CANLI YAYIN

Ölümün rengi

Eklenme Tarihi 18 Ekim 2009
Çocuktuk, denizlerin köpüklerini de öperdik, sokak köpeklerini de.
Karıncayı incitmezdik.
Allahn'ın kulları olarak, balıkların bile pullarını okşardık.
Her canlının yaşaması, başka canlıların göreviydi ya, ev ödeviydi bizde.
Denizler bizim için, evrenin en büyük giziydi.
Denizin rengi yeşildi, ölümün rengi siyah.
***

Gazeteler bir cinayet için kıyameti koparırdı.
Cana verilen bir değer vardı.
Tanımadıkları insanlar için bile ağıt tutardı büyükler.
Bizlerin elinde kağıt kalem, yaşamın resmini çizerdik.
Gökkuşağının bütün renkleriyle.
Gökyüzü maviydi, ölümün rengi siyah.
***

Ağaçları keserdi belediye başkanları, ciğerlerini sökerlerdi şehirlerin. "Bu topraklarda doğmamış çocukların hakkı var" diye isyan ederdi büyükler.
Belediye başkanları kimseyi dinlemezdi.
Bizler vicdanımızın sesini dinlerdik yatmadan önce.
Onlar bizlerin geleceğini kuruturdu da, bizler inadına geleceğin resmini asardık duvarlara.
Umutlarımız pembeydi, ölümün rengi siyah.
***

Biraz işçiydi ellerimiz, biraz şair.
Ellerin yağma için değil, namuslu işler için yaratıldığına inananlardandık.
Sevmediğimiz renkleri temsil ederdi hırsızlar.
Çakallar o zaman da koyu renk takım elbise giyerlerdi.
Onların belinde silah, bizim göğsümüzde karanfil.
Karanfilin rengi kırmızıydı, ölümün rengi siyah.
***

Tarihin sayfalarına koşan tayfalar olarak, insanlar yaşasın diye neler yapmadık neler.
Yanmaya hazırdık, çoğumuz yandı.
Yolumuzu kestiler, dilimizi kestiler.
Güneşe koşan insanların türkülerini söyledik inatla.
Güneşin rengi sarıydı, ölümün rengi siyah.
***

Ölüm ki, bizim için evrenin en büyük giziydi, sırrını çözdük.
Şimdi çakallar, şehirlerin her yanında, akbabalar üstümüzde.
Şimdi kara, kapkara bir ülkede her gün sayısız insan ölüyor da, kimsenin kılı kıpırdamıyor.
Ve bizler de kapımızı çalacak ölümü bekliyoruz.
Nereden ve nasıl gelecek diye.