CANLI YAYIN

Nefsi müdafaa

Eklenme Tarihi 16 Kasım 2011
İlk maçta oynaşanlara inat, dün gece futbol oynamaya çalışan bir milli takım vardı sahada.
Dünkü direnci, öldü sanılıp yolun ortasına bırakılan takımın, kendini onarması saydım.
Ayrıca da, takımın içindeki gerçek virüsleri teşhir etme mücadelesi.
Takımda olmayan virüsleri.

* * *

Maç boyu Hırvatistan'a baktım, sünepe bir duruşları var.
Oyunu kendi alanlarında kabullenirken, ilk maçtaki sonucun güvencesine sığınmışlar sanki.
Milli takımın özellikle sol kanat bindirmeleri, rakip kale önünde aksiyonlu sahneler yaratsa da, final sahnelerinde beceriksizlik hakim.
Kazım "bu takımda işim yok" diye bas bas bağırıyor.
Ne olursa olsun, iliklerine kadar mücadele eden bir takım var.
Demek ki diyoruz, milli takımın görünmeyen bir yüzü de varmış.

* * *

İsmail'e baktım, Hakan Balta'yı cebinden çıkarır.
Kemik gibiydi.
Serkan'a baktım, dağınık Sabri'den de, ayakta duracak hali olmayan Gökhan Gönül'den de çok daha yararlıydı. Ömer Toprak'a baktım.
Başlangıcı, sonumuza armağan oldu.
Bugüne kadar böyle bir adamı saklamakla, takımın içindeki ağalara teslim olmak arasında gezinen Hiddink, dün gece giderayak kartvizitindeki teknik adamlığı mı hatırladı?
Ne yazık ki, pişmanlık yasaları futbolda işlemiyor.

* * *

Sonuç ne olursa olsun.
Bu bir nefsi müdafaadır.
Adam kayıran takım ruhunu unutturan Hiddink gibilerine...
Kendilerine ağa süsü veren züppe futbolculara, o formayı giymenin sorumluluğunu hissetmeyenlere karşı duruştur.
Dün geceki futbolcular, ilk maçtaki paçoz mücadeleye inat, kendilerini dirençli mücadeleyle şereflendirdiler. Çünkü en kutsal meydan okumadır direniş.