Hayat bir yerde mutluluklar saçıyor, bir yanda hüngür hüngür ağlatıyor diye, kolay ölümlerin merkez üssünde bulunmamız şaşırtıcı değil mi?
25 insan bir cephanelikte toplanıyor da, hepsi havaya uçuyorsa...
İnsanlar ölümden kaçmak için, 61 kişi bir tekneye biniyor da, Ege Denizi onların umutlarına mezar oluyorsa.
Cinayetlere kaza süsü veriliyor olmasın.
Ahlar, vahlar arasında kendi siperimizde durmaktan başka ne yapıyoruz diye düşünüyorum bazen. "Birimiz hepimizi yalnız bıraktık.
Hepimiz bir olup, hayatın anlamını yolda bıraktık" desem, abartılı bulunur.
Sadece vicdanımıza dayanarak, sorguluyor muyuz böyle ölümleri?
Ya da kendimizi!
Açlıktan ölen insanlara borçlu olduğunu hisseden kaç kişi var aramızda?
Var edilmiş soysuz bir savaşın bizlerden aldığı gencecik insanlara borcumuzu, onları alkışlarla uğurlayarak ödediğimizi mi sanıyorsunuz yoksa?
Adaletsiz yere hapsedilen insanlara suskun kalmakla, borçlandığımızı biliyor muyuz?
Birbirimizi zora sokmayı yaşam felsefesi yapmanın geçerli olduğu bir dünya yarattık.
Oysa insanlığın ruhu birbirine bağlıdır.
Soralım kendimize.
Başkaları için neler yapıyoruz?
Yenilmiş ve güçsüz olana, hangimiz el uzatıyoruz?
Haram coşkuyu kucaklarken, helalinden bir el uzatıyor muyuz can veren gerçeklere?
Hayatın güzelliklerini hissetmek için elimizden geleni yapıyorsak da.
Ölümlerin öfkesini yatıştırmak için ne yapmamız gerektiğini bilmiyoruz.
İşin en acı yanı bu!
Belki de ölü olan, bizim hissetmeyen yüreğimiz.
Çığlıkları duymayan kulaklarımız.
Ne dersiniz!
* * *
SORUMLULAR!
Afyon'daki patlamada şehit olan askerlerin çoğu 20 günlük kısa dönem asker.
Üniversite mezunları.
Hayatlarında silah görmemişler.
Onların kolay ölümlerine bir sorumlu arıyorsak, 20 günlük çocukları silahşör yapma sevdasında olanlarda arayalım.
* * *
Haksızlık yapmak, haksızlığa uğramaktan daha acıdır.
* * *
Teröre ve kolay ölümlere hep birlikte dur dememiz için, önce ziyafet sofralarından kalkmalıyız.
* * *
8 Eylül 2012
Mutluluk takvimi
Gazetede günlük falını takip et.
Kan bağışı yap.
Bencil olma.
Hayatını sadece kendin üzerine kurma.* * *
Bu insafsız geceler
Anamı ağlatıyor
Aşkın verdiklerini
İnat geri alıyor
Hasret öperken saçımı
Seni ecel gibi bekledim
Kabul ederken suçumu
Affetmeni bekledim
İnatçı bir çocuk gibi
Saklanıyorsun
Nefes alamıyorum
Anlıyor musun
Bu kadar mı insafsız
Bu kadar mı zalimsin
Madem öyle
İkimiz de unutalım
Aşk bizi düşman bilsin
Hakkı YALÇIN