ediyor!" diye bağırdı.
Hırsız koşmaya devam ederken arkasına dönüp "Acelemi var, sonra görüşürüz abi!" diye bağırdı.
Yakalandığında polise "Kazayı yaptım, araç pert oldu, ben de 'vakit nakittir' deyip koştum" dedi.


GülüYorum

@Miragami İki saattir Alman ve Çinli arkadaşıma kınadığını yaşamadan ölmezsin konseptini anlatmaya çalışıyorum, kınamanın neden kötü olduğunu bi türlü anlayamadılar.. kültür duvarı aşılmıyor.

TAKVİM UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN