SIRP kasabı Ratko Mladic için devlet töreni düzenleyen bir ülke, Hitler'in izinden yürüyen kansızlığın izlerini taşıyor demektir. Bosna'daki insanlık dramını seyreden Avrupa'nın bu manzarayı izlemesi de onlara yakışan bir tavırdır.
Dünya eski dünya değil, kanla besleniyor aldıkları canlarla. Filistin'de yapılanlar Avrupa'nın iki sırtlan ülkeye duyduğu sempati kadar, "kasaplık tohumlarına" verdikleri değerin de kanıtıdır.
Filistin'de bebelerin bile katledilmesine suskun kalmalarına hayret ettiğimiz liderlerin insanlığa gayret etmediklerinin sırrı da ortadayken, onlar birbirlerine yer gösteriyor. "Buyurun şeytanın kucağına!"
Sırp kasabına karşılık Gazze kasabı olmayı gurur sayan Netanyahu için uluslararası mahkemeden sözde tutuklama kararı çıktı. Aslına bakarsanız; "girdi çıktı yasası!" Böylesine bir insanlık düşmanına gözlerini kapayanlar, hala bu katliamın sürmesinden neden rahatsız olmuyorlar? Sırp kasabını besleyenler, Netanyahu'ya ses eder mi?
Birleşmiş Milletler diye bir kuruluş var. Yargılanması gereken sanık durumunda. Ne insanlık bilirler ne merhamet. Yılan derisinden birbirine dikilmiş bir ceketin içinde iki şeytan aynı adımları atarken, onlar seyretmekten keyif alırlar. Üstelik İsrail ve Amerika'ya kan pompalarken, karşılığında bir koyup bin alırlar.
Dünya kontrolden çıkıyorsa bilin ki onların işleri rayına girmiş demektir.
UEFA Orta Doğu'dan hiçbir ülkeye Avrupa'daki sportif yarışmalara katılma izni vermez ama İsrail için akan sular durulur. İsrail mi Avrupalı?
Neyin adaleti neyin kuralı? Üstelik böylesine insanlık dışı suçlar işleyen bir ülkeye karşı! Hayattan çok ölümün, insanlıktan çok zulmün sözü geçerken gönül zenginliği eski bir masaldır. Bizler kundağa sarılması gereken bebeklerin kefene sarıldığı bir dünyayı da sevmedik, kör şeytanların vitrinden inmediği dünyayı da.
Bir "hayal tamircisi" olarak, cümlelerimin arasında kullanmak üzere keyifli satırlar arıyorum bulamıyorum. İnsanlara umut kredisi verecek bir banka bulmak da mümkün değil. İnsanlık için yapılan tanımlamalar cellatların ve paranın karşısında kendinden geçerken, "o güzelim yıllar ne çabuk geçti" diyorum. Sırp kasabından da Gazze'de bebelere kıyarken el ele tutuşan şeytanlardan da iğreniyorum.
MUTLULUK TAKVİMİ
Umudunu asla yitirme.
Şarkı söyle sesini kaydet.
Denizi izle.
'Bana ne' deme.
Adresimi bulmuş
Kurşun mu ok mu
Hala durup bana
Meydan okuyor
Kırık kalpler için
Reçeten yok mu
Onu unutturman
Çok mu zor doktor
Nasıl acıtıyor
Kalbimi bilsen
Keşke bu yaramı
Gösterebilsem
Gözleri saçları
Nasıldı dersen
Senin de canına
Okurdu doktor
Hakkı YALÇIN
Düşürülen böbrek taşını bile pazarlayana yeni moda tüccar denir!
Nostaljik
Postacılardan gelen mektupları özleyenler teknolojik alışverişlere ilgi duymazlar. Albümdeki siyah beyaz fotoğraflar onlara aittir, o yüzden renkli yalanlara da inanmazlar göz boyayan reklamlara da! Onlar bir ayakkabının otomobilden değerli olduğunu bilir. Onların "bir sıkımlık canı olduklarını" düşünmeyin, onlardaki dirençtir birçok şeyi ayakta tutan!