Tuhaf cesetler var, yüzlerinde pudra, gözlerinde irin. Olan bitenlerin kendilerine ödeteceği bedeli biliyorlar. O yüzden panik halindeler. Temsil etmeyi reddettikleri insanlık, katlettikleri bebekler, bombaladıkları minik öğrenciler onların peşini asla bırakmayacak! Bunu da biz biliyoruz.
Tuhaf cesetler var, ağızları lağım çukuru! Altına kaçırdıkları cümlelerin üzerinde tepinirken, "sigorta şirketi olsam İranlı liderlerin sigortasını yapmam!" diyorlar. Katlettikleri gezegende kendilerini ölümsüz zannediyorlar da bu dünyada yatacak yerleri yok. Elindeki karton bardak titriyor. Korkularıyla yaptıkları kontratı da biz biliyoruz.
Tuhaf cesetler var, ne kadar aynılar ne kadar ayna! Politik isimleri Trump ya da Netanyahu! Gerçek isimleri "Siyonist, iblis, şeytan, pedofili!" Düşünsenize biri başkan olmuş ama en iyi arkadaşı sübyancı Epstein! Delilleri karartmak için o sübyancıyı hapishanede yakan biri dünyayı mı yakmayacaktı! Yıllardır bebekleri katletmenin hayaliyle büyüyen diğer şeytanın, Hitler'e duyduğu hayranlığın altından bir insan mı çıkacaktı?
Tuhaf cesetler var, öldür öldür nereye kadar. Bilmiyorlar ki hayatın da sırları var. Belki atacak bombaları bitmemiş olabilir ama arkalarına bile bakmadan kaçarken atacakları kaç adım, yiyecekleri kaç hamburger kaldı? Onu da biz biliyoruz.
Tuhaf cesetler var, aşağılık cellatlar öldürdükleri bebeklerin fotoğraflarını duvarlarına asıyorlar. Kirli bir filmin yönetmen koltuğunda otururken, başkalarının yaşam koşullarını belirliyor, yeryüzünde yaptıkları yetmezmiş gibi gökyüzünü de aşağı çekeceklerini zannediyorlar. Oysa gelecek programı da biz biliyoruz.
Tuhaf cesetler var, yaptıkları her hamlenin karşılığı da var. Bombalarına karşılık çocuk uçurtmaları. Yaptıkları yanlarına kalmayacak. O uçurtmaların da kuşlarla birlikte çektiği görüntüler var. Onların da yayın saati gelecek. Bekliyoruz!
Tuhaf cesetler var, su katılmamış ruh hastaları. Kuyrukları kenetli olsa da ikisi de lanetli. O yüzden büyük resmi görmek gerek. İnsanlık ruhu onlara karşı durma pozisyonu aldıktan sonra tersine işleyecek zaman, yerin yedi kat dibine kadar. Şimdiden hırıltılı bir sesle homurdanıyor cehennem; "nerde kaldı bu iblisler?" diye. Korkudan etleri birbirine yapışırken, katlettikleri bebeklerin hesabını vermeden nereye?
"Cansız" görüntüleri de o zaman biz izleyeceğiz!
Sinema sanatı
Yeşilçam filmlerinde bizim çocukluğumuz oynuyor. Sahnelere bakıyorum nasıl da samimi, konuşma diline bakıyorum, Türkçe harika. O filmlerdeki şarkıları dinlerken, şimdiki zamanı elimin tersiyle itiyorum. Telgrafın tellerine konan kuşları resimliyorum, kadınlara ve çocuklara silah doğrultan teknolojik bitirimleri değil. Her şey istediğimiz gibi olmadı ama istemediğimiz şeylerin bu denli itibar görmesi hiç gerekmezdi!