CANLI YAYIN

Yaralı kuşak

Eklenme Tarihi 23 Ocak 2010
Üniversite yıllarımda, Milliyet Gazetesi'nin karanlık odasında film yıkıyordum.
İhtilal döneminin en önemli haberlerinin filmlerini.
Yasaklanmış haberlerin, basılması imkansız fotoğraflarına şahidim.
***

Bir mahkeme salonu.
Verilen kararlar sonrasında marş söyleyen delikanlılar.
Karşı saflarda darbe hukukunun fotoğrafları...
Kırılan kalemler.
Ölüm kararını marşlarla karşılayan gençleri susturmak için, ellerini o insanların boğazına kelepçe gibi takan inzibatlar!
Ve çekilen fotoğraflara uygulanan sansür!
(Verilen karardan gocunmayanların, fotoğraflardan utanması, bizim zaferimizdi aslında...)
***
Yüzlerce kitap okumuş delikanlıların, analarının ömrünü verdiği gençlerin, darağaçlarına bu kadar kolayca gönderilmesi, aklımdan hiç çıkmamıştır.
Onları yaşatsaydık, bugünlerin yaşanmayacağına adım gibi eminim.
***

Bazen mazi kefil olmaz geleceğe.
Bugün kefen giyen işçilerin çaresizliğine, kıllarını kıpırdatmayanlar.
Ülkenin nereye gittiğini bile sorgulamayanlar.
12 Eylül öncesinin ve sonrasının, işkence gören, asılan, ya da hapishanelerde çürütülen delikanlıların, geride kalanlarıdır.
Yaralı kuşağın birinci derece yakınları.
***

Bugün harp oyunları adı altında, her gün biraz daha güvenini yitiren kurumları gördüğüm zaman.
Makas değiştirmiş trenlerin, bir daha geri dönüşü olmayan bir yolculuğa çıktığını hissettiğim zaman.
Hep aynı soruyu soruyorum kendime.
"Katledilen 68 ruhu, bu ülkeden intikamını mı alıyor?" diye.
***

Ve bu yeni ülke düzeninde, filmi başa sarıp sarıp düşünüyorum.
O çocukları önceden verilmiş kararlarla darağacına yollayanları getiriyorum gözlerimin önüne.
Ben sorguluyorum.
"O yargıçlar, kendi günahlarına kırmalıydı kalemlerini."