CANLI YAYIN

Annabel Lee

Eklenme Tarihi 03 Haziran 2026
Çocukluğumuzda hepimizin ezberinde bir şiir dururdu Annabel Lee. Edgar Allan Poe'nin bir deniz ülkesindeki sevdasının ölümsüz şiiri. En temiz duyguların, mahşere kadar sürecek özlemi. Senelerce önceydi, o zaman televizyon yoktu, gazeteler yürekliydi, insanlar gibi. Ülkemiz deniz ülkesiydi, limanlara rüya taşırdı gemiler. Sevda yüklü kervanlarımız vardı. Aşk, gecelik değil ömürlüktü.

***

Hayatın sırlarını bulduğumuz çok özel şiirdi Annabel Lee. Yerde bulduğumuz bir gazete sayfasını çömelip okumaktı. Sevdanın anadiliydi. O yıllarda su gibi ömürlüydü çocuklar, sofralar bereketli. Patiskaya gül işlerdi kadınlar, komşular birbirine kardeş bakardı.

***

Eski bir balıkçı feneriydi Annabel Lee, düşlerimizin geliniydi. Bizi mum gibi titreten yılların rehberi.
Camdan cama yaşanan aşkların ta kendisiydi. Geceleri sokak lambasından ilham almak, ıslık çalmak pencere önünde. Delikanlı düşlerin mahallelere egemen olduğu yıllar. Yazıp veremediğimiz mektupları taşların altına bırakmak!

***

Elmaya giren kurt elmayı çürüttü. Eve giren magazin aşkı öldürdü. Sosyal medyaya giren diller saygıyı kuruttu. Aşkın berbat temsilcilerini teşhir eden sistem ne şiirlerin sihrini bıraktı ne aşkların ölmezliğini. Şimdi beyaz zarf içinde fiyatı belirlenen gecelik ilişkilere bile aşk denirken, zibidi düşler deryasında boğuluyoruz. Şehrin arka sokaklarında kaybolan bir ömrün işçileriyiz. Sözlerin yalanı gözlerin yılanı itibar görüyor.

***

Bizler hala elle yazılmış mektupların ve eski güzel insanların özlemindeyiz. Ruhumuzun dalgalı istasyonlarından gelen şarkıları arıyoruz, veda buselerini zulamızdaki şiirleri, şerefli bir hayatın ahşap merdivenlerini. Ama görüyoruz ki her gece ihaneti dansa kaldırıyor şimdiki zaman.

***

Geçen zaman içinde insanlara güven duygusu kayboldu. Muhabbet bağları kurudu, dostluk bağlarının ipine un serildi. Yeni dünyanın kirletemediği sadece hayallerimiz kaldı. O hayaller denize bırakılmış şişe içinde mektuplar gibi ama çoktan bıraktık martıları denizleri. Şimdi çoban ateşlerini düşündüğüm zaman bir çobanın yalnızlığını özlüyorum. Onlar benim için çocukluk türkülerimin sözleri.


3 HAZİRAN 2026
Mutluluk Takvimi


İz bırakan eski dostları ara.
Vapura bin martılara simit at.
Asla tütün ürünü kullanma.

Canımın yarısıydın
Alnımın yazısıydın
Gidişine ağlamıştım
Dönüşüne sevinmedim
Aşk zamanla değişiyor
Ateş söndü kül üşüyor
Bir zamanlar göğsümde
Saplayıp unuttuğu
Hançeri o taşıyor
Biz bu yalan dünyanın
Yanan kulları
Bir of çeksek dağlar
Yerinde durur
Öyle sevdik diye
Hor görmesinler
Aşkın cennetinde
Yanmaktır gurur

Hakkı YALÇIN

Üstüne düşen kötülüğün karşılığını alan kendini niye sorgulasın!

O gün gelecek!

İnsan sonunu kaç kere yaşar?
Bir lokma ekmeğe muhtaç insanları görmezlikten geldiğinde mi? Sıra kendine geldiğinde mi?
Aynaya boş bakan gözlerde mi?
Batırdığı ocakların geride bıraktığı izlerde mi? Her şeyden önemlisi; yaptığı zulümlerinde ve kırık kalp ölümlerinde mi?
Nietzsche'nin sözü; "yaşama karşı sorumluluğumuz daha yücesini yaratmaktır daha alçağını değil."

TAKVİM UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN