ÜLKEDE her şey birbirinin içinden geçiyor, insanların içinden neler geçiyor kim bilir.
Kimileri korkunun küreklerini çekiyor kimileri çilenin kralını.
Malı götürenler fiil çekiminde, "zenginiz, zenginsiniz, zenginler!" Not: Pandemiyi fırsat bilen ahlaksız tüccarlar insanları bile mal gibi gördüler.
Oysa ne zenginler gördü bu ülke, zenginleştikçe alçak gönüllü kalan, gösterişi yasaklayan. Gerektiğinde toplumsal sahnelerde görünen, ceketinin astarını değil insanlığını gösteren.
Güzel yıllardı o yıllar! Sonradan görmeler bu kadar çok değildi.
Kalite zenginliğimizi de kaybettik, onurlu yoksulluğun beslediği asaleti de.
Ağzındaki karanfili düşüren insanlar, yere düşenleri kaldırmayı da bıraktıktan sonradır ki çok şeyleri kaybettik aslında.
Babalarının elinden tutup tiyatroya götürdüğü çocuklar, kendi çocuklarını televizyonlardan koruyamadı.
Güzelim Türkçemizi kim bozdu?
Tiyatrolar mı dizi bataklığındaki televizyonlar mı?
Otobüslerde büyüklerine yer veren çocukların ahlakını kim bozdu?
Sefertasıyla provalara giden onurlu tiyatro sanatçıları mı paradan başka hiçbir şeyi olmayan dizi yıldızları mı?
Allah'ın bizlere bahşettiği vicdanı da kültüre saygıyı da kaybettik.
Bir ülkede akıl ve sanattan çok servete değer veriliyorsa bilinmelidir ki orada keseler şişmiş kafalar boşalmıştır.
Aşk üstüne sohbetler de kalmadı artık, çeyiz sandıkları şehvet sandıklarıyla yer değiştirdi, o yüzden bir gecede el değiştiriyor ilişkiler.
Haram paralı enayilerin nafakaları "şehvet borsasında" üst düzeyden işlem görüyor.
Çocuklarımıza ilham verilen bir dünyayı işaret ediyorum. Geç kalınan her durak çocuklarımızın ömründen alacak ama hala geçtiği durakları bile fark edemeyen anne babalar var.
Bazı çiçekler öldüklerinde saçar kokularını. Yumurta kapıya gelince ayaklanan korkuların da o yüzden hükmü yok.
Ülkede parayı bulmaktan başka amacı kalmayanlara bakıyorum da belli ki hepsinin acelesi var.
Parayı bulan adaleti ve asaleti kaybetse de kendisinde olmayanı kaybetmek kayıp sayılmıyor!
Alçalmak ancak dalgalara aşık olan martılara yakışır! Üç kuruşluk çıkar uğruna alçalanlara "alçak" deniyor ama bu ülkede alçaklık bile ayıp sayılmıyor!
Mutluluk Takvimi
Kendine iyi davran.
Işığı takip et karanlığı değil.
Cam kenarında kahve iç.
Yanlışı vicdanınla sorgula.
Spor yap.
Bildiğini okur
Hayat her zaman
Özür diliyorum
Aşktan bu gece
Bazen olmayınca
Olmaz bilirsin
İnsan aşka bile kıyar
Yeri gelince
Artık düşünme
Bazen ayrılığa bile
Gözün gibi bakılmalı
Sakın üzülme
İnsan yıkılacaksa bile
Bizim gibi yıkılmalı
Gidiyorum
Öpmeden gözlerinden
Aşkım sana emanet
Gidiyorum
Günahları ben aldım
Sen hakkını helal et
Hakkı YALÇIN
Yazdıklarımızı anlayan da sağ olsun anlamayan da!
Bağışlamak
Sevgili dostum Turgay Demir, anılarına ve acılarına mahsuben "Maçor Bey" adlı bir kitap çıkarıyor. Turgay yürekli adamdır, "bu kitabın gelirini bir yardım kuruluşuna bağışlayacağım" dedi. "Darüşşafaka'ya bağışla" dedim, "ilkokulu yatılı okudum, yatılı çocukların durumunu da iyi bilirim, o kurumdaki vicdani yapılanmayı da." Sonra da insanların yardımlarını iç eden dernekleri işaret ettim. "Bu dünyadaki en büyük günahlardan biri bağışladıklarımızı bile çalanları bağışlamaktır!" Bu konuda hemfikiriz!