BİR karıncanın sırtında nehri geçebilmek, bir anne gibi sevebilmektir aşk.
Bundan 12 yıl önce o aşkı yaşayan bir kadın tanımıştım, o zamanlar 55 yaşındaydı.
Anlattıklarına mahsuben "Kadavra" başlıklı bir yazı yayınlamıştım da aşkın insanı yıllar sonra bile harekete geçiren yanını görmüştüm.
Kahramanlardan biri ölmüş olsa da o aşkı yaşatan bir "kalan" vardır, aşk eski bir yalan sayılsa da!
***
O günkü yazıyı bir kez daha yayınlama ihtiyacı duydum.
"Kadın 55 yaşında, hiç evlenmemiş. 30 yıl önce yaşadığı aşkın izlerini taşımış ömür boyu. Bundan bir süre önce, gençliğini geçirdiği mahalleye düşüyor yolu. Anıları depreşiyor, 30 yıl önceki sevdiği adam aklına düşüyor.
***
İstanbul Kadıköy'de çay bahçesindeki garsona soruyor, "falanca bey buralarda yaşıyor mu?" "Ben yeniyim abla" diyor garson, "yan tarafta ganyan bayii var oraya sorun." Kadın ganyan bayiine giriyor, tesadüfen sevdiği adamla ortak arkadaşlarından birini karşısında buluyor ve sorusunun cevabını alıyor. "O öldü." Kadın gözyaşlarına boğuluyor ve bir zamanlar sevdiği adamın nasıl öldüğünü merak ediyor.
Arkadaşı durumu anlatıyor, "Bodrum'da bir tartışmada başına bir darbe almış sokakta ölüsünü bulmuşlar." Ve dramatik noktayı koyuyor, "galiba kimsesizler mezarlığına gömmüşler."
***
Kadını dürten bir duygu var ki meselenin peşini bırakmıyor. İzmir'de oturan bir arkadaşını arayıp durumu anlatıyor.
Arkadaşı "olamaz" diyor, "Bodrum'da kimsesizler mezarlığı yok." Arkadaşının içine bir ateş düşüyor, "sakın bu adamı Ege Üniversitesi'ne göndermesinler!" Seven kadın şaşkınlıkla soruyor.
"Üniversiteye niye gönderirler ki?" Aldığı cevap hüzün verici;
"kimsesiz ölüleri oralarda kadavra yaparlar."
***
Kadın fena oluyor ama yüreğinin işaret ettiği yolda izleri sürmeye devam ediyor.
Telefonla Ege Üniversite'sinde bir doktora ulaşıyor durumu anlatıyor.
"Evet" diyor doktor, "burada o isimde biri var. Biz sahipsiz ölüleri 1 yıl ilaçlı suda bekletir, sonra kadavra yaparız. Aradığınız kişinin kadavra olmasına 8 gün kalmış." Film gibi yani. Üstelik cenazeyi de ancak ölünün soyadını taşıyan bir yakını alabilir.
Kadın yine ortak arkadaşlarına gidiyor ve sevdiği adamın balıkçılık yapan amcasının oğlunu buluyorlar.
Hemen biletler alınıyor ve kadavra olmasına 3 gün kala cenaze Ege Üniversitesi'nden alınıp toprağa veriliyor.
***
Bu meseleden çıkan sonuç: Sevdiği insanın yaşarken tenine batan kıymığın acısını hisseden, o insan ölmüş olsa da kesilmesine izin vermez.
Bunun adı aşktır!
Kimsesizliğin final sahnesinde bile "ben varım" demektir!
Ayrılığa esir düştü sevgim
Ben de yenildim aşka
Hangi yasayı çiğnedim
Seni sevmekten başka
Yalan değil canım yandı
Böyle yanmam bir daha
Sen adımı anmıyorsan
Ben de anmam bir daha
Sana vermediğim
Bir gururum kaldı
Yeter bu sevgiden
Çektiğim günahım
Bana ah etmekten
Bıkmadın mı hala
El açtığın Allah
Benim de Allah'ım
Hakkı YALÇIN
MUTLULUK TAKVİMİ
Merdivende önündekini geçmeye çalışma.
Çevreye duyarlı ol.
Yoksul insana gıda yardımı yap.
Delilerin bıraktığı işaretlerin anlamı derindir.
KELEBEK!
Kelebekler kendilerine yeten ömrünü asil bir şekilde tamamlar.
Gözleri paradan başka bir şey görmeyenlere böyle düşünceler komik gelir. "Derdimiz kelebek mi yani?" Evet, bizim derdimiz kelebekler, çiçekler, kuşlar hele bahar gelince Bizim gibiler çocukluğunda bir kelebeği ellerinden tutup gezdirmek istemiştir.
Bu duygunun ne olduğunu bilmeyenler bizi anlayamaz. Bizler onlara yazmıyoruz zaten!