Yayılan haykırışların karşılığını beklerken, ağzımızı arıyorlar!
Savaşa önce anneler "hayır" der ama barış isteyen her harf suçlanırsa şaşırmam.
Bu çelişkiler ülkesinde.
Aslında savaş ruhu toplumun huzurunda.
Gencecik çocuklarımızın şehit ordusuna dönüşmesine alıştık.
Kadınlarımızın sokak ortasında silahla öldürülmesini, bilmem kaç bıçak darbesiyle katledilmesini yadırgamıyoruz.
14 yaşındaki öğrenci, okulda öğretmenini öldürecek kadar savaşçı ruha sahip.
Barış bilincinden uzağız.
Siyasetin hakaret içermeyen cümleleri yok.
Nasılsa kardeşlikte de güçlü değiliz artık.
Toplum bütünlüğümüz sizlere ömür.
Dünyanın bütün ülkeleri bizim savaşa girmemizden hoşnut olmayıp ne yapsınlar!
Ayrıca eski şövalye savaşları kalmadı.
Mertlik de kalmadı, dostluk da.
Borsada bizi yerle bir edecek savaş oyunları mevcutken, bilgisayar başındaki parmaklar, silah tutan ellerden güçlüyken, gücümüzü kendi ülkemizdeki huzura saklayalım.
Savaş ölüm yağmuru demek, yoksulluk demek, çaresizlik ve düşmanlık demek.
Bilinmelidir ki... Savaş tankları en çok çocukların kapısını çalar.
Savaş gemileri en çok çocuk parklarına bindirir. En çok anaları ağlatır.
Hiç yaşamadığına inanması için, insanlara bir savaş gerekiyor belki de.
Buyursunlar gidelim!
Suriye'ye girelim, Esad'ı alalım.
Gelirken Kandil'e de uğrayalım ama...
Ayrıca kimse merak etmesin. Yakamıza yapışan savaş, bir gün kapımızı çalacak.
Birbirimize yedirmek için bizleri!