Gençlik ateşini yakmayanların kulüpleri nasıl yaktığını en iyi biçimde milyonlarca dolarlık borçları ifade eder! O borçları ya biz öderiz ya çocuklarımız. Çünkü bu ülkede büyük kulüplerin bütün borçları vatandaşın eline bakar. Vatandaş da semt pazarında umutsuz gözlerle tezgaha bakar!
Neyse, bizim ülkemizde eleştirilerin hükmü yok. O yüzden Türk sporu adına tarihin en görkemli başarılarına imza atan kadın voleybolculara bakalım. Onları maçlarda tüküren, küfreden, acımasızca rakibinin bileğine basan futbolun cehalet sürüsünden ayrı tutalım. Kadınlar genetik olarak erkeklerden cesurdur. Onlardaki takım aşkını, sadakati ve gösterdikleri direnci ayakta alkışlayalım. Unutulmasın ki kadın voleybolcuların temiz elleri futbolun kirli ayak oyunlarına bin basar! Onların her birini ayakta alkışlayalım.
İzindeyken Dünya Kupasıyla ilgili yazamadım. İspanya, kupayı kazanırken kuralları lağveden FİFA denen şeytani kuruluşu da alt etti, hakemler tarafından apaçık korunan Arjantin takımını da. Arjantin'in arkasındaki güçler hayal ettikleri yağmayı pay edemediler. FİFA'nın zibidi başkanının salladığı kuyruk dünyanın her tarafından görüldü. O yüzden Filistinli çocuklar için bayrak sallayan kim varsa hepsine kurban olayım.