-Şu mavi balıklar ne kadar?
-Abi o balık 20 lira.
-Kilosu mu?
Kilosu mu dedi ya hahaaa....
"Zincirlikuyu bu yöndeki son duraktır." Yaşlı teyze: "Hepimizin son durağı orası be yavrum." Yolcular iptal tabi.
Arkamızda da sürekli feys de feys tivitır da tivitır fotoğraflarından bahseden muhtemelen liseli ağırlıklı bi grup var. Kahvaltıcı aşırı kalabalık, bi gürültü bi kıyamet.
Bu arkamızdaki grup da sağa sola koşturmaktan perişan olmuş garsonlardan birini çağırdı.
Gelişen muhabbet:
- Buyrun ne istemiştiniz?
- (Kameralı telefonu uzatarak) ya bizi çeker misineeez?
- Sizi şu an hiç çekemem, aşırı yoğunuz da.
Hayatımda duyduğum en güzel kinayeydi galiba lan.
Orta yaşlı bi amca tık nefes bakkala girer:
- Benim karı buraya geldi mi?
- Yoo?
- Hah iyi, ekmek falan alırsa bana yazma!
- Niye?
- Karı başkasına kaçmış...
(Tek derdin bu olsun be amcam)
- Yaş kaç?
- 84 seninki?
- 81
- Sen daha çocuk sayılırsın be...
- Nasıldı abi Teoman'ın şarkısı vardı?
- Hangisi?
- Bişey yapan bişey yapan...
Diye hani...
- Hangisi ya??
- Ya hani şey gibi, Palandöken palandöken...
- Gönülçelen o be geri zekalı...
YILIN ANISI
Fransız çocuğun Yozgat şivesi
Ekşi sözlükte geçen bir konu beni çok güldürdü. Bu komik olayı sizinle paylaşmak istedim.
Çalıştığım iş yerinin Fransa'da yaşayan Türk ortağı ve ben, işini yaptığımız firmanın sahibi tarafından yemeğe davet edildik.
Ertesi sabah erkenden dönecek olmam ve sıfır Fransızca nedeniyle pek sıcak bakmamama rağmen, Türk ortağın "Bu şekilde bir jesti reddetmen yanlış anlaşılır'' uyarısı ile adamın evine gitmek zorunda kaldım. Ev lüks bir semtte ve gayet güzel bir bahçesi olmasına rağmen oldukça sade döşenmiş bir evdi. Fransızların meşhur, yemekten önce şarabı, yemek şarabı, yemek sonrası şarabı üçlüsüne takılıp, ara sıra hem onların hem de benim pek iyi olmayan İngilizcemizle iletişim kurmaya çalıştık. Koltuklara geçip kahvenin tadını çıkarırken, salona 4-5 yaşlarında bir çocuk girdi. Sarışın, mavi gözlü, annesinin kopyası sevimli bir çocuktu.
Aile orada olmasını istemiyordu.
"Piyer hemen odana" gibi çocuklar duymasın vari cümleler kurduklarını tahmin edebiliyordum.
"Oh mami no'', "pağlevisyon, televizyon'' gibi cümlelere, ailesinin, "Noğğ Piyeğ televizyon zamanı değil şimdi'' diye yanıt verdi. Neyse bu sevimli çocuk, beni fark etti ve; "Mami bu amca kies?'' diye sorarak yanıma seğirtti. Aile tedirgin oldu ama ben hemen onunla oynamaya başladım. Bebe ile gayet iyi anlaştık. Hatta ben koltuktan yere indim bebenin arabaları ile oynuyorum. Arabasını koltuktan aşağı sallayıp yere çakılması temalı, salak çocuk oyunlarından birini oynarken, araba yere çakıldığında çocuk "hobereyyy'' gibi bir ünlem çıkardı. ben şaşırmama rağmen belki de evrensel bir 'hobarey' vardır diye çok takılmadım. Biraz sonra çocuğa dikkatli bakınca yüzündeki kırmızılıkları fark ettim. kızamık mızamık endişesi ile aileden kimse yokken patrona "Ne olmuş bu çocuğun yüzüne kırmızı kırmızı?'' diye sordum ve hayatımın en dumur cevabını aldım. Aynen şu şekilde; "Zuccuk yediydim gabarcık oldum'' Cevabı patron değil çocuk vermişti. Bir haftadır yaşadığım iletişim kaosu, bir anda beyin zangırdamısı geçirtti bana dona kaldım.
