"Sen özgürlüğüne kavuştun mu?" diye sordu bana. "Hayır" dedim, "Hala oksijenle karbondioksit arasında sıkışmış bir varlık olarak, ruhum da özgür değil bedenim de!"
Taş deyip geçmedim, çünkü bir taşın bile felsefesinin olduğunu küçükken öğrendim. Bir taşın durduğu yerde canının sıkılmadığını biliyorum. Bizlerin konuşarak anlatamadıklarını onların susarak anlattığını da. "İki taş birbirine vurulduğunda çıkardığı sesle, iki insanın birbirini vurduğu anda çıkan sese bakın, aradaki farkı görürsünüz" dedi. "Ayrıca biz birbirimize sürterek ateşinizi keşfettik. Siz birbirine sürtünerek dalkavukluğu keşfettiniz!" Güngörmüş bir hali vardı. "Bizler altımızda saklanmış hazinelere bile göz ucuyla bakmayız. Sizlerin üç kuruşluk çıkar için başınız dönüyor."
Kendini beğenmişlik sezgimi belirttim de. "Adım çıkmış" derken, yine bir taşla kaç kuş vurduğumun hesabını istedi benden. Utandım! "Gökdelenler kuruyorsunuz, ne kadar yükseğe çıkarsanız o kadar aşağılıyorsunuz insanları. İnsanın yaratılışında bu kadar kibir yoktu." Sabır taşının çatladığını düşündüm! Attığı taşlara bakınca!!!
Taştan bir kitabın sayfalarını aralıyordu sanki. "Beni nerede nasıl kullanacağınızı iyi biliyor ve ifade ediyorsunuz. Mezarınızın üzerinde olunca asil, ayağınızın altında olunca basit bir taş öyle mi?"
"Kendinizi fazla akıllı sanmayın" dedi. Aklınızda tutamadıklarınızı bile ben tuttum. Unutmak istemedikleriniz için benim üzerime çentik attınız. Mağaralarınızın duvarlarındaki yazıları ben yazdım, elleriniz değil." Kumdan bir çocukluğun izleri taşıyor gibiydi."Merak etmeyin sizler gibi geveze değilim" dedi. "Sadece dinlerim. Sırtınızı bana yaslayıp dinlenirken bile..." Ve asıl meseleye geldi. "Sizlere o kadar sadığım ki, ölünüzü de beklerim. Dirinizi de."
Zaman akıp giderken, muhabbetin can alıcı noktasına uzandı. "Bir gün ateş ve buz gibi buluşacağız. Merak etmeyin üzerinizi ben örteceğim ama yine de üşüyeceksiniz. " Ve noktayı koydu. "Kibirle, küstahlıkla başınız göğe ermiyor. Diğer insanların hayatına hayat kattıysanız, harama el uzatmadıysanız, mezar taşınıza adınızı yazdırmanıza bile gerek yok. Biz yazarız!"
Trafik katliamı
Her sabah gazeteye gelirken, E-5'den Balmumcu'ya girişteki emniyet şeridi üzerinde park eden 34 JM 30 79 önderliğinde servis araçları var. Bütün gün orada park edip, trafiği katlediyorlar. Ve ne yazık ki, bir yıldır süren bu trafik katliamına dur diyen bir yetkili yok.
Mutluluk Takvimi
Gerçek sanatçıya değer ver.
Yaptığın işten keyif al.Beni aşkın yaşatır
Canım var can içinde
Hala titriyor içim
Gözlerim kan içinde
Nerdesin şimdi nerde
Çare bulunmaz derde
Anılar orta yerde
Şehir duman içinde
Özlerim deli gibi
Hasret sarar içimi
Sen de sevmiştin beni
Evvel zaman içinde
Hakkı YALÇIN