Ana sınıfı öğretmenine, sınıfın ortasında silahını çekiyor ve ateşliyor.
Öğretmen kadının bedenine giriyor kurşun.
Minik öğrencilerin menzilinden çıkıyor.
Dersimiz patlama!
Oysa tomurcukların patlama mevsimindeyken.
O çocuklara çiçeklerin açmasındaki sihri öğretmek yeterliydi.
Ama müdür yardımcısı olmakla, eğitmen olmak aynı kapıya çıkmıyor.
Öğretmen yaralanıp yere düşüyor, öğretmen yaşıyor.
Adam silahı tekrar ateşliyor, silah ateş almıyor. Adam cebinden bıçağını çıkarıyor ve 3 bıçak darbesi.
Çocukların gözlerini de, göklerini de kanla boyuyor.
Dersimiz katliam!
Bayramlarda kesilen kurbanları bile seyredemeyen çocuklar, şimdi korkuyu sayacaklar bir ömür boyu.
"1 bıçak, 2 bıçak, 3 bıçak."
Ne kadar toplasalar, nedenlerin içinden de çıkamayacaklar.
Sonuçların içinden de.
Adam bütün bunları sınıfın ortasında yapıyor.
Minik öğrencilerin gözleri önünde.
Ve minik öğrencilerden biri, kanlar içindeki öğretmeninin yanına diz çöküp, öğretmen Derya Çakır için yalvarıyor.
"Derya ölme!"
Ve sınıftaki bütün çocuklar, bu cümleyi sahipleniyor.
Dersimiz insanlık!
Katil, kendi yüreğinin kanına batırmışken ellerini. Çocukların yürekleri de, elleri de Allah'a uzanıyor. "Ölme öğretmenim."
Çocuklardan biri, eve gittiğinde annesine olayı anlatıyor.
"Öğretmenimin boynundan salça aktı."
Çocuk aklı işte.
Ama gerçeği ertesi günü okula gittiklerinde öğrenecekler.
O görüntü, şimdi onların tarihinde kayıtlıdır.
Yarından sonra, ya o çocukların sağlıklı büyümelerine izin verecekler.
Ya da yaratılan tahribatın resimlerine katlanacaklar.
Onların eğitimi, diğer çocukların eğitimine benzemeyecek çünkü.