Patron halimi görünce gülme krize girip kahveyi burnundan çıkardı. Meğer çocuğun yaklaşık 3 aylıktan bu yana Yozgatlı bir üniversite öğrencisi bakıcısı varmış. Kız üniversite okumasına rağmen Türkçesi ailesinin Türkçesi gibi kalmış. Geçen haftada Türkiye'den gelen sucukları bebeye yedirince, bebe baharattan alerji olmuş. Sarışın mavi gözlü Fransız çocuğu Piyer, enşante, ekute, pağlevisyon derken "Zuccuk yediydim gabarcık oldum'' dedi ya.
BEST OF AlkışlıYorum
* 4 senedir profesyonel kick box yapıyorum. Hani şu güdümlü, attı mı hedefi vuran anne terliğine karşı hala bir teknik geliştiremedim.
* Sene 2002, üniversitede hazırlık kursu ilk dersteyken babamdan gelen mesaj: ''Bırak telefonu dersi dinle!'' Şok olmuştum vallahi.
* Geçtiğimiz gün durakta benimle birlikte otobüs bekleyen teyze, cep telefonuyla eşine bulunduğu yeri tarif ediyor : "Karşımda cami var, iki tane de minaresi var, arkamda da çöp bidonu var, üstünde Büyükşehir Belediyesi yazıyor." Eğer amca onu bu tarife rağmen bulabildiyse, teyzenin bir yerlerine gprs takılı olduğunu düşüneceğim.
* Ailecek televizyon izlerken üst komşu küçük oğlunu göndermiş. Çocuk anneme ''X teyze, annem dedi ki, bari haberleri açsınlar da, biz de dinleyelim'' Biz de kırmadık, açtık. Ailecek çok iyi niyetli olduğumuzdan, televizyonları bozuk sandık. Yüksek sesten dolayı bize laf soktuklarını anlamamız çocuğun ikinci gelişinden sonra oldu.
* Eğer otoyol gişelerinde elindeki oto teybini kart okuma cihazına tutan birini görürseniz; bilin ki teybine sıkışan CD'yi KGS kartı ile çıkarmaya çalışmıştır, kartı teybin içine kaçırıp çıkaramamıştır. Gişelere gelince çıkmayan kart yerine "Ya okursa" deyip teybi yerinden çıkarmıştır, tehlikeli biri ya da salak değildir, sadece şanssızdır... Ve o kişi ben değilimdir, alakam yoktur...
* Dönülmesi kolay bir virajı; Anadol pikapla alamayan, savrularak üç takla attıktan sonra dört teker üzerine düşen ve gururlu bir tavırla yanında oturan yengeme dönerek "Dua et; başkası olsa kurtaramazdı!" diyen bir amcam var...
* Güneş girmiyor ve rutubetli diye taşındığım evde şimdi bir doktor oturuyormuş. Atalarımın önünde saygıyla eğiliyorum.
ÇEK Bİ FIRT
Yolda bir kaza olmuş, iki araba birbirine geçirmiş. Neyse arabaların birinden bir avukat çıkmış, diğerinden ise bir doktor.
Önce avukat: Geçmiş olsun, bir şeyin var mı diye sormuş.
Doktor: Önemli bir şey yok, ufak tefek sıyrıklar var, demiş. Avukat arabadan bir içki çıkarmış ve doktora: Çek bir fırt rahatlarsın.
Doktor: Sağ ol, demiş ve biraz içtikten sonra:
- Sen de alsana, demiş.
Avukat: Yok ben polisler geldikten sonra alacağım.
EYVAH
Kamyon şoförü soluk soluğa karakola girdi: Bu bölgede siyah bir inek var mı?
Polis: Yok Şoför: Siyah bir at?
Polis: Yok Şoför: Siyah çoban köpekleri?
Polis: Yok Şoför: O zaman papazı ezdim..!!!
ARAŞTIRMA
Avrupa'da yapılan bir araştırma sonucunda Fransız erkeklerinin gece, hangi sebepten yataktan çıktıkları ortaya çıkar:
-Evlerine gitmek için..
İNCE
Şişman bir hanım otobüse binmekte zorlanıyor, arkasında duran Temel hiç oralı olmuyor.
Kadın: İnce biri olsaydınız yardım ederdiniz, deyince Temel:
-Siz biraz ince olsaydunuz penum yardumuma ihtiyacunuz olmazdi.
BOŞANMA
Yolda rastlamışlardı birbirine:
-Boşandığını duydum, çok üzüldüm. Sebebi neydi?
-Hiç... Bir gün karıma çoraplarının kırışmış olduğunu söylemiştim de.
-Ee! Ne var bunda?
Ayrılmak için bir sebep değil ki?
-Sen öyle zannet, dostum. Meğerse o gün karım çorap giymemiş de..