BU haftayı futbol kalitesinden ziyade bireysel zenginlikler gösterisi olarak tanımlamak gerekiyor. Takımı tek başına sırtlayan Osimhen başka bir gezegenin futbolcusu sanki. Bu adamın kendinde olanları açığa çıkarması için rakibin hata yapmasına gerek yok.
Olması gereken yerde gözlerini bile hırsla kaleye dikiyor. Olmaması gereken yerde kale önünde top çıkarıyor. Dev dalgalar gibi yükselirken rakibini de sarsıyor ağları da. Ama bir adamın bu kadar yükü nasıl taşıyacağını merak ediyor insan. Çünkü o da bir insan!
Fenerbahçe'de Oğuz Aydın'a baktım da verdiği harika mücadele bir yana, attığı golde ekran başındaki izleyiciler bile ayağa kalkmıştır eminim!
Formasına saygılarını sunan delikanlıda yedek kalmanın yan etkileri yok ama her şekilde bu takımda yeri var.
Gerçek bir golcü girdiği pozisyonların hakkını verir. Çorumspor maçındaki Vlahovic'i gördükten sonra, diğer takım kalecilerine 'karşınızda kimi görmek istemezsiniz?' diye sorulsa verilecek cevaplarda iki kişiden biri; 'Vlahovic' diyecektir. Bir futbolcunun kısa zamanda formanın emrine amade duruşu varsa, o adamın takıma katacağı çok şey vardır. Dünyanın tanıdığı bir adamın kendini "takdim etmesinin" sadece yetenekle değil, saygıyla ve emekle de ilgisi vardır.
Her ne kadar sahada yalnız bırakılsa da Salah benim için futbol sanatçısı. İzlediğiniz filmde görmek istediğiniz oyuncuyu her sahnede aramak gibi. Böyle bir adamı futbol değil arkadaşları çaresiz bırakır ancak. Futbola saygı duyanlar da onların peşini bırakmaz.