GEMİLER koca denizde niye çarpışır, niye batar bu kadar çok? İnsanlar nasıl bu kadar kolay ölür? Niye gömülür her biri denizin derinliklerine? Kaptan olmanın şartlarında aksaklık yaşandığı için mi? Yoksa koca denizde yol bulamadıkları için mi?
Bütün bunlara cevap ararken, bir yanımız 'gemiler sudan korkmaz' dese de öte yanımız "Titanik bile battı" gerçeğini inkar edemez.
Bizler gemileri şiirlere şarkılara konu ederdik, bazen dönüşü olmayan yolcular olurdu, bazen de hasretle kucaklaşan insanlar. Gemileri kapıya dayayan sevdalı insanlara baş eğerdik.
Çünkü usta bir kaptan karada da yüzdürürdü gemisini. Her şeyden önemlisi de 'gemici düğümü' dürüstlüğü, 'gemileri yakmak' cesareti tarif ederdi.
Denize açılan gemiydi hayat. Hangi denizin tuzunu aldıysa o yana kalkardı kağıttan gemilerimiz. Yetmedi, karpuz kabuğundan gemiler yaptık. Kimsenin kayığına binmedik.
Ölüm işaretli bayrağın asılı olduğu korsan gemileri filmlerde izledik ve hiç sevmedik. İncir çekirdeğini doldurmayan laflarla peynir gemisini yürütenleri de hiçbir zaman ciddiye almadık.
Sonra katil gemiler çıktı. İnsani gemilere bile saldıran alçakları gördük. Dev gibi uçak gemilerini isimleri konmamış bebeleri katletmek için Amerika'dan kaldırıp Gazze kıyılarına getiren cellatları gördük.
Uzay gemileri de yolda!
Meçhule giden gemilerde Yahya Kemal'i arasak da hiçbir şey aradığımız yerde değil artık. Olsun, bizler geçmişe kaldırıyoruz gemileri.
O gemiler ki hala yosun tutmadı.
O insanlar ki kimsenin dümen suyuna gitmedi. Yaşlı yüz hatlarında kaç gemi battığını da biliyorum acılı hikayelerini de.
Onların biri bile bugün yaşasaydı, "kalbine kır dümeni, sür de gidelim kaptan" derdim! Karpuz kabuğundan gemilerle, Gazze'deki bebekleri katleden kansızların karşısına dikilip!
Bizim çocukluktan kalma dönüş biletlerimiz var. 'Vakit yok gemi kalkıyor, çocuk ruhlu tek yolcu kalmasın' anonslarıyla bebeklere el uzatmayı da gemileri yakmayı da çocukken öğrendik.
MUTLULUK TAKVİMİ
- Yeteneğe değer ver güzelliğe değil.
- Yoksul çocuğa okul yardımı yap.
- Vicdanını yokla.
- Asla vazgeçme.
O miladım oy sevdalım
Sen çocukluk masalım
Oy vatanım oy toprağım
Ayak izim kumsalım
Sen dalgaların
Sahili dövdüğü
Kasabanın kızı
Ben ekmeğini
Taştan çıkaran
Toprağın oğlu
İki yeşil üzüm
İki çiğ tanesi
Yüreğimiz yara deniz
İki çakıl taşı
İki deli dalga
Gözlerimiz Karadeniz
Hakkı YALÇIN
İnsanların konuşarak anlatamadığını taşlar susarak anlatır.
Seyirci!
Akvaryumdaki balıklar "oltaya gelmedikleri için" denizlerdeki balıklardan talihli sayıyor kendilerini.
Oysa özgürlük; oltaya gelme ihtimaline bile karşı durabilmektir, ölene kadar yemlenmek değil!
Balıklar göç yollarını değiştirirken denizlerin kanunu da çoktan el değiştirdi. Kendi yanlışlarını bile kadere yükleyenler çocuklarına güzel bir dünya bırakmayı reddettiler, üstelik seyrettiler.
İyi bir film seyircisi o filmin içinden kendine ders olacak nice gerçekler çıkarır ama bizde şöhretlere kurban olanlar züppelerin ve pespaye kadınların ağzının içine düşer.
Kalkmayı da beceremezler